Mansur Yavaş'tan 'mutlak butlan' açıklaması: Sükûnet çağrısı yaptı
Mutlak butlan kararı ile CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayı iptal edildi. ABB Başkanı Mansur Yavaş mahkemenin mutlak butlan kararının ardından yaptığı açıklamada sükunet çağrısına yer verdi. Yavaş, "Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız" dedi.
- Yavaş, kararın Türkiye'de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin baskı altında olduğunun bir göstergesi olduğunu belirtti.
- Kararın, ceza davaları sonuçlanmadan mahkemenin "seçime hile karıştırıldığı" yönünde kanaat oluşturmasının hukuk devletinde yeri olmadığını vurguladı.
- Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusundaki yetkinin Anayasa'nın 79. maddesi gereği Yüksek Seçim Kurulu'nda olduğunu hatırlattı.
- Yargı kararlarının siyasi partileri zayıflatma ya da bölme aracı olarak kullanılamayacağını ifade etti.
- Amaçlarının CHP'yi tartışmalar içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve ana muhalefeti etkisiz hale getirmek olduğunu öne sürdü.
- Bu sürecin Türkiye'ye faydası olmadığını, toplumsal kutuplaşmayı derinleştireceğini ve yalnızca iktidara yarayacağını belirtti.
- Gerilimi büyütmek yerine aklıselimle hareket edilerek partinin kendi iradesiyle kongre kararı alması gerektiğini söyledi.
- Böyle bir sürecin milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluk olduğunu ve kendisinin de dahil hiçbir partilinin bu sorumluluktan kaçamayacağını ifade etti.
- Birlik ve beraberliğe zarar verecek tutum ve söylemlerden kaçınılması gerektiğini, aksi takdirde kararları alanların ve tartışmaları büyütmek isteyenlerin amaçlarına ulaşmış olacağını belirtti.
- Bugün ihtiyaç duyulanın sadece CHP'nin kenetlenmesi değil, demokrasiye inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve vicdanda bir araya gelmesi olduğunu vurguladı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, partisine yönelik çıkan mutlak butlan kararına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Partililere sukunet çağrısında bulunan Yavaş, "Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız" ifadelerini kullandı.
Yavaş, istinafın CHP kurultay davası kararına ilişkin, "Yapılması gereken, gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir." dedi.
Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davada, Genel Başkan Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının göreve iadesine ilişkin verdiği ihtiyati tedbir kararına yönelik değerlendirmede bulundu.
Mansur Yavaş, "Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması, Türkiye'de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir. Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur, henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen 'seçime hile karıştırıldığı' yönünde bir kanaat ortaya koyması, ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez." ifadelerine yer verdi.
Anayasa'nın ilgili maddesinin açık olduğunu belirten Yavaş, seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) yetkisinde bulunduğunu ve YSK kararlarının kesin olduğunu vurguladı.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğunun Anayasa'da da açıkça belirtildiğini aktaran Yavaş, il ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırların aşılamaz olduğunu kaydetti.
"BEN DAHİL BU SORUMLULUKTAN HİÇBİRİMİZ KAÇAMAYIZ"
Ortada bir yargı kararı olduğunu ve hukuk devletinde hiçbir kararın yok sayılmadığını aktaran Yavaş, "Ancak hukuki süreçler, siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı haline de getirilemez. Amaç, Cumhuriyet Halk Partisini kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye'nin ana muhalefetini etkisiz hale getirmektir. Böyle bir sürecin Türkiye'ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer." ifadelerini kullandı.
CHP 4 Kasım 2023 öncesi kadrolara geri dönüyor! İşte Parti Meclisi'nde yer alan isimler
Yavaş, şunları kaydetti:
"Bu nedenle yapılması gereken, gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir. Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükunetle atlatmak, bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız. Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır. Bugün ihtiyaç duyulan şey sadece CHP'nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye'nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir."
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
