Mutlak butlan için gözler Yargıtay’da! Duruşma olursa karar 1 Eylül sonrasına kalır
Türkiye’de “mutlak butlan” tartışması Yargıtay sürecine taşınırken gözler 3. Hukuk Dairesi’nden çıkacak karara çevrildi. Hukukçu Ersan Şen, sürecin CHP’nin iç siyasetini de yakından ilgilendirdiğini belirterek, dosyada duruşma yapılması halinde kararın 1 Eylül sonrasına sarkabileceğini söyledi. Şen, belirsizliğin uzamaması gerektiğini vurgularken, Yargıtay kararının hem hukuki hem de siyasi açıdan kritik sonuçlar doğuracağını ifade etti.
- Mutlak butlan kararı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'ne gelebilir ve duruşmalı olup olmamasına göre karar tarihi değişebilir.
- Ersan Şen, Ümit Özil'in parti yönetimine talip olması, sessiz kalması veya yeni bir parti kurması olmak üzere üç yolu olduğunu ve yeni bir parti kurmasının veya seçime katılma yeterliği olan bir partiye geçmesinin daha iyi olacağını düşünüyor.
- Şen, 2001'deki AK Parti'nin kuruluş örneğini vererek yenilikte fayda olduğunu ve uzatmaya gerek olmadığını vurguluyor.
- Siyasi partilerdeki sorunların kaynağının yasal düzenlemelerde yattığını belirten Şen, Siyasi Partiler Kanunu'nda değişiklik yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Gamze Erdoğan ANKARA - Türkiye, mutlak butlan kararının Yargıtay aşamasına kitlendi. Dosyanın, 20 gün içinde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne gelebileceği belirtiliyor. Konuyu gazetemize değerlendiren Hukukçu Ersan Şen, duruşmasız olması halinde kararın adli tatilin başlayacağı 20 Temmuz’dan önce karar çıkabileceğini, duruşmalı olması halinde ise yeni adlı yılın başlayacağı 1 Eylül sonrasına kalabileceğini söyledi. Şen, “Mutlak butlan konusu hukuki olmaktan ziyade hem CHP’nin iç siyasetini hem de ülkenin iç siyasetini yakından ilgilendiren bir konu. Bir an evvel açıklığa kavuşması lazım. Ya Sayın Kılıçdaroğlu temyizi geri çekmeli, yani temyizden feragat etmeli ya da Yargıtay bir an önce karar verip konuyu sonlandırmalı. CHP'nin parti içi demokrasi adına bir an evvel kurultaya gitmesi gerekiyor. Çünkü siyasi partilerin varlık sebebi temsili demokrasi. Partinin yönetimine partililer karar verir” dedi.
“ÖZEL İÇİN ÜÇ YOL VAR”
Şen, “Ortada Özel için üç yol var; ya partinin yönetimini alacak, ya sesini çıkarmayıp partide kalacak ya da Mustafa Kemal Atatürk'ün altı okunu alıp mücadelesini dışarıda verecek. Bence bunun kararını hemen vermeli. Yeni partiyi kurmalı. Özel'in bu süreçte Kılıçdaroğlu veya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kavga etmesi, onlara laf yetiştirmesi, konuşmalarında maksadını aşan sözler söylemesi kendisine ve ekibine kazandırmaz, kaybettirir. Daha fazla polemiğe girmeden, diğer siyasileri eleştirmeden, kötü sözler söylemeden yeni parti kurmalı veya seçime katılma yeterliği olan bir partiye ekibi ile birlikte geçmeli” diye konuştu.
İhraç dosyaları gündemde! CHP YDK’dan Ankara Başsavcılığı talebi
“YENİLİKTE FAYDA VAR, UZATMAYA GEREK YOK”
Şen şöyle konuştu: “Sayın Erdoğan 2001 yılında ne yaptı, Sayın Abdullah Gül ile birlikte rahmetli Erbakan'dan ayrıldı. Fazilet Partisi'nden sonra Saadet Partisi kurulurken milli görüş gömleğini çıkaran Sayın Gül ve Sayın Erdoğan AK Parti'yi kurdu. O tarihte rahmetli Erbakan’ın siyasi gücü Sayın Kılıçdaroğlu’ndan çok fazlaydı. Sonuçta ne oldu, Sayın Erdoğan 24 yıldır ülkeyi yönetiyor. Demek ki yenilikte fayda var, uzatmaya gerek yok. Yoksa alttan gelen siyasi partiler boş alanları doldururlar.”
“YASAL DÜZENLEMELER GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”
Yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Şen, “Siyasi partilerde bu sorunun kaynağı yasal düzenlemelerden kaynaklanıyor. Anayasa m.79, seçimlerin genel yönetimi ve denetimi konusunda sadece YSK’yı ve diğer seçim kurullarını görevli ve yetkili kılarken; Anayasa m.69, siyasi partilerin uyacakları esasları ayrıca düzenlemiş ve siyasi partilerin seçimlerinde YSK’yı ve diğer seçim kurullarını tek başına görevli ve yetkili saymamış” ifadelerini kullandı.
Şen, sözlerine şöyle devam etti: “Bu nedenle; 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda değişikliğe gidilerek, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunu’nda olduğu gibi, 2820 sayılı Kanun bakımından da yargı kolu uyuşmazlığı tartışmasına son verilmeli, çünkü yargı kolları arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarını çözen Anayasanın 158. maddesi, seçim yargısı kolu ile diğer yargı kolları arasında çıkan görev uyuşmazlıklarını kapsar.”
