İsmail Yağcı Ağabey'i kaybettik
Gazetemizde uzun yıllar yazarlık yapan, TGRT için programlar hazırlayan tarihçi İsmail Yağcı vefat etti. Derin bir tarih bilgisi olan Yağcı, Osmanlıca kitabeleri, belgeleri okumakta zorlanmazdı. Yağcı'nın cenazesi bugün ikindi namazını müteakip İhlas Marmara Evleri 1. Kısım Camii’inden kaldırılacak.
Gazetemiz yazarlarından İsmail Yağcı vefat etti. Cenazesi bugün ikindi namazını müteakip İhlas Marmara Evleri 1. Kısım Camii’inden kaldırılacak.
Yağcı, 1941’de Kırşehir Mucur doğumlu. İlk ve orta tahsilini memleketinde yaptıktan sonra Kuleli Askerî Lisesine girdi. 1960’da Kara Harp Okulunu, 1961’de Muhabere (Haberleşme) okulunu, 1974’de İTİA (İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi) bitirdi. 1982 yılına kadar Türk Silahlı Kuvvetlerin muhtelif kademelerinde komutanlık yaptıktan sonra Millî Savunma Bakanlığı hesap müfettişliğine alındı.
Derin bir tarih bilgisi vardı, Osmanlıca kitabeleri, belgeleri okumakta zorlanmazdı. 1985’te kendi isteği ile emekli oldu, Rehber Ansiklopedisi'ni hazırlayan ekibe katıldı, TGRT FM ve TGRT Huzur TV’de programlar hazırladı.
TEK BAŞINA BİR ORDU
Programlarını sunmadan evvel anlatacağı mekânı kendi imkânları ile gezer, çevre halkı ve esnafla tanışır, zemini hazırlardı. Ona bir kameraman ve bir montajcı yeterdi. Çok iyi hazırlandığı için günde 5-6 bölüm sunabilir, mekân tanıtmakla kalmaz taşları konuşturur, zikrolunan zeminde geçen hadiseleri kendine has babacan üslubu ile anlatırdı. Halk insanıydı, bir bekçiyi, seyyar satıcıyı bazen bir çocuğu muhatap alır; onları programın içine katardı.
Türkiye gazetesinde her hafta Çınaraltı isimli bir köşe hazırlar, okuyuculara “Vay be bak bunu duymamıştım” dedirten mevzular aktarırdı. Anadolu çocuğuydu, ziraattan, hayvancılıktan anlardı. İhlas Vakfının vekâletle kestiği hayvanları o seçerdi, şöyle baktı mı sığırın kilosunu tahmin ederdi, kesilir, tartılır; onun dediği çıkardı.
BAHÇIVAN ZANNEDERLERDİ
Bitkilere karşı büyük bir ilgisi ve bilgisi vardı. İhlas Holding önündeki bahçeyi o tanzim ederdi. Eliyle dikip büyüttüğü manolya her sene aynı gün çiçek açar bundan büyük mutluluk duyardı. Bazıları da bizim bahçıvanlara tarih programı yaptırdığımızı sanırdı. Matbaacılığa karşı büyük bir hevesi ve merakı vardı, bilhassa forma tasnifi ve harmanlama hususunda ustaydı.
Eşini dostunu da alır gelir, dinî, millî kitapları hazırlarken muhteşem sohbetler yapardı. Televizyon çekimlerinin izin belgesi almak gibi (Diyanet'ten, vilayetten, emniyetten, vakıflardan, müzelerden) sıkıntılı bir tarafı vardı. Bunları bizzat takip eder, kapı çalmaktan, insanlarla tanışmaktan hoşlanırdı. Bakarlar ağır kamil bir albay emeklisi, ona zorluk çıkarmazlardı. Zaten bir süre sonra izlenme oranı arttı, talep onlardan gelmeye başladı. Kendisi ile yola çıkmak zevkti, kalınacak yerleri evvelce ayarlar, nerelere gidilecek, kimlerle konuşulacak, hepsi planlıydı.
Yemeyi yedirmeyi sever, iyi yer, iyi çalışırdı. Hayranları sadıktı, kaçırdıkları programın kasetini ararlardı. Rastladılar mı “İsmail Hoca'm” diye koşar, eline kapanırlardı. El öptürtmez, onlara arkadaşça davranırdı.
