MURAT ÖZTEKİN
murat.oztekin@tg.com.tr

'BULLET TRAIN'
Etme bulma treni

Sinema salonlarının tenhalaştığı, bazılarının ise kapılarına kilit vurulduğu bu yaz günlerinde, tıpkı “Top Gun: Maverick” gibi beyazperdeye renk katacak bir film karşımızda… Yönetmenliğini David Leitch’in yapıp, Brad Pitt’in başrolünde yer aldığı “Suikast Treni” (Bullet Train), yedi suçluyu bir trende buluşturan, kader vurgulu sıra dışı bir aksiyon ve gerilim filmi…

Japon yazar Kotaro Isaka’nın “Maria Beetle” adlı suç romanından sinemaya taşınan eserde, Pitt’in yanı sıra Joey King, Aaron Taylor-Johnson, Brian Tyree Henry, Andrew Koji, Hiroyuki Sanada, Michael Shannon, Benito Antonio Martínez Ocasio ve Sandra Bullock’dan oluşan renkli bir kadro rol alıyor.

UÇUÇ BÖCEĞİM…

Japonya’da geçen hikâyede; devamlı şansı ters gittiği için ironik olarak kendisine Uğur Böceği denilen bir kiralık katile, bu defa kapkaç işi verilmiştir. Aslında yaptıklarından rahatsızlık duyan ve huzur arayışında olan Uğur Böceği, Tokyo’dan Kyoto’ya giden süratli bir trene atlar. Planda Beyaz Ölüm adlı bir Rus mafya babasının oğluna refakat eden Limon ve Mandalina adlı iki gangsterin evrak çantasını alıp bir durak sonra trenden inecektir. Basit görünen bu iş, aslında oldukça karmaşık bir kurgunun parçasıdır. Uğur Böceği, trende farklı suikastçılarla karşılaşır. Tek tek geriye dönüp mazilerini öğrendiğimiz nevi şahsına münhasır yedi adamın her birinin daha evvel çeşitli yaşanmışlıkları vardır ve hikâye dallanıp budaklanır.

KADERE BAK!

Daha evvel çektiği “Deadpool 2”yle öne çıkan David Leitch, sıra dışı bir aksiyon meydana getirmek için yola çıktığı eserde -kaderin işi- bir zamanlar dublörü olduğu Brad Pitt’e yönetmenlik yapıyor! Zaten filmin temel meselesi de kader… Doğrudan dinî veya felsefi bir temele yaslanılmaksınız hayatın akşında incelikli bir planın ve “ilahi adalet” diye adlandırabileceğimiz bir düzenin olduğu eserde vurgulanıyor. Bizim “hayra yormak” dediğimiz şey, “hadiselere farklı bak” şeklinde karşımıza çıkıyor. Enteresan!

KARMAŞIK HİKÂYE

Ancak sık sık flashback’lere başvurulan filmde, karmaşık bir hikâye örgüsü ve uzun diyaloglar mevcut. Bütün bunlar mecazi anlatımla birleşince; kafaların karıştığı, seyirciyi yoran, hantal sekanslar da meydana geliyor. Tabii “uzaklara” dağılan parçalar nihayette manalı bir şekilde birleşiyor.

Eserde farklı çekim teknikleri ile nispeten orijinal aksiyon sahneleri meydana getiriliyor. Bıçak, kılıç, silah, zehir ve bomba gibi sayısız nesnenin kullanıldığı, Tarantino’yu hatırlatan şiddet dozu yüksek anlar dikkat çekiyor. Filmin kara mizah kurşunları ise sık sık hedefi ıskalıyor.

Aslında pek aşina olmadığımız bir şekilde karşımıza çıkan Brad Pitt de filmin handikaplarına ve sınırlanan performansına rağmen kendini beğeniyle seyrettiriyor.
Hülasa “Suikast Treni”, kader vurgularıyla öne çıkan, yönetmenin sıra dışı usullere başvurduğu ve bazı unsurları beklenen tesiri uyandırmayan Japon soslu bir Hollywood filmi. Biraz potansiyelinin altında kalsa da kendine has bir “lezzeti” var.

Yönetmen: David Leitch
Tür: Aksiyon, Gerilim
Ülke: Japonya, ABD

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ

> “DOĞMAMIŞ”
Haftanın diğer filmleri arasında korku janrındaki eserler öne çıkıyor. İsrailli sinemacı Tal Lazar’ın senaryosunu yazıp yönettiği “Doğmamış” eski bir fabrikada yaşanan garip ve esrarengiz olayları merkezine alan bir korku filmi. Oyuncu kadrosunda Manni L. Perez, Chris Bellant, Jesse R. Tendler ve Clifton Samuel var. 

> “AFARİD” 
Haftanın diğer korku filmi ise Türkiye yapımı… Umut Kumral Devecioğlu’nun yönettiği “Afarid”, işlettikleri platoda eğlence organize eden Serkan ve Koray ile arkadaşlarının başından geçen gerilimli hadiselere odaklanıyor. Filmin başrollerinde Serbay Çelikbaş, Hilal Yazıcı, Rıdvan Arslan, Bermal Karaer ve Soner Duran gibi isimler yer alıyor. 

> “ÇİYKİNLEY!”
Animasyon filmi “Çiykinley!” ise kendilerine yeni bir yuva arayan Çiykinley ailesinin çöplerle kaplı Kokuşuk köyüne gidip çevre problemine çare aramalarını mevzu ediniyor. Almanya’da çok satan çocuk kitabı serisinden adapte edilen filmin yönetmen koltuğunda Jens Møller ve Toby Genkel oturuyor.

Sinemada bu hafta: Havada absürt kavga! Sinemada bu hafta: Havada absürt kavga! II. Dünya Savaşı yıllarında bir kadının bombardıman jetinde yaşadıklarını merkezine alan “Buluttaki Gölge” süratli tempoya sahip olsa da giderek absürtleşen ve didaktik alt metinleriyle yoran bir film…

Yerli sinemanın korku zaafı! Yerli sinemanın korku zaafı! Türk sinemasında çekilen ilk korku filmi ortadan kayboldu. Yeşilçam korku türünde pasif kaldı. 2000’li yıllarda ise âdeta ‘patlama’ yaşandı... Ancak çok az yerli korku filmi, orijinal olabildi!