ÖMER FARUK BİNGÖL

Türkiye ekonomisi yeniden dengelenme yolunda toparlanmasını sürdürürken, özellikle reel sektör tarafında yaşanan gelişmeler dikkatle takip ediliyor. Bu süreçte, reel sektörün borçluluk seviyesinin ve geri ödeme kabiliyetinin sürdürülebilir olması önem arz ediyor. Daha sağlıklı şartlarda finansman temini ve katma değerli üretim, istihdam, ihracat odaklı bir strateji öne çıkıyor. Yeni dönemin şifrelerini ise “yüksek kaldıraçlı işlemlerin disipline edilmesi, finansman temininde reel karşılıkların bulunması ve gelirlere göre borçlanma” oluşturuyor. Aslında bu reçete, katılım bankacılığının çalışma prensiplerinde bulunuyor. Sektörün duayen isimlerinden Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan ile bu konuları konuştuk.

‘KATILIM’ DAHA DAYANIKLI

Bugün yaşanan sıkıntıları değerlendiren Ufuk Uyan “Finansal mühendisliklerle üretilen ürünlerin bir altyapısının bulunmaması ve gerisinde bir varlık olmayışı spekülatif bir işlem izlenimi uyandırıyor. Biz bu tür işlemlerin içinde yer almamayı tercih ediyoruz” dedi. Katılım bankacılığının varlığa dayalı bir bankacılık türü olduğunun altını çizen Ufuk Uyan “Bizim yaptığımız işlemlerde muhakkak alım satıma konu bir mal, üretime konu bir makine olması gerekiyor. Katılım bankacılığı tarafından bu şekilde uygulanan mekanizmaların krizlere karşı daha dayanaklı olduğunu birçok defa net olarak gördük. Çünkü fiktif işlem yok, muhakkak bir dayanak varlık var. Bugün olduğu gibi faizlerin arttığı bir dönemde faizsiz finans prensibiyle çalışan katılım bankacılığı tampon görevi görüyor. Çünkü işlem daha önceden o günün şartlarına göre yapılmış. Onun ödemelerinin değiştirilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Örneğin katılım bankacılığında müşterimiz iki yıl vadeli bir finansman aldıysa bunun ödemeleri sabit olup, maliyeti hiç değişmiyor. Bu da ciddi bir güven ve koruma sağlıyor” diyerek, katılım bankacılığının yaşanması muhtemel olumsuzluklara kalkan vazifesi gördüğünü vurguladı.
Son dönemde reel sektörün borçluluğundan sıklıkla bahsedildiğini hatırlatan Ufuk Uyan “Malum, bankalar BDDK tarafından regüle ediliyor. Bir bankanın 100 lira öz sermayesi varsa bunun ancak 25 lirasını kredi olarak verebiliyor. Bir sınırlama var. Sigorta şirketleri de regüle ediliyor. Hatta bugün Sigortacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan bahsediliyor. Fakat reel sektöre borçlanma konusunda standart getiren, denetleyen bir yapı yok. Bir firmanın bizden veya herhangi başka bir bankadan alabileceği toplam borç miktarına dair bir standart bulunmuyor. Bugün yaşanan sıkıntılara baktığımızda artık reel sektörün de borçlandırılması konusunda bir standarda ihtiyaç duyulduğu çok net şekilde anlaşılıyor. Kuveyt Türk olarak biz bu çalışmayı ve denetimi kendi bünyemizde yapıyoruz. Firma bize finansman talebinde bulunduğu zaman bilanço yapısına bakıyoruz, sermayesine bakıyoruz. Eğer yetersizse ‘Sermayenizi artırabilirseniz biz de size fon tahsisi sağlayabiliriz’ diyoruz. Firmaların borç, öz kaynak ve kaldıraç oranlarına yönelik bir şeffaflık olması gerekiyor. Daha fazla borçla iş yapmak isteyen firmalara daha fazla sermaye artırma ve öz kaynak koyma şartı getirilmeli. Sermayesi az olan bir şirketin, bankalardan sermayesinin 20-30 katında borç istemesi makul bir talep değil. Belirttiğim gibi şirket ne zaman sermayesini artırır, biz de buna göre talebini yeniden değerlendiririz. Ayağını yorganına göre uzatan müşterilerimizin her zaman yanındayız” dedi.

KALDIRAÇ MAKUL OLMALI

Dünyada birçok ülkede sektörüne göre kaldıraç oranlarının belli olduğunu hatırlatan Kuveyt Türk Genel Müdürü Uyan “Bu kaldıraç oranlarının üzeninde borçlanmaya müsaade etmiyorlar. Türkiye’de bugün çok yüksek kaldıraç oranlarıyla iş yapmaya çalışan firmalar var. Sektörde bir fırtına estiğinde, en çok etkilenen yüksek kaldıraç oranlarıyla iş yapan firmalar oluyor. Firmanın cirosu kadar banka borcu var. Sıkıntıların büyük çoğunluğu buradan kaynaklanıyor. Bunun yanında döviz varlığı olmamasına rağmen döviz borcu alan firmalarımız oluyor. Dolar tarafında yaşanan artıştan bu firmalar oldukça fazla etkilendi. Firmalara dövize endeksli kredilerde sınırlama getirilmesi konusunda geçen yılın mayıs ayında alınan kararla önemli bir adım atıldı. Bu ve bunun gibi tedbirlerle çalkantılı dönemleri daha kolay atlatabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

İnovatif ürünlerimizle KOBİ’lerin yanındayız

KOBİ’lerin ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerini belirten Genel Müdür Ufuk Uyan “Piyasaların içindeyiz, sürekli reel sektörle birlikteyiz, onların ihtiyaç duyduğu ürünleri geliştiriyoruz” dedi. Bu alandaki uygulamaları hakkında bilgiler veren Ufuk Uyan, şunları anlattı:

Tedarikçi Finansmanı ile, tedarikçilere vadesinden önce parayı tahsil etme avantajı, alıcıya da esnek ödeme kolaylığı sağlıyoruz. Bu sistemde, tedarikçiye ödemeyi bankamız yapıyor. Bu sayede bir an önce üretime başlayıp siparişlerini teslim edebiliyor. Alıcı firma da vadesi geldiğinde ödemesini bankamıza yapıyor. İkisi de zor durumda kalmadan faaliyetini sürdürebiliyor.
KOBİ’lerimize şubeye gitmeden, internet veya mobil vasıtasıyla finansman kullanma imkânı veren Online Finans Sistemi ile de destek oluyoruz. İki ay ödemesiz dönem ve 24 aya varan esnek ödeme planı çıkarabildiğimiz sistemden, tüzel müşterilerimiz yararlanabiliyor. Finansmanı TL cinsinden sağlanan bu hizmette, komisyon oranlarımızla ciddi avantaj sunuyoruz.
Benzer şekilde bir ilk olarak CebimPOS hizmetini sunduk. Bu uygulamayla akıllı cep telefonlarını POS’a dönüştürerek, esnaf ve KOBİ’lerin kolay, masrafsız şekilde tahsilat yapabilmelerine imkân tanıyoruz. Banka fark etmeksizin tüm kredi kartı ve ATM kartlarından ödeme kabul edilmesini sağlayan CebimPOS; hızlı, pratik ve güvenli kullanımıyla dikkat çekiyor.