El yazmalarına ‘yoğun bakım’: Beş yılda 4 bin 900 kitap restore edildi
TÜYEK Kitap Şifahanesinde eşsiz ama “hasta” el yazması eserler restore edilerek geleceğe taşınıyor. Şifahane’de geçen sene 987, son beş yılda ise 4 bin 900 kitap şifaya kavuştu. Burada çalışan restoratörler, heyecanlı bir iş yaptıklarını kaydederek kitapların kendilerini maziye taşıdığını söylüyor.
- TÜYEK Kitap Şifahanesi, İstanbul Rami Kütüphanesi'nde yer alan, Türkiye'nin en büyük kitap hastanesidir.
- 65 restoratör, yıpranmış el yazması eserleri tıbbi terimlerle "teşhis" koyarak konservasyon ve restorasyonunu yapıyor.
- Mürekkep korozyonu gibi "hastalıklar" tedavi ediliyor; nadir ve "ağır hasta" eserlere öncelik veriliyor.
- Son beş yılda yaklaşık 5.000 eser restore edildi, 10.000'den fazla eser tedavi bekliyor.
- Restorasyon sırasında eserlerden aşk mektupları, kurumuş çiçekler veya sikkeler gibi bulgular çıkabiliyor.
- Merkez, şeffaf restorasyon imkanı sunmanın yanı sıra sahte tarihi kitapların tespitini de gerçekleştiriyor.
MURAT ÖZTEKİN - Sadece insanlar değil, kitaplar da bitap düşer, hasta olurlar. Rutubet, güneş ışığı ve ah o böcekler… Lakin kitapları daha ziyade ilgisizlik elden ayaktan düşürür; özellikle okunamayanları…
Neyse ki “hasta” kitapların da sığınacakları bir yer var. Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) Kitap Şifahanesi ise ülkemizin en büyük kitap hastanesi. İstanbul’daki Rami Kütüphanesinde yer alan merkezde, 65 restoratör, aynı anda onlarca el yazması kitabın konservasyon ve restorasyonunu, yani koruma ve onarımını yapıyor. Şifahane’de Türkiye’nin dört bir yanından gelen ve farklı sebeplerle yıpranmış eserler eski hâllerine kavuşturuluyor ve geleceğe taşınıyor.
ONLAR HASTA BİZ DOKTOR
Burada tıp terimleri sık kullanılıyor. Yıpranmış kitaplara “hasta eser”, restoratör ve konservatörlere “eser doktoru” deniliyor.
Zamana, şartlara ve sair durumlara bağlı olarak hastalanan eserler Şifahane’ye gelmeden önce düşük sıcaklık uygulamasına maruz bırakılıp mikroorganizmalardan temizleniyor. Şifahane’de ise hastalıklarına teşhis konuyor. Mesela mürekkep korozyonu (yanığı) “dördüncü evre kanser” olarak görülüyor. Böyle bir eser, süratle restorasyona alınıyor. Kâğıdı parçalayan “asit kırılganlığı”, boyalardan kaynaklanan “cetvel kırığı” ve mikroorganizma problemleri de kitapları bozan diğer hastalıklar olarak sıralanıyor.
Hasta eserler Şifahane’de 1, 2 ve 3 olarak kodlara ayrılıyor. Üç numaralı kodu taşıyan kitaplar, acil müdahale gerektiren “ağır hasta” eserler olarak kabul ediliyor. Kitaplar, nadirlik derecesine de bakılarak restorasyona alınıyor. Mesela çok az nüshası bulunanlar, “müellif nüshası” denilen bir yazarın bizzat kaleme aldığı eserler ve farklı kıymetler taşıyan kitaplara tedavide öncelik veriliyor.
Yazma eser uzmanı, kimya mühendisleri ve kitap patologları gibi farklı uzmanlarla yapılan istişarelerin ardından konservatör ve restoratörler tedaviye başlıyor. Kitaplar cildi açılarak veya kapalı olarak onarılıyor. Durumlarına göre bazı kitaplar birkaç ayda, bazıları ise birkaç sene devam eden çalışma sonrasında eski hâline dönüyor.
Şifahane’de dikkatle dolaşırken dört asırlık, yazarı bilinmeyen bir “Siyasetname”nin restore edildiğini görüyoruz. Bir diğer restoratör ağır mürekkep yanığı olan “Hidaye” adlı meşhur fıkıh eserinin sayfa parçalarını birleştirmeye çalışıyor ve değişik bir koku ortalığa yayılıyor. Öte yandan ramazanda açılması planlanan “Sancak Mushafları” sergisinin hazırlıkları heyecanla devam ediyor. Sergi için kırktan fazla Kur’ân-ı kerim, restore ediliyor.
AŞK MEKTUBU DA ÇIKIYOR SİKKE DE…
Restoratörler kitapların okunduğu devirlerden izler taşıdığını söylüyorlar. Şifahane’yi beraber dolaştığımız Betül Engin Küçük “Bunlar bizi geçmişe götürüyor. Mesela asırlar önce sayfası kıvrılan bir eser öylece kalıyor” diyor. Heyecan verici işler yaptıklarını kaydeden Gizem Erdem ise “Şifahane’de sıkılmak mümkün değil. Çünkü hem dönem hem de içerik olarak farklı eserler önümüze geliyor. Bazı eserlerden aşk mektupları, bazılarından ise bizi seneler öncesine götüren kurumuş çiçekler hatta sikkeler çıkabiliyor” ifadelerini kullanıyor.
ŞEFFAF RESTORASYON
Şifahane’de kısmen açık restorasyon yapılıyor. Rami Kütüphanesine gelenler, kitapların nasıl restore edildiğini cam ardından seyredebiliyor. Zaman zaman da “Açık Kapı” faaliyetleri yapılıyor. Böylece katılımcılar, yazma eserleri yakından görme fırsatı buluyor. Burada kitapların arasından çıkmış böcek örneklerini bile görmek mümkün oluyor…
KIYMETLİ ESERLER ŞİFAYA KAVUŞTU
Türkiye gazetesinin sorularını cevaplayan TÜYEK Kitap Şifahanesi ve Arşiv Dairesi Başkanı Ömer Kuzgun, önemli eserleri restore ettiklerini kaydederek geçen sene 987, son beş senede ise 4 bin 900 kitabın şifaya kavuştuğunu kaydediyor. Kuzgun “TÜYEK’te 233 bin el yazması eser bulunuyor. Devam eden hastalığı olan kitap sayısı ise 10 binden fazla. Şimdi bunları eski hâline getirmeye çalışıyoruz. Bazı eserlerin tamamen şifaya kavuşmasına vesile oluyoruz, bazılarının da hastalığını yavaşlatıyoruz. Burada oldukça kıymetli eserleri onarıma alıyoruz. Son dönemde nadir Mesnevileri restore edip sergilemeye başladık. Bunun dışında Ayasofya Camii’nin hatlarını yazan Kazasker Mustafa Efendi’nin bir hattını da restore ediyoruz. Dünyada tek nüshası olan İbn Sina’nın ikinci nesil talebelerinden birinin yazdığı tıp eserini yakında restore edeceğiz” diyor.
SAHTE TARİHÎ KİTAPLAR BURADA TESPİT EDİLİYOR
Türkiye’de antika görünümü verilerek yapılan sahtecilikler de Şifahane’de tespit ediliyor. Ömer Kuzgun “Kolluk kuvvetlerimizin zaman zaman ele geçirdiği tarihî kitaplar oluyor. Bunlar genelde Tevrat veya İncil diye sunuluyor. Bu kaçakçılık eserlerinin sahte olup olmadığını çeşitli teknolojik cihazlar yardımıyla inceleyerek ortaya koyuyoruz. Kâğıt, mürekkep ve cilt gibi unsurlarını bize veriler sağlıyor. Mesela mürekkep bileşeninden ötürü bazı dönemlerde bazı renkler yer almıyor. AR-GE cihazlarımızı daha da genişleterek aslında sahte eserlere dair bir birim kurmak gibi bir düşüncemiz var” diye konuşuyor.
