Depremler sürecek mi? Sındırgı için uzmanlardan art arda açıklamalar
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde peş peşe yaşanan depremler sonrası uzmanlar bölgedeki sismik hareketliliğin “deprem fırtınası” niteliği taşıdığını belirtiyor. Mevcut veriler kısa vadede yıkıcı bir deprem beklentisine işaret etmezken, vatandaşların resmi uyarıları dikkate alması isteniyor.
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde dün meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremin ardından bugün de 4,1 ve 4,2 büyüklüğünde iki sarsıntı kaydedildi. Bölgedeki sismik hareketliliği değerlendiren uzmanlar, artçıların deprem fırtınası niteliği taşıdığını belirtirken, mevcut verilerle kısa vadede yıkıcı bir deprem beklentisi olmadığını vurguladı
Son depremler ardından gündeme geldi! Android deprem uyarı sistemi nasıl çalışır?
BALIKESİR’DE DEPREMLER SÜRECEK Mİ?
Jeolog Prof. Dr. Okan Tüysüz ise Balıkesir ve çevresinde yaşanan sismik hareketliliğin birikmiş gerilimin sonucu olduğunu söyledi. TGRT Haber canlı yayınında konuşan Tüysüz, bölgede bugüne kadar 22 binden fazla depremin kaydedildiğini hatırlatarak, yaşanan sürecin Türkiye’de zaman zaman görülen ve “deprem fırtınası” olarak adlandırılan dönemlere benzediğini belirtti. Artçı sayısının 22 bini aşmasının dikkat çekici olduğunu dile getiren Tüysüz, mevcut veriler ışığında bölgede yıkıcı ve büyük çaplı bir deprem beklentisinin bulunmadığını vurguladı. Depremlerin nedenine ilişkin araştırmaların süreceğini belirten Tüysüz, bu çalışmaların 1–2 yıl alabileceğini, ancak mevcut sarsıntıların büyük bir depreme yol açmayacağı kanaatini taşıdığını ifade etti.
ÜŞÜMEZSOY’DAN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME
Yer bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy da sarsıntının Sındırgı fayının güneydoğu ucunda meydana geldiğini belirtti. Yaz aylarında da aynı bölgede benzer depremlerin yaşandığını hatırlatan Üşümezsoy, depremin yeni bir fay hattını tetiklemediğine dikkat çekti. Üşümezsoy, “Bu fay başka bir faya atlamadığı için ciddi bir risk görmüyorum. Rutin şekilde devam eden bir sismik hareketlilik söz konusu” dedi. Bu tür depremlerin büyük bir kırılmaya yol açmayacağını vurgulayan Üşümezsoy, 6,5 büyüklüğünde bir deprem oluşturacak bir durumun bulunmadığını söyledi.
SÖZBİLİR’DEN KRİTİK FAY AÇIKLAMASI
İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir ise 5,1 büyüklüğündeki depremin bölgedeki gerilimi önemli ölçüde azalttığını ifade etti. Sözbilir, Sındırgı’daki ilk depremin 10 Ağustos 2025’te meydana geldiğini hatırlatarak, 167’nci günde yaşanan son depremin ardından artçı sayısının 25 bini geçtiğini söyledi. AFAD istasyonlarıyla bölgedeki sismik hareketliliğin saniye saniye izlendiğini belirten Sözbilir, saha çalışmalarında Sındırgı’nın güneyindeki dağlık kesimde yaklaşık 40 kilometre uzunluğa ulaşan ve “Emendere Fay Zonu” olarak adlandırılan çok segmentli aktif bir fayın haritalandığını aktardı.
Sözbilir, 10 Ağustos ve 27 Ekim 2025’te meydana gelen depremlerin ardından artçıların fay zonu boyunca güneydoğuya doğru göç ettiğinin saptandığını belirterek, 27 Ekim’de yaşanan 6,1 büyüklüğündeki ikinci ana şok sonrası stres birikiminin üçüncü segmente yoğunlaştığını ifade etti. Gece yarısı meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremin, bu segmentte beklenen bir sarsıntı olduğunu söyleyen Sözbilir, önümüzdeki süreçte artçı deprem aktivitesinin deprem fırtınası şeklinde sürmesinin beklendiğini kaydetti. Sözbilir, Sındırgı halkının resmi kurumların uyarılarını dikkate alması ve hasarlı binalara girmemesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanların değerlendirmeleri, Sındırgı ve çevresinde süregelen sismik hareketliliğin dikkatle izlenmesi gerektiğine işaret ederken, mevcut veriler doğrultusunda kısa vadede büyük ve yıkıcı bir deprem beklentisinin bulunmadığı yönünde birleşiyor.
NACİ GÖRÜR UYARDI: SINDIRGI’DAKİ DEPREMLER SIRADAN DEĞİL
Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, son dönemde Sındırgı çevresinde 4’ün üzerinde depremlerin artmasına dikkat çekerek, depremlerin yalnızca büyüklük ve merkez üssü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Batı Anadolu’nun “kaçma tektoniği” nedeniyle kuzey-güney doğrultusunda gerildiğini belirten Görür, Bozdağ Horstu’nun kuzeyinde kalan kabuğun horstun listrik fayı üzerinde kuzeye doğru hareket ettiğini söyledi. Bu hareketin graben ve çapraz grabenlerin oluşumuna yol açtığını ifade eden Görür, kabuğun bazı bölgelerde incelmesiyle magma yükselmesinin de görüldüğünü belirtti. Görür’e göre sağlıklı bir değerlendirme için depremin düzlemi, yönü, niteliği ve boyutunun da dikkate alınması gerekiyor.
