MURAT ÖZTEKİN

Koleksiyon denilince aklımıza nedense yalnızca modern sanatlar, olmadı saat, tespih gibi nesneler geliyor. Keşfetmekte geç kaldığımızdan olsa gerek, klasik Türk sanatlarına dair koleksiyon merakı çok öncelere gitmiyor. Hâliyle suda işlenen ebruların peşinde koşan koleksiyoncu sayısı da az.
Fakat İbrahim Hakkı Yiğit, çok kimse fark etmezken ebrunun değerini bilen nadir isimlerden biri; Türkiye’nin en büyük ebru koleksiyoncusu, daha doğrusu “ebru avcısı”…  İlk mektepte pul toplayan Yiğit, babasının eve getirdiği bir kitapta gördüğü ebrular sayesinde geleneksel sanatlara âşık olmuş. En sonunda sanatçı Fuat Başar’a talebe olan Yiğit, hocasının ebrularını toplayarak çıktığı yolculukta ilk başlarda kendisine gülenler olsa da Türkiye’nin en büyük şahsi ebru koleksiyonunu meydana getirmiş. Toplanan eserlerin kıymeti ise en sonunda ortaya çıkmış. Biz de koleksiyonunda 17. asırdan bugüne birbirinden kıymetli 2 bin 500’den fazla ebru eseri bulunan İbrahim Hakkı Yiğit’le, bir araya gelerek sanat macerasını dinledik… 

* Sanatkâr bir koleksiyoncusunuz. Bu sizi bir adım öne götürüyor sanırım.
Bir sanatta icracı olduğunuz zaman, sanat eserinin değerini daha iyi anlama şansınız oluyor. Bu meyanda Fuat Başar’dan ebru öğrendiğim gibi; Davut Bektaş’tan ve Ali Alparslan Beylerden de hat eğitimi aldım. Çini ustası Faik Kırımlı’ya da son yıllarında devam ettim. Bu durum da bazı kapıları bize açmış oldu. Mesela elime geçen bir ebru eserinde imza olmasa da kime ait olduğunu kolayca anlayabiliyorum. Yine hat ve çini eserlerinde de bir bakışa sahibim.

HALICIDAN BİLE ÇIKIYOR
* Ebru koleksiyonunuzu genişletmek kolay oldu mu?

Önce hocam Fuat Başar’ın ebrularını hem kendisinden hem de dışardan toplamaya başladım. Koleksiyon merakı beni hatip Mehmet Efendi, İbrahim Edhem Efendi, Necmeddin Okyay, Mustafa Düzgünman gibi diğer hocalara götürdü. Bir sanatçı başka sanatçıya çekti. Bir plan dâhilinde eser toplamadım, Bazen hiç beklenmedik yerlerden beklenmedik şeyler çıktı karşımıza. Mesela bir defasında halı satan bir antikacıda, kıymetli bir koleksiyon buldum. Bazen de küçük parçalar satın aldım. Onları de tamir edip korumaya çalıştım.

BİR EBRU MÜZEMİZ YOK
* Ebru koleksiyonculuğu şimdi bile pek yaygın değil. Eser toplamaya başladığınızda başka ebru meraklıları da var mıydı?

Koleksiyona başladığım 2000’lerde, benim kadar ciddi ebru biriktiren şahıs pek yoktu. Yalnız daha önceki senelerde ebru toplamış koleksiyoncular bulunmakta idi. Birkaç sene sonra ebru topladığım herkesçe bilinir oldu. Artık bana “Şurada, şu var” diye haberler geliyordu. Sonra Osmanlıda ebrunun bugünkü kullanımında yani tablo gibi değil de; cilt içi gibi daha fonksiyonel maksatlarla kullanıldığını fark ettim. Sahaflara hat var mı, cilt var mı diye sormaya başladım. Neler buldum neler. Koleksiyonumuzu asıl zenginleştiren şey de bu farkındalık oldu.

* Peki, topladığınız bu eserleri daha farklı değerlendirme planınız yok mu?
Elimde üzerinde tezler yapılabilecek derecede kıymetli şeyler var. Bunların insanların ulaşabileceği bir yerde olması lazım. Nitekim ebru kursları çoğaldı ama genç sanatçılar eski ebru eserlerini sadece sergilerde görebiliyor. Ebruda yeni şeylere ihtiyaç var. Ama geçmişi görmeden bunu yapmaya kalkmak sağlıklı değil. Tek başına üstesinden gelebileceğiz bir şey değil ama bir ‘Ebru Müzesi’ hayalimiz var tabii.

* Nasıl olmalı bu müze?
Ebru bizim çok güçlü olduğumuz bir sanat dalı. Türk ebrusu diğer kadim sanatlarımız gibi dünya sanat camiasının zirvelerinde bulunmakta. Geçmişteki ebru birikimimizi bir şekilde insanlara göstermemiz lazım. Bu müze, ebruyu yeniden ve doğru bir şekilde aktarmamıza vesile olmalıdır. Kurulacak müzede eserler sergilendiği gibi eğitimler de verilmeli. Sanatın nasıl yapıldığı canlı olarak gösterilmeli. Sanatın geçmişiyle bağ kurmamız gerekiyor. Çünkü “Osmanlıda ebru yasaktı, bu yüzden hat levhalarının arka kısımlarına  yapıştırılıyordu” gibi aslı olmayan şeyler söyleniyor. Bunları yıkmak gerekiyor.

MODERN OLANLAR YARINA KALMAZ
* Günümüzde modern tarzda ebrular da imal ediliyor. Bir koleksiyoncu olarak ışık görüyor musunuz bu eserlerde?

Modern ebrudan ziyade, klasik Türk ebrusu ilgi alanımıza giriyor.  Ama modern tarzdaki ebru eserlerinin tek  başına geleceğe taşınacağını kanaatinde değilim. Hat, minyatür, resim gibi başka sanatlarda bir zemin olarak kullanılabilirler ama eski ebrular kadar güçlü eserler çıkacağını düşünmüyorum. Çünkü kendi geleneğini henüz oluşturamamıştır. Bu uzun yıllar alabilir.

HER TAMAM DEDİĞİMDE DAHA İYİSİ ÇIKIYOR
* Nasıl bir motivasyonla ebru topladınız?

Benim için ebrunun bereketi şudur: İyi kötü ayırt etmeden, tarihî bir özelliği var diye mümkün olduğunca bütün ebruları topladım. Kimsenin eline almadığı şeyleri de satın aldım. Yere atılmış, üzerinde ayak izi olan çamurlu ebru bile var bizde. Çünkü kendi kendime “Bu sanat yok olsa sadece bizdeki işlerle yeniden ayağa kaldırabilmek mümkün olsun” diye niyet etmiştim. Herkes bana bu kadar kötü şeyleri niçin topluyorsun diye söyleniyordu. Haksız çıktılar.

* Kaçırdığınız eserler de olmuştur ama değil mi?
Elbette oldu. Hatta bir defasında Mustafa Düzgünman’ın yüzlerce ebrusunu son anda kaçırdım. Hâliyle üzüldüm. Azmederek bu eserlerin fotoğraflarına bakıp her birini yüzlerce defa meşk ettim, benzerlerini yaptım.

* Koleksiyon işi deniz suyu içmek gibidir, kanmak olmaz diye düşünülür. Ebru için de böyle galiba…
Bu işin sonu yok. Aradığım her şeyi bulamadım. Her güzel ebru buluşumda “Bu zirvedir, daha iyisini göremem” diye düşünüyorum. Ancak peşinden bana atılan bir tokat gibi daha güzeli karşıma çıkıyor. Dolayısıyla ebrunun güzelliğine bir sınır koyamam.