Emekli general babanın savaşı sonuç verdi! Dorukhan Büyükışık dosyasındaki "sır perdesi" aralanıyor
İzmir’de 2018 yılında bir inşaat şantiyesinde cansız bedeni bulunan 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın şüpheli ölümü, babası Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın iğneyle kuyu kazar gibi yürüttüğü hukuk mücadelesi ve Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesiyle tekrar Türkiye’nin gündemine oturdu. "Yüksekten düşme" denilerek kapatılmak istenen dosya, bir babanın dedektif gibi çalışması sonucu bugün "kasten öldürme" ve "delil karartma" operasyonuna dönüştü.
Tarih 13 Mayıs 2018. Yer İzmir'in Narlıdere ilçesindeki bir inşaat şantiyesi... 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın cansız bedeni bulunduğunda, olay kayıtlara "yüksekten düşme" olarak geçti. Ancak emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, oğlunun intihar etmiş olamayacağını haykırarak 8 yıl sürecek bir adalet nöbetine başladı.
Acılı babanın bir dedektif gibi iz sürerek gün yüzüne çıkardığı kan donduran bulgular, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in "Hiçbir delilin karartılmasına müsaade etmeyeceğiz" restiyle birlikte, karanlık elleri deşifre eden dev bir operasyona dönüştü.
İşte o karanlıkta bırakılmak istenen cinayetin, bir babanın mücadelesiyle aydınlığa kavuşma süreci:
◼️13 MAYIS 2018: "KAZA" DENİLEN SIR ÖLÜM
TSK'da önemli görevlerde bulunmuş emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık, doğa yürüyüşüne çıktığı gece bir inşaat alanında ölü bulundu. Olay yerine gelen adli tıp uzmanı, 27 metreden düştüğü iddia edilen gencin vücudunda buna dair bulgu olmadığını rapor etse de dosya "yüksekten düşme" olarak işleme konuldu.
◼️31 AĞUSTOS 2021: DELİLLERİN KARARTILDIĞI TESCİLLENDİ
Baba Büyükışık’ın ısrarlı takibi sonucu, inşaat şantiyesindeki güvenlik kameraları ve bölgedeki MOBESE kayıtlarının olay gününe ait görüntülerinin "bulunamadığı" resmi raporlara girdi. Ankara Kriminal Laboratuvarı, görüntülerin silindiğini ya da hiç alınmadığını belgeledi.
◼️9 EYLÜL 2022: SORUŞTURMADA JANDARMA DÖNEMİ
Dosyadaki şüpheler ve delil karartma iddiaları üzerine soruşturma emniyetten alınarak jandarmaya devredildi.
Jandarma Kriminal, Dorukhan’ın cep telefonundaki parmak izlerinin silindiğini ve telefonun intihar süsü vermek için sonradan binanın 7. katına taşındığını tespit etti.
◼️14 MAYIS 2025: 7 YIL SONRA GELEN "CİNAYET" DAVASI
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın kasten öldürme olduğuna dair kuvvetli şüphelerle 5 şüpheli hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açtı. Dağcılık uzmanları, cesedin bulunduğu yere düşerek gelmiş olmasının imkânsız olduğunu, maktulün sırtına sert bir cisimle vurulduğunu belirledi.
◼️10 EKİM 2025: GÖREVİ KÖTÜYE KULLANAN KAMU GÖREVLİLERİ
Olay yerinde delilleri kararttığı ve kamera kayıtlarını sağlıklı incelemediği iddia edilen, aralarında bir emniyet müdürünün de bulunduğu 8 polis hakkında "görevi kötüye kullanmak" suçundan dava açıldı ve bu dosya ana cinayet davası ile birleştirildi.
◼️13 ŞUBAT 2026: KAN DONDURAN İTİRAFLAR
Duruşmada dinlenen bir tanık, Gökhan A. isimli şahsın kendisine "bir çocuğu inşaat demiri ve copla dövüp aşağı attığını, olayı intihar gibi gösterdiğini" anlattığını iddia etti.
Aynı gün adli tıp uzmanı G.B., cesedi ilk gördüğü yerin fotoğraflardaki yerle aynı olmadığını, cesedin gece boyunca yerinin değiştirildiğini itiraf etti.
◼️21 MAYIS 2026: BAKAN GÜRLEK TALİMATI VERDİ, 9 İLDE OPERASYON BAŞLADI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güçlü iradesiyle Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin devreye girdiğini duyurdu.
Yeni deliller ışığında, aralarında emniyet müdürü, komiser ve polislerin olduğu 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
Bakan Gürlek’in "Hiçbir dosyanın üzerinin örtülmesine müsaade etmeyeceğiz" sözleri, 8 yıldır evladının katillerini arayan acılı baba ve Türk adaleti için yeni bir dönemin kapısını araladı.
Bakan Gürlek’in açıklamalarının ardından dosyada son durum:
- Aralarında ilçe emniyet müdürü ve komiserlerin de bulunduğu 9 ilde 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi, 21 kişi yakalandı.
- Şüpheliler, kasten öldürme, suç delillerini yok etme ve yalan tanıklıkla suçlanıyor.
- Baba Ethem Büyükışık, 62 adli tıp uzmanının sahte rapor verdiğini ve toplamda 100’ün üzerinde kamu görevlisinin bu işe bulaştığını söyleyerek, "Devleti bu yapılardan temizlemeliyiz" dedi.
BABA ETHEM BÜYÜKIŞIK’IN KARARLILIĞI
Mücadelesini "Adaleti parçası olduğum Türk ulusunda aramaya karar verdim" sözleriyle özetleyen baba Büyükışık, toplamda 100’ün üzerinde kamu görevlisinin ve 62 adli tıp uzmanının bu sahteciliğe bulaştığını iddia ederek, "Ölene kadar peşlerindeyim" mesajını verdi.
Bugün TGRT Haber'e konuk olan baba Ethem Büyükışık, şu ifadeleri kullandı:
"Öncelikle Sayın Adalet Bakanımıza şükranlarımı sunuyorum. 8 yıldır devam eden bu soruşturma süreçlerinde kararlılık göstererek olayın üzerine gitti. Ve öncelikle bunu bir yıl öncesi bir kasten öldürme davası açılmıştı. Toplam 5 gece bekçisi vardı. Ve bu 5 gece bekçisinin dışında kalanlar hakkında bir başka dava açılmıştı. 8 polis memuru hakkında görev kötüye kullanma davası açılmıştı.
"POLİSLER VE BEKÇİLER SADECE TETİKÇİ, ŞİRKET SAHİPLERİ DELİLLERİ KARARTTI"
"Aslında bu polisler ve bu gece bekçileri olayın sadece tetikçileriydi. Bunların arka planında Münir Tanyer, Taylan Tanyer, (Tanyer Anonim şirketinin sahipleri) ve onlarla iş birliği yapan şirket yöneticileri, cinayet gecesi hep beraber olay yerinde bütün delilleri karartmışlardı. Ve oğlumun bedenine defalarca yer değiştirip intihar süsü vermeye kalkmışlardı. Aynı zamanda oğlumun cep telefonunu ve kontak anahtarını da defalarca yer değiştirmişlerdi. Ertesi gün soruşturmaya gelen olay yeri inceleme polisleriyle birlikte ve Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü ile birlikte, ki Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın bu işin tepesindedir. Henüz onun hakkında hukuki bir işlem daha başlatılmadı. Onun başlatılmasını bekliyoruz.
"34 KİŞİLİK POLİS EKİBİ SAHTE RAPOR TANZİM ETTİ"
"Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın, Başkomiser İsmail Köksal, ki kendisi şu anda sanık zaten ve bugün de ayrıca gözaltına alındı. Bunlarla iş birliği yapan olay yeri inceleme personeli toplam 4 kişi ve bunlara ilave olarak yaklaşık 34 kişilik bir polis ekibi hep beraber bütün delileri kararttılar, sahte raporlar, tanzim ettiler ve bu soruşturmayı akamete uğratmaya çalıştılar. Ama biz baştan beri haklı olduğumuzu biliyorduk ve bunun için de mücadelemizi sabırla sürdürdük. Yılmaz Tunç ve Akın Gürlek bizim itirazlarımızı dinledikleri anda olayın cinayet olduğunu gördüler ve o dönem kapatılan bir dosya için takipçilik kararını kaldırdılar ve kanun yararını bozma için Yargıtay Başkanlığı'na gönderdiler. Yargıtay oy birliğiyle bu takipçilik kararını bozdu ve arkasından soruşturmalar başladı ve davalar açıldı. Açılan davalar da yeterli yine ilerleme kaydedilememişti. Biz bunun üzerine önce tanık olarak dinlettiğimiz, bugün gözaltına alan şahısların mahkemede yemin ifadelerinin alınmasını istedik. Ve bu ifadeler alınınca bir hakikat ortaya çıktı.
"FİZİK KURALLARINA AYKIRI: 27 METREDEN DÜŞEN BİRİNİN PARAMPARÇA OLMASI GEREKİRDİ"
"Oğlum Dorukhan Büyükışık intihar etmemişti. Yüksekten düşmemişti. Oğlum Dorukhan Büyükışık bu gördüğümüz bölgede öldürülüp, daha sonra yukarıda şu hemen yukarıdan ikinci blokta C blokun önüne intihar etmiş gibi bir istinat duvarının üzerine bırakılmıştı ve kafası da demir korkulukların altına sokulmuştu. Bunun fizik kurallarına aykırı olduğunu ve oğlumun ayrıca bedeninde hiçbir iz olmadığını, kan damlası olmadığını, 27 metreden düşen birisinin paramparça olması gerektiğini ifade ettik. Ayrıca oğlumun kontak anahtarını almışlar, araçları açmışlar, delilleri silmişler, karartmışlar, sonra kontak anahtarını yerine koymuşlar. Sonra cep telefonunu almışlar. Önce arabasına götürmüşler. Ondan sonra çatı katına bırakıp intihar süsü vermişler. Bütün bunları kanıtlarıyla beraber biz ortaya koymuştuk zaten.
"19 KAMERANIN KAYDINI SİLDİLER, BEKÇİ KULÜBELERİNİ BİLE KALDIRDILAR"
"Bütün bunlara ilave olarak yayınlanan sahte resmi belgeler ve raporlarla inşaat şirketi sahipleri Münir Tanyer, Taylan Tanyer, İhsan Gökmen Ellez, Yiğit Aykurt, Cevdet Akay gibi yöneticilerin hazırladıkları sahte belgeleri, duruşma esnasında kendilerine sorduk. Bunları kim hazırladı? Onlar hep suçu birbirlerine attılar, "Benim haberim yok, başkası hazırlar" diye. Ama hep birlikte bunu yapmışlar. Şu yolun üzerinde gece kamera kayıtları vardı, kameralar vardı. 19 kamera vardı. 19 kameranın kayıtlarını komple ortadan yok ettiler. O da yetmedi. O gün ne olur ne olmaz bizi sorgularlar bu iş ortaya çıkar diye bekçi kulübelerini bile, inşaatın şantiye bekçilerinin kulübelerini bile kaldırdılar. Bütün bunların hepsini delilleriyle ortaya koyduk. Olay yeri incelemecilerin bütün delilleri kararttığını, yok ettiğini kendilerine gösterdik ve doğru olan belgeleri, bilgileri sunduk kendilerine.
"O PİS ELLERİYLE OĞLUMUN NAAŞINI GECE BOYUNCA TAŞIDILAR"
"Bu ahlaksızlar, utanmazlar yetmezmiş gibi oğlumu defalarca gece yer değiştirmişler. Oğlumun naaşını, o pis elleriyle oğlumun bedenine dokunarak yer değiştirmişler. Ve defalarca farklı yerlerde bulunmasını sağlamışlar. Bütün bunların tamamını biz delileriyle ortaya koyduk ve bugün de zaten operasyon başladı. İlk aldığımız bilgilere göre bazıları yurt dışına kaçmış. Bu yurt dışına kaçan polislerin ve sivil şahsın de en kısa zamanda buraya getirtileceğini umuyoruz. Olay organize bir suç örgütünün deşifre edilmesi.
"O EMNİYET MÜDÜRÜ VE ADLİ TIP BAŞKANI ALINMADAN BU OPERASYON YARIM KALIR"
"Şimdi size açık açık söylüyorum. Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın İzmir Limanı'nda bir yasa dışı iş yapıyor ve biz onun her gece orada kaldığını biliyoruz. Ev adresi Bornova, görev yeri Narlıdere, kendisi İzmir Limanı'nda kalıyor. Bu adam alınmadan bu operasyon yarım kalır, onun alınmasını diliyoruz. Bir de 62 adli tıp profesörü 5 kez sahte rapor üretti. Başta İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tokdemir bu adam alınıp içeriye atılmadan bu süreç asla adil bir şekilde sonuçlanmaz. Çünkü bu sahte adli tıp raporlarını hazırlayanların en başında Prof. Dr. Mehmet Tokdemir var. Lütfen bununla da ilgili işlemlerin süratle başlatılmasını temenni ediyoruz."
