Haftanın kitapları | “Kendini Yazan Habitus”
Haftanın kitaplarında bu hafta “Kendini Yazan Habitus”, “Sentinel Adası” ve “İstanbul’un Lezzet Durakları” okurları bekliyor.
Haber, Cemal Süreya şiirinin sosyolojik analizini, kitle turizminin olumsuz etkilerini ele alan bir romanı ve İstanbul'un zengin gastronomi mirasını keşfeden bir kitabı tanıtıyor.
- Elyesa Koytak'ın "Kendini Yazan Habitus" kitabı, Cemal Süreya şiirini ve İkinci Yeni'yi sosyolojik açıdan inceliyor.
- Jérôme Ferrari'nin "Sentinel Adası" eseri, kitle turizminin getirdiği ahlaki çözülmeyi ve sömürgeciliği hicvediyor.
- Roman, Korsika'da bir ailenin turizmle zenginleşip yabancılaşmasını konu alıyor.
- Hasan Mert Kaya'nın "İstanbul'un Lezzet Durakları" kitabı, şehrin kadim ve zengin gastronomi mirasını araştırıyor.
- Eser, İstanbul'un saklı lezzet hafızasını ve kültürel geçmişini açığa çıkarmayı hedefliyor.
MURAT ÖZTEKİN
CEMAL SÜREYA ŞİİRİNİN SOSYOLOJİSİ
Cemal Süreya, Türkiye’nin en çok okunan şairlerden biri oldu. Elyesa Koytak’ın kaleme aldığı “Kendini Yazan Habitus” adlı kitap ise Süreya özelinde, İkinci Yeni şiirinin oluşumunu sosyolojik açıdan ele alıyor. VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan eser, Süreya’nın 1950’ler boyunca yazdığı şiirler ile sosyal tecrübesi arasında mekik dokuyor. Böylece şairi dönemin politik ve kültürel iklimine, diğer şairlerle girdiği ilişkilere yerleştiriyor. Mülkiye öğrencilerinin sosyal profilinden şiirdeki söz sanatlarına kadar farklı gerçeklik boyutlarını bir araya getiren kitap, toplumsal eylem olarak şiirin sosyopolitik belirlenimlere karşı kendini yazma yolu olabileceğini gösteriyor. Eser “habitus” mefhumunu da yeniden ele alarak bir inceleme ortaya koyuyor.
TURİSTLER GELDİ HAYATIMIZ KARARDI
Fransız edebiyatının usta ismi Jérôme Ferrari, “Sentinel Adası” eserinde kitle turizmini hicvediyor. Everest Yayınlarının okurla buluşturduğu eserde, Korsika’nın bir sahil kasabasında turizm sayesinde zenginleşen tuhaf Romani ailesinin üç nesillik çöküşünün ironik hikâyesi bir suç hadisesinden sonra anlatılıyor. Deniz, balıkçılık ve küçük tarım temel geçim kaynakları olan aile, turistlerin gelişiyle ilk defa yabancılarla temas eder. Turistler para getirmiştirler ama ahlaki çözülmenin de kıvılcımını ateşlemişlerdir. Aile fertleri birbirlerine yabancılaşır, çıkar ilişkilerine artar. Sonrasında alkolizm ve ruhî çöküntü artar. Ferrari, ilk defa Türkiye’deki okurun karşısına çıktığı bu eserinde turizmin bir sömürgecilik biçimi olabileceğini de gösteriyor.
İSTANBUL'UN RUHUNA SİNMİŞ LEZZETLER
Doğu ile Batı’nın kesişim noktasında yer alan İstanbul, dünyanın en zengin gastronomi miraslarından birine ev sahipliği yapmakta. Kadim şehir, farklı kültürlerin etkileşimiyle kendine mahsus zengin bir yemek kültürüne sahip. Hasan Mert Kaya’nın kaleme aldığı “İstanbul’un Lezzet Durakları” adlı kitap ise han avlularında, küçük fırınların taş ocaklarında, ustaların ellerinde, ev yemekleriyle kurulan sıcacık sofralarda ve semtlerin ruhunda saklı lezzet hafızasını açığa çıkarmayı hedefliyor. Yazar Kaya “Nerede ne yenir?” sorusuna cevaplar verirken; bir dükkânın gölgesine sinmiş tarihe, bir ustanın elindeki emeğe, bir semtin pişirdiği ortak hatıraya kulak vermeye de davet ediyor. Eser, Kronik Kitap’tan okura sunuluyor.
