Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle ve beraberindeki heyeti Vahdettin Köşkü’nde kabul etti. TİM, ekonomide reform süreci başlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, yeni ihracat seferberliğine ilişkin yol haritasını ve eylem planını sundu.
İsmail Gülle, ihracatta başlattıkları yeni seferberlikle ilgili beklentilerini sıralarken şunları kaydetti: “Dış ticaret rejimi ve kambiyo rejiminin; şeffaf, anlaşılır olması, çok sık değil az ve öz değişiklik yapılması. Sürekli yükselen değil öngörülebilir bir kur seviyesi için, piyasa dinamikleri ile eş zamanlı yürüyen bir ekonomi yönetimi. Güveni tesis eden yeni bir yaklaşım. Eximbank ve ihracatın finansmanını sağlayan kurumlara sürekli destek ve kaynak sağlanması. Ülkemizin tedarik ve dış satım imkânını artırılabilmesi için, etkin ve rekabetçi bir lojistik ağı. Merkez Bankamız ve kamu bankalarıyla sürekli koordinasyon içinde olmak, ayda bir kere karşılıklı görüş alışverişinde bulunmak. Dijital altyapı ve otomasyon sistemleri ile ilgili olarak acil yatırımların yapılması. Hedef, dünyada en çok ihracat yapan ilk 10 ülkeden biri olmak.”

“ÖNÜMÜZDE FIRSATLAR VAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan da kabulde şunları söyledi: Türkiye, yeni küresel, siyasi ve ekonomik düzende gücünü ve etki alanını genişletmek için her türlü fırsata, imkâna ve altyapıya sahiptir. Geçtiğimiz 18 yılda ülkemizi demokrasi ve kalkınma temelli politikalarla geliştirmiştik. Şimdi önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek için yine aynı yolu kullanacağız. Beklentileri tespit ederek, eksikleri tamamlayarak, yanlışları düzelterek yeni dönemin ihtiyaçlarını karşılayıp Türkiye’yi bir yükseliş trendine sokacağız. Bunu da ülkemizdeki her kesimle en başta da iş dünyamızla yakın diyalog, iş birliği ve uyum içinde gerçekleştireceğiz. Her şeye rağmen salgın sürecini gelişmiş ülkelerin dahi önünde yönettiğimiz açıktır. Milletimizin sağlığı ile ekonomimizin ihtiyaçları arasındaki en ideal dengeyi bularak yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Hem salgının yol açtığı sıkıntılar hem attığımız siyasi ve askerî adımların sebep olduğu rahatsızlıklar, bizi çok daha dikkatli ve aynı zamanda kararlı politikalar izlemeye yöneltiyor. Küresel, siyasi ve ekonomik güç dengelerinde ancak 100 yılda bir görülebilecek bir değişimin yaşandığını artık herkes kabul ediyor.