Çözüm evde başlıyor! 2.000 çocuk hastalıkları uzmanından acil tedbir çağrısı
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan ve çocuklar tarafından gerçekleştirilen katliamlar, Türkiye’de büyüyen tehlikeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Çocuk sağlığı uzmanları, bu olayların münferit olmadığını, aksine derinleşen bir toplumsal krizin işareti olduğunu vurguluyor. Antalya’da devam eden Türk Pediatri Kurumu’nun 61. Ulusal Kongresi’nde konuşan uzmanlar, “Artık çocuklar yalnızca şiddetin mağduru değil, aynı zamanda toplu katliamların da faili haline geliyor. Bir an önce tedbir alınmazsa tehlikeli bir noktaya gidiyoruz” diyerek çarpıcı uyarılarda bulundu.
- 2.000 çocuk hastalıkları uzmanı, çocuklarda şiddetin arttığına ve önlem alınmazsa tehlikeli bir noktaya gidildiğine dair uyarıda bulundu.
- TÜİK verilerine göre 2023-2024 yılları arasında suça sürüklenen çocuk sayısı %13,3, mağdur çocuk sayısı ise %6,8 arttı.
- Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, çocukların birbirine uyguladığı fiziksel şiddetin artmasının sevgi ve ilgi eksikliğinden kaynaklandığını ve sevgisiz büyüyen çocuğun şiddeti öğrendiğini belirtti.
- Kasapçopur, eskiden 'kim daha çalışkan' yarışının olduğunu, şimdi ise 'kim daha güçlü, kim daha baskın' anlayışının öne çıktığını ifade etti.
- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gizem Durcan, suç işleyen çocuk kavramına bakarken çocuğun geçmişine, maruz kaldığı ortamlara ve aile ilişkilerine de bakılması gerektiğini, güvenli aile ilişkisi, okul desteği ve erken müdahale eksikliğinin çocukları şiddete daha açık hale getirdiğini vurguladı.
ZİYNETİ KOCABIYIK'IN HABERİ - Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur’un paylaştığı veriler. tablonun vahametini ortaya koyuyor: Türkiye’de güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısı son bir yılda yaklaşık yüzde 10 arttı. Suça sürüklenen çocuk sayısındaki artış ise TÜİK verilerine göre 2023 ile 2024 yılları arasında yüzde 13,3’e ulaştı. Mağdur çocuk sayısı da yine aynı dönem içinde 6,8 oranında yükseldi. 2025 verileri ise henüz açıklanmadı. En dikkat çekici artışın ise “yaralama” gibi doğrudan fiziksel şiddet içeren suçlarda yaşandığı belirtiliyor. Çocuk kaynaklı şiddetin temelinde sevgisizliğin ve ilgisizliğin yattığını ifade eden Prof. Dr. Kasapçopur, “Çocukların birbirine karşı uyguladığı fiziksel şiddetin bu kadar artması, sevgi ve ilgi eksikliğinin ne kadar derinleştiğini açıkça gösteriyor. Sevgisiz büyüyen çocuk, şiddeti öğreniyor ve onu bir ifade biçimi olarak kullanmaya başlıyor” değerlendirmesini yaptı.
DİJİTAL DÜNYA SUÇA TEŞVİK EDİYOR
Prof. Dr. Kasapçopur’a göre bu artış tesadüf değil. Şiddetin artık hayatın her alanına yayılması, çocukların maruz kaldığı riskleri büyütüyor. Sosyal medya, dijital oyunlar ve dizilerdeki yoğun şiddet içerikleri çocuklar için adeta bir “öğrenme alanına” dönüşmüş durumda. Siber zorbalık ise yeni nesil bir tehdit olarak öne çıkıyor. Çocukların dijital ortamda yönlendirilmesi, hatta suça teşvik edilmesi ihtimali uzmanları endişelendiriyor.
ÇÖZÜM POLİSİYE DEĞİL, ÖNCE BİZ KENDİMİZİ DÜZELTELİM
“Toplum olarak büyük bir kırılmanın içindeyiz” değerlendirmesini yapan Prof. Dr. Kasapçopur, “Eskiden çocuklar arasında ‘kim daha çalışkan’ yarışı varken, bugün ‘kim daha güçlü, kim daha baskın’ anlayışı öne çıkıyor. Bu değişim tesadüf değil; yetişkinlerin davranışlarının, medyanın dili ve toplumdaki genel şiddet eğiliminin bir yansıması. Trafikte, sokakta, evde gördüğü şiddeti çocuk birebir öğreniyor. O yüzden çözüm yalnızca polisiye önlemler değil; toplumu iyileştirmek, iyiliği övmek, şiddeti ise her düzeyde reddetmekten geçiyor. Çocukları korumak istiyorsak, önce toplumun dilini ve davranışlarını değiştirmek zorundayız” dedi.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağllığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gizem Durcan ise sorunun çok boyutlu olduğuna dikkat çekiyor. Ergenlik döneminde beyin gelişiminin tamamlanmamış olması, dürtü kontrolünün zayıf olması, psikiyatrik sorunların fark edilmemesi ve aile içi iletişim eksikliği şiddete eğilim riskini artırdığını aktaran Durcan, “Ancak en kritik noktalardan biri çocuğun öğrenme biçimi. Çocuklar en çok taklit ederek öğrenir. Eğer bir çocuk evde ya da çevresinde şiddetin sorun çözme yöntemi olarak kullanıldığını görüyorsa, bunu normalleştirir ve kendi davranış repertuarına ekler. Bu yüzden ‘suç işleyen çocuk’ kavramına bakarken yalnızca eyleme değil, o çocuğun geçmişine, maruz kaldığı ortamlara ve ilişkilerine de bakmak gerekir. Öte yandan güvenli aile ilişkisi, okul desteği ve erken müdahale eksik olduğunda çocuklar şiddete daha açık hale geliyor” değerlendirmesini yaptı.
ÇOCUKLARI NASIL KORUYACAĞIZ?
Dr. Gizem Durcan çocukları şiddetten koruyabilmek için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralanıyor:
· Çocukları sevgi ve ilgi dolu bir ortamda büyütmek
· Fiziksel, sözlü ve duygusal her türlü şiddetten uzak tutmak
· Çocuğu görmezden gelmemek, ihmal etmemek
· Dijital dünyada ne yaptığını takip etmek, sosyal medya kullanımını denetlemek
· Şiddet içeren içeriklere (oyun, dizi, video) maruziyeti sınırlamak
· Çocuğa doğru rol model olmak, şiddetin çözüm olmadığını davranışla göstermek
· Aile içinde güvenli ve açık iletişim ortamı kurmak
· Çocuğun yaşadığı sorunları paylaşmasını teşvik etmek
· Çocuğu yargılamadan dinlemek, duygularını anlamaya çalışmak
· Akran zorbalığı ve siber zorbalık konusunda bilinçlendirmek
· Okul ve rehberlik servisleriyle iş birliği içinde olmak
· Davranış değişikliklerini erken fark edip gerektiğinde uzman desteği almak
· Çocuğa sınır koymak, her istediğini yapmanın “ilgi” olmadığını bilmek
· İyi davranışları övmek, şiddeti ve kötü davranışı net şekilde reddetmek
· Çocuğu sosyal, sağlıklı ve destekleyici ortamlara yönlendirmek
