Sinemada bu hafta | Efsanevi karakteri ters yüz eden film Robin haydut!
Asırlardır edebiyat ve sinemada yüceltilen Robin Hood efsanesi yönetmen Michael Sarnoski tarafından yerle bir ediliyor. “Robin Hood’un Ölümü” adlı filmde Hugh Jackman’ın çarpıcı oyunculuğuyla kahraman değil, acımasız bir haydut resmediliyor!
- Robin Hood karakteri, halk hikâyelerinde ve sinemada yüceltilmiş bir "kahraman" olarak yer aldı, ancak yeni bir film ona farklı bir bakış açısı getiriyor.
- Michael Sarnoski'nin yönettiği "Robin Hood" (2010), Robin Hood'un yaşlılık yıllarını ve onun aslında insanları soyan ve öldüren bir adam olduğunu gösteriyor.
- Filmde Robin Hood, yıllarca döktüğü kanların içinde boğulan, geçmişiyle yüzleşen ve nihilist bir portre çizen, suçlarının farkında olmasına rağmen yenilerini işlemeye devam eden karanlık bir ruh olarak tasvir ediliyor.
- Bob Odenkirk'in başrolünde olduğu "Normal" adlı film ise kara mizah, aksiyon ve suç türlerini iç içe geçirerek küçük bir kasabaya gönderilen bir şerifin sır perdesini aralamasını konu alıyor.
MURAT ÖZTEKİN - İngilizlerin efsaneleşmiş karakteri Robin Hood, otoriteye isyan eden, zenginden alıp fakire veren bir “kahraman” olarak önce halk hikâyelerinde sonra tiyatro ve sinemada yüceltildi. Beyazperdede ilk defa 1908 yapımı kısa filmle arzıendam eden karakter; 1922’de sessiz bir filme, 1937’de ise Douglas Fairbanks tarafından ilk büyük yapıma konu oldu. 1970’lerde de romantize edilip mafya parodisi ve animasyonu çekildi. Robin Hood, giderek millî hatta üniversal bir kahraman olarak zihinlerde yer etti. Bunda sinema dünyasındaki sol hegemonyanın tesiri de inkâr edilemezdi. Ridley Scott’ın Russell Crowe’la çektiği “Robin Hood” (2010) da tesirli ama bu çerçevede bir film oldu.
Halka filminin Samara’sıydı! Daveigh Chase hayatını kaybetti
Ve asırlar sonra birileri Robin Hood’un aslında insanları soyan ve öldüren bir adam olduğunun farkına vardı! “Pig” filmiyle tanıdığımız yönetmen Michael Sarnoski, “Robin Hood’un Ölümü” (The Death of Robin Hood) adlı eserinde, karakterin yaşlılık yıllarını ele alırken ona farklı bir cepheden bakıyor. Eserde Robin’i Hugh Jackman canlandırırken ona Jodie Comer, Bill Skarsgård, Jade Croot ve Katie Breen gibi oyuncular refakat ediyor.
DÖKTÜĞÜ KANLARIN İÇİNDE BOĞULUYOR
Bizi 1200’lü yıllara götüren eserde Robin Hood artık iyice yaşlanmış ve kenara çekilmiş bir hâlde karşımıza çıkıyor. Ancak asıl önemli olanı, yıllarca döktüğü kanların içinde boğulan biri olarak dikkat çekiyor. Yanına yiyecek bir şey istemek için geldiğini söyleyen kadının övgü dolu sözleri karşısında “Hikâyelerde anlatıyorlar” diyor ve ekliyor: “Hepsi yalan. Sadece aptallar karanlığa giderken arkamdan gelir.” Bu esnada karışışına tekrar çıkan dostu Küçük John, karısını ve çiftliğini elinden alan adamlara karşı Robin Hood’dan yardım istiyor. Yaşlı kurt, isteksizce belaya bulaşıp yine çocukları katlettiği bu kavganın sonunda ölümden zor kurtuluyor. Kemikleri paramparça olmuş hâlde bir manastırdaki rahibe hemşireye teslim ediliyor. Ölümü sayıklayarak girdiği bu mekânda günler sonra hayata yeniden gözlerini açıyor. Sekerek de olsa yürümeye başlıyor, hayvan avlıyor ve bahçe bakımını öğreniyor. Fakat normal bir hayata dönme umutları yeşerirken mazinin karanlığı tekrar ufukları sarıyor…
KASVETLİ BİR FİLM
Yönetmen Sarnoski, eserinde Robin Hood efsanesini yıkıyor. Bunun için oldukça kasvetli bir atmosfer meydana getiriyor ve sözünü ettiğimiz gibi menfi bir Robin Hood karakteri resmediyor. Ancak mazisiyle yüzleşen ve arınmaya çalışan değil, nihilist bir portre çiziyor. Suçlarının farkında olmasına rağmen yenilerini işlemeye devam eden karanlık bir ruh bu… İşin garip yanı bu karanlık ruha bazen toleranslı bakılıyor. Ve karakter, Hugh Jackman’ın oldukça çarpıcı oyunculuğuyla perdede öne çıkıyor!
Buna rağmen filmin dolguymuş gibi duran hikâye unsurları da bulunuyor. Bunun dışında bazı sıkıcı anlar ve gereksiz uzamış bir son seyirciyi bekliyor. “Robin Hood’un Ölümü” aşırı şiddet dolu sahnelerin yanında karakterinin hâliyle irtibatlı bir takım menfi alt metinler de barındırıyor!
ODENKIRK YİNE SIRA DIŞI BİR ROLDE
Hiç ‘Normal’ değil
Aktör Bob Odenkirk, “Breaking Bad” dizisindeki Avukat Saul karakteriyle hafızalara kazınmış, “Better Call Saul” adlı yapımla daha geniş kitlelere ulaşmıştı. Sonrasında ise “Önemsiz Biri” filmlerinde enteresan karaktere büründü. Şimdi de yine sıra dışı bir rolle karşımızda… Yönetmenliğini Ben Wheatley’nin üstlendiği “Normal” adlı eserde, küçük bir kasabaya geçici şerif olarak gönderilen bir adamın (Odenkirk) sır perdesini aralaması kara mizahla ele alınıyor. Filmde Odenkirk’a Ryan Allen ve Billy MacLellan gibi oyuncular refakat ediyor.
Eserdeki hikâye Minnesota’daki “Normal” adlı küçük bir kasabada geçiyor. Ulysses, işindeki felaket sonrası eşinden ayrılmış depresyondaki bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Ulysses kendinden önceki şerifin ani vefatının ardından göreve başlıyor. Önce ufak tefek problemlerle uğraşacağını zannediyor ama Normal’deki anormallikleri keşfetmesi çok zaman almıyor. Kasabanın bankasında yaşanan bir soygun hadisesi, her şeyin ortaya çıkmasına yol açıyor.
Yönetmen Wheatley, bu eserinde sıradan hikâyeyi ters yüz ederek kara komedi, aksiyon ve suç janrlarını iç içe geçiren bir film ortaya koyuyor. Karlı atmosferiyle Fargo’dan da izler taşıyan eserde, “Ruhumu kaybettim ama satmadım” diyen Ulysses oldukça ilginç bir karakter olarak öne çıkıyor. Odenkirk yine bu karakterdeki usta oyunculuğuyla filme çok şey katıyor. Eserin aksiyonu ise ikici yarıda zirve yapıyor; şiddeti öyle… Ancak farklı türler yeterince iyi harmanlanamıyor. Senaryo, tabancalar gibi sık sık tutukluk yapıyor. Nihayette ortalama bir eser meydana geliyor.
HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
● “Koloni
● Oyuncak Hikâyesi 5
● Cinhar
● Romantik Kahraman
