Enver Ağabey yâd edildi! Hatıraları çok canlı, hiç unutulmadı
Gazetemizin kurucusu Enver Ören, vefatının 13. yılında Eyüpsultan’daki Yeni Dünya Vakfı’nda düzenlenen programla anıldı. Toplantıda yakın çalışma arkadaşları ve dostları, Ören’in hizmet anlayışını, çalışanlarına verdiği değeri ve eğitime katkılarını anlattı.
- Enver Ören, vefatının 13. yıl dönümünde Eyüpsultan Yeni Dünya Vakfı'nda anıldı.
- Çalışanlarına karşı cömertliği ve yüksek zam oranlarıyla hatırlatıldı.
- Genç yetenekleri cesaretlendirerek onlara gazete ve dergilerde önemli fırsatlar sundu.
- Akademik kariyerinden ayrılarak gazete kurma kararı aldı ve medya ile eğitim alanında hizmet odaklı bir vizyon benimsedi.
- Eğitime destek veren dergiler yayınladı ve sinemayı bile toplumsal hizmet aracı olarak gördü.
İRFAN ÖZFATURA - Gazetemizin kurucusu Enver Ören, vefatının 13. yılı münasebetiyle Eyüpsultan Yeni Dünya Vakfında yâd edildi. Mehmet Nuri Yardım’ın sunuculuğunu yaptığı toplantıda kürsüye davet edilen eski TGRT Genel Müdürü Resul İzmirli, “Enver Abi’yi hep güler yüzü ile hatırlıyoruz. ‘Bu müessesenin sendikacısı benim’ derdi. Müdür olduğum yıllarda %70 zam yaptı. Ben ‘Acaba yarısını ocakta yarısını da temmuzda mı yapsak’ dedim. Kasaya ciddi bir yük gelecekti. ‘Hayır abi %70’ini ocakta yapalım, temmuz için yeni bir zam verebilir miyiz araştıralım’ demişti” ifadelerini kullandı.
Ardından söz alan Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni İsmail Kapan, “Henüz fakülte yıllarında gazeteye yazılar yollardım. Beğenmiş, beni çağırdı. ‘Bunu sizin imzanızla yayınlayabilir miyiz?’ diye sordu. ‘Elbette efendim, sevinirim’ dedim. Beni o yaşta köşe sahibi yaptı, henüz çok gençtim ama güvendi” şeklinde konuştu.
HİZMET AŞKIYLA...
Yazarımız Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci ise “Hukuk Fakültesi talebesi iken Rahim Er Ağabey beni aldı Enver ağabeye götürdü. Her şeyi sorabiliyordum. Şahsi arşivini birlikte tasnif ettik, kendisi ve ailesi hakkında çok şey öğrendim ki vefatından sonra istendi, kitaba çevirdim. Aslen Yunanistan Yanyalılar. Babası küçük bir demiryolu müteahhidi bilge biri, annesi takva ehli. Babası öldüğünde 14 yaşında, tek çare askerî okul. Sonra fen fakültesine geçiyor. Kardeşlerine de bakmak zorunda. Hususi dersler veriyor, eczanede çalışıyor, geceleri Babıâli’de Sabah gazetesinde musahhihlik yapıyor. Sonra asistan oluyor, NATO bursu ile Napoli’de doktora hazırlıyor. Tam bitirmek üzereyken, Kuleli’den hocası ve kayınpederi ‘Bir gazete kuralım’ deyince istifa ediyor. Akademisyenlikten gelen gayret ile okuyucularımızı kütüphane sahibi yaptı. Türkiye Çocuk, İnsan Kainat, Tarih Medeniyet gibi dergiler çıkarıp eğitime destek oldu” dedi.
Daha sonra kürsüye gelen Yapımcı-Yönetmen Nazif Tunç, “Kurtoğlu filmini Enver Abi’yle yan yana seyrettik, çok ağladı. Duygusal bir film yaptığımızı zannettim. Meğerse ‘Elhamdülillah sinema yoluyla da hizmet nasip oldu’ diye şükrediyormuş” diyerek hatırasını anlattı.
Ardından söz alan Muamer Erkul da, “7 yaşında çizimler yollardım. Beğenir basarlardı. Türkiye Çocuk beni çiçek çikolata ile istedi. ‘Stop’ köşesinin adını bizzat Enver Abi koydu, bana sahip çıktı” ifadelerini kullandı.
