Öcalan'dan ikinci çağrı: Pozitif inşa aşamasına geçilmeli
Öcalan'dan, terör örgütü PKK'ya yönelik silah bırakma çağrısının 1. yıl dönümünde yeni bir çağrı daha geldi. Açıklamada, "Örgütün fesih kararı, resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ortaya koymuştur. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıyoruz. Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz." denildi.
- DEM Parti, Öcalan'ın terör örgütüne yönelik silah bırakma çağrısının 1. yıl dönümü nedeniyle bir program düzenledi.
- Programda Pervin Buldan tarafından okunan İmralı mesajı, örgütün şiddetten zihnen arınmasını ve Cumhuriyetle barışmasını vurguladı.
- Mesajda, geçtiğimiz bir yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli ve Özel'in katkılarıyla yol alındığı belirtildi.
- İmralı mesajı, "nasıl bir araya geliniri" tartışma ve negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçme çağrısı yaptı.
Geçtiğimiz yıl MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan Terörsüz Türkiye süreci, Öcalan'ın terör örgütüne yönelik silah bırakma çağrısı ve örgütün silahları yakmasıyla başka bir boyut kazanmıştı.
SDG İran'a taşınıyor! Hedef; Tahran'da rejim yıkılırsa Türkiye-Azerbaycan arasına barikat örmek
DEM Parti de bugün, Öcalan'ın silah bırakma çağrısının 1. yıl dönümü nedeniyle bir program düzenledi. Programda İmralı'nın mesajı da okundu.
Pervin Buldan tarafından okunan mesajda şu ifadeler yer aldı:
"Örgütün fesih kararı resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ortaya koymuştur. Cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı.
Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum.
"KARDEŞLİK HUKUKUNUN GEREĞİNİ YAPIYORUZ"
Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz.
"POZİTİF İNŞA AŞAMASINA GEÇİLMELİ"
Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân oluşturmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.
"AMAÇ, İNŞAYI TOPLUMLA BİRLİKTE YAPMAK"
Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır.
Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür.
"DÖNEMİN DİLİ, OTORİTER BİR DİL OLAMAZ"
Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var.
Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür.
Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir."
