Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle;

SÜLEYMANİ'NİN ÖLDÜRÜLMESİ

Öncelikle sadece Irak'ta meydana gelen olay değil, bölge şuan ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bir taraftan bizler Suriye'de belli sıkıntıları yaşıyoruz. Öbür tarafta Libya ile ilgili gelişmeler. Bütün bunlarla uğraşırken bu sorunun patlak vermesi düşündürücü. Bu olay nereye gider gibi birçok düşünceler var. Şunu tespit etmemiz lazım; ABD, İran arasındaki gerilim zaman zaman tırmanıyor

Bu konu ile olarak Batı ülkeleri ile yaptığımı gelişmeler var. Serin kanlı hareket edilmesi konusunda dileklerimizi iletiyoruz. ABD-İran gerginliğinin çözüme kavuşturulması maalesef bu zamana kadar mümkün olmadı. Irak üzerinden krizin tırmandığını gördük.

Astana sürecinde İran ve Rusya ile hareket ediyoruz. Bütün bunlarla beraber Irak ile ilişkilerimiz tarihi itibariyle ortaya koymamak mümkün değil.

Türkiye olarak biz dış müdahalelere karşı durduk. Hemen arkadaşlarımı toparladım ve gerekli açıklamaları yaptık. Hamaneyi'n yapmış olduğu açıklamaya kenara atamamayız. Trump'ın 50 küsür noktayı tespit ettik. Herhangi bir şey olması halinde biz her türlü vuruşu yaparız" açıklaması yaptı. İki tarafta benzer açıklamalar yaptı. Bu gerilimin kontrol altına alınması lazım. Orta Doğu çok yoruldu. Kan gölüne dönmesi için elinden geleni yaptılar, yapıyorlar.

İDLİB'DEN GELEN GÖÇ DALGASI

İdlib gibi bir yerde 300 bini aşkın insan sınırlarımıza yükleniyor. Biz şimdi ne yapacağız. O insanları orada tutmak için elimizden geleni yapıyoruz. İnsani ve vicdani her türlü adımı bu zaman kadar attık. Bugün yine İdlib'de 10'u aşkın sivil öldürüldü. Ruhani'ye itidal tavsiye ettim. Irak Başbakanı, Ruhani ve batı ülkelerle yaptığımız görüşmeler gerçekleştirdik. 8'inde sayın Putin buraya geliyor. Bütün bu konuları bölgesel ve TürkAkım ile ilgili konuları masaya yatıracağız.

- Süleymani kendini ispat etmiş bir isimdi. Şu anda bir ülkenin bir devletin en üst kademesindeki bir komutanını tabii ki öldürmek herhalde karşılıksız bırakılmaz diye düşünüyorum. Bu bölgedeki gerginliği maalesef arttıran bir adım olmuştur. Bizler hep Suriye'de anlattık, konuştuk. 

- Biz o akşam Trump ile bir görüşme yaptık, 4-5 saat sonra bu olay patlak verdi. Demek ki mesele planlanmıştı. Haberi alınca şok olduk. Trump'a itidal çağrısında bulunmuştum. Türkiye sadece bölgenin istikrar adası değil bölgedeki istikrarın da teminatıdır. Bu bilinçle davranıyoruz, özellikle sürekli diplomasiye dikkat çekiyoruz. Diplomasiyi öne çıkarmamız lazım. Uluslararası ilişkilerde, ticarette biz bunu nereye yerleştireceğiz. Görüşmelerimizde söylenen şeyde; Biz Türkiye'yi seviyoruz. Her şey yoluna girecek.

LİBYA İLE DOĞU AKDENİZ MUTABAKATI

Biz bu işte dersimizi çok çalıştık. Bu işin süreci Başbakanlık sürecime dayanır. Oradan kıta sahanlığı dahil, büyün Libya ile yaptığımız anlaşmanın adımını Kaddafi döneminde attık. Orada bu karışıklıklar var. Şu anda bizim anlaşma yaptığımız yere uluslararası şirketleri yanımıza alabiliriz. Bu anlaşma buna mani değil.

Girit'te kıta sahanlığına girmeden hemen onun doğusundan kendi sahilimize , Akdeniz'de en fazla kıta sahanlığı olan biziz. İçeride kimler rahatsız oluyor? Bu önemli. Geçmişte Yunan ve Rumların bizi Akdeniz'e hapsetme planları bozuldu. NATO zirvesinde, Yunan Başkanıyla görüşme yapma şansı bulduk. "Biz şuanda devletle anlaşma yaptık. Siz Hafter'le işbirliği yapıyorsunuz" dedik. Hafter kim?

TÜRK ASKERİ İÇİN LİBYA TEZKERESİ

Sayın Bahçeli ve heyetine ortaya koydukları tavır sebebiyle çok teşekkür ediyorum. Anamuhalefet partisi Türk askerine lejyoner diyecek kadar alçalıyor. Bizim askerimiz oraya lejyoner sıfatıyla gitmiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Trablusgarp'a gitti mi? Gitti. O farklı bir süreçti bunu yaşadı mı? yaşadı. Gazi Mustafa Kemal için bunu yakıştırmak mümkün mü?

Bizim askerimizin oradaki görevi koordinasyondur. Oradaki hareket merkezinde süreci ilerletecek. Askerlerimiz peyderpey şu anda gidiyor. Muhalif güç olarak bizim orada farklı ekiplerimiz olacak.

MUHALEFETİN TEZKERE ELEŞTİRİSİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin eleştirileri arasında bu yer alıyor. Bir anda darbeci olarak tanımlanan Hafter güçleri, diğer tarafta da ulusal mutabakat hükümeti ve başında bulunan Sarraj. Orada çatışma devam ediyor. Dolayısıyla ilerleyen dönemle ola ki Ulusal Mutabakat Hükümeti, düştü ortadan kalktı. Dolayısıyla bizim yaptığımız anlaşmanın da geleceği tehlikeye düşer. Bu eleştirileri görüyoruz." sorusu üzerine ise şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biz öncelikle şu anda burada hakim olan veya ulusal mutabakat hükümeti burada geçerliliğini koruduğuna göre muhatabımız odur. Biz onlarla bu çalışmayı yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Burada şu çok önemli; ana muhalefetin başı, önce söylediklerine baktığımızda ne diyordu? Burayı bir masaya yatırmamız lazım."

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Doğu Akdeniz'le alakalı ve Libya tezkeresi hakkında farklı dönemlerde yaptığı konuşmaların yer aldığı videonun gösterilmesinin ardından şöyle devam etti:

"Burada ne yok ki? Bir taraftan Doğu Akdeniz'de şu var, şu var, Türkiye neden yok? diyor. Diğer taraftan Türkiye olunca, 'Orada Türkiye'nin ne işi var.' diyor. Orada olup, asker göndermemezlik gibi bir şey olabilir mi? Bunda bir kararlılığın varsa, o yaptığın anlaşmanın gereğini yerine getireceksin. Beyefendi diyor ki, 'Türkiye orada yok'. Türkiye'nin orada olması için tezkere konusu gündeme gelince niçin tezkereyi desteklemiyorsun? Tezkereye destek vermiyorsun. Türkiye sadece Doğu Akdeniz'e girmiyor, Türkiye aynı zamanda Libya'ya giriyor ve Libya'ya girişinin tarihsel arka planı var. Sen bu tarihsel arka plandan bihaber misin? Atatürk'ün partisinin başı olacaksın, Atatürk'ün Trablusgarp'ta yaptıklarından bihaber olacaksın ve ondan sonra da kalkıp bunu eleştireceksin. Bunu kimse yutar mı? Ta biz o zamanlar Trablusgarp'a girmişiz."

Gazetecinin, "O zaman Trablusgarp bize ait değil miydi?" ifadesini kullanması üzerine Erdoğan, "Hayır, o zaman da Trablusgarp'taki haklarımızı savunmak için oraya girmiştik. Ona bakarsan ta Barbaroslara dayanıyor işin ucu. O denizin tarihimizde böyle bir yeri var ve bütün bunlara rağmen oraya giriliyor, diyorsun ki 'Orada biz yokuz', ki saydığı ülkeler içerisinde şu anda bizim dayanışma içinde olduğumuz ülkeler var. Örneğin Katar? Az önce ifade ettiğim gibi bu sayılan ülkeler içerisinde öyleleri var ki belki biz onlarla iş birliği yapacağız. Onların petrol şirketleri ile burada iş birliği yapacağız. Yapmamamız söz konusu değil. Biz bunları Sarraj'la da ayrıca konuştuk. Bu konuda böyle müşterek adımlar da atabiliriz dedik." dedi.

"MEŞRU HÜKUMET TARAFINDA ÇAĞRILDIK"

Erdoğan, "Doğu Akdeniz'de petrol, doğal gaz arayabilmemiz için bizim Libya'ya asker göndermemiz gerekiyor mu?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Hayır şimdi bizim buradaki hareket tarzımız şu; bir defa biz petrole, doğal gaza muhtaç mıyız? Muhtacız. Şu anda Libya'da bize böyle bir teklif var mı? Var. Daha önce ben ne dedim, 'Bize böyle bir talep geldiği zaman, biz bu talebi geri çevirmez ve gideriz.' Şu anda bize böyle bir talep var ve bu talep karşısında biz gidiyoruz. Şimdi sormazlar mı adama; bak Rus'un Wagner'i orada. 2 bin 500 Wagner var. Öbür tarafta Sudan'ın 6 bin askeri orada. Bunlar oraya bunları gönderiyor da biz neden çağrılmamıza rağmen gitmiyoruz? Üstelik meşru hükümet tarafından, darbeci hükümet değil. Rusya'yı darbeci hükümet çağırıyor. Darbeci hükümet çağırdığı halde oraya gidiyor. İşte asıl lejyoner onlar."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ziyareti kapsamında bu konuya ilişkin hangi mesaj vereceğine dair soru üzerine, şunları söyledi:

"Bunların hepsini konuşacağız. Wagner'in orada olmasından tutun, burada Mısır, Abu Dabi yönetimi, Suud? Çok ilginç bir şey; Suudi Arabistan bizim Libya ile ilgili olarak çıkarttığımız tezkereden çok rahatsız. Niye rahatsız oluyorsun? Sen kalkıyorsun hem darbeciyi destekliyorsun, darbeciyi desteklemene rağmen kimseden sana çıt yok. Türkiye'de şu anda 4 milyona yakın senin dindaşların, soydaşların var ve bunların çoğu Arap. Bunlar bizim topraklarımıza geliyor, bunlara yönelik en ufak bir destek de yok. Bunların hepsi Arap, orada da sesin çıkmıyor ama Türkiye'nin Libya'daki meşru yönetimin davetine icabet etmesi seni rahatsız ediyor. Kusura bakma. Biz burada Suudi Arabistan'ın bizi kınamasından rahatsız olmayız. Tam aksine biz onu kınıyoruz. Kınamasını da asla kale almıyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biraz önce Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarını çelişki olarak ifade ettiniz. CHP'nin tezkere meselesiyle ilgili gündeme getirdiği bir başka eleştiri boyutu da "Türkiye, BM üzerinden hareket etmeli, orada ara bulucu olma yolunu aramalı, BM'yi zorlamalı şeklinde bir yöntem önerisi ya da atılan adıma dair bir eleştirisi var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklinde bir soru yöneltilmesi üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Önce şunu söyleyeyim; inanın uluslararası hukuku bu adam bilmiyor. Bir tarafta darbeci var, bir tarafta meşru hükümet var.. Meşru hükumet ile darbeci arasında ara bulucu olunur mu? İki taraf da meşru olur, orada kalkarsın ara bulucu olmanın yollarını ararsın. Bu; Türkiye'de PKK terör örgütü ile la-teşbih devletimizin arasında ara buluculuk yapma gayreti içerisine girenler var ya, maalesef Amerika da buna soyunuyor, biz 'Asla.' dedik reddettik, buna benzer. Uluslararası hukukta da uluslararası savaş hukukunda da böyle bir şey yoktur. Böyle bir diplomasi anlayışı da olmaz. Bunlar bunu da bilmiyor. Bizim burada atmamız gereken adım her şeyden önce uluslararası diplomasinin altyapısının oluşturulmasıdır. Bu da nedir? Oradaki meşru hükumeti halkının nezdinde güçlü hale getirmektir. Şu anda bizim yaptığımız bu. Bu beyefendi Libya'yı bilmez ama ben Libya'yı başbakanlığım döneminden, Kaddafi döneminden bilirim. Çok gittim, geldim oralara. Oranın insanını da bilirim. Orada ciddi yatırımlarımız da oldu. Ülkemiz müteahhitlerinin vesaire, bu yönleriyle de bilirim. Ama şimdi Libya maalesef adeta aç kurtların üzerine çullandığı bir ülke haline gelmiştir. Bunun da başını Mısır ve Abu Dabi yönetimi çekiyor, maalesef Suud bunlara ciddi destek veriyor. Burada İsrail'le de dayanışma halindeler. Libya'ya desteğin her boyutunu değerlendirmek lazım. Kılıçdaroğlu diyor ki, 'Türkiye, bölgede barışın sağlanması için diplomatik çabaları ortaya koymalıdır.' Kendisinin bizim bu anlattıklarımızdan haberi yok ki. Biz bu arada neler yapıyoruz, ne gibi adımlar atıyoruz, nasıl bir sirkülasyon var diplomasi olarak? Bunlardan haberi yok. Tezkere öncesi Dışişleri Bakanını beyefendiye, aynı zamanda İYİ Parti'nin Başkanına gönderdik. Gittiler, anlattılar. Anlattılar da ne oldu? Mecbur değil, o ayrı mesele ama bak bilgilendirdiler seni. Ben Dışişleri Bakanımı sana gönderiyorum. Geliyor sana anlatıyor. Gidiyor Meral Hanım'a anlatıyor. Bunu niye istedik? İstedik de buradan bir birlik, beraberlik çıksın ve bu şekilde adım atalım. Çünkü bizim burada ortak bir çıkarımız var. Burada milli ve yerli bir adım atmamız, duruş sergilememiz lazım ama ne yazık ki olmadı. Önemli değil. Açık ara bir farkla da parlamentodan tezkere kararı çıktı."

ABD İLE İLİŞKİLERDE SON DURUM

Zor bir dönemden geçtiğimizi inkar edemeyiz. Trump ile güzel telefon görüşmeleri yapıyoruz. Umutlanıyoruz ama sonra bu umut boşa çıkıyor. Sadece bölgesel değil, küresel ilişkileri de sık sık görüşüyoruz. Sayın Trump alehinde, kongrede Azil süreci yürütülüyor. Türkiye'yi hedef tahtasına oturtan beyhude hedeflerini reddediyoruz. ABD içinde uzlaşmaz tutumlar var. Son yaptığımız telefon görüşmesinde aynı temennisini yine söyledi. "Biz bunları çözeceğiz. Nasıl mücadele verdiğimi biliyosun." dedi. Kongrede yaptırım adımlarına teşebbüs ederse karşılığını veririz.

KANAL İSTANBUL

Burada önemli iki faktör var. Bunlardan bir tanesi bu işin planlaması yapılmıştır. Bunun en önemli şeyi bu plan, proje. Burada biz yap işlet devret ile yapabiliriz. İki, milli bütçeyle yaparız. 

Neler söylemiyorlar ki, burada su sıkıntısı olacak. Açık açık bunu anlatmaya devam ediyoruz ve en sonunda gerekirse sadece bu konuyu ele alan bir sunumu yapacağım. 

Arkadaşlarım bu konulara cesaret edip söylemiyorlar ama ben cesaret ederek söylüyorum. Benim Asya ve Avrupa yakamı tehdit eden bir konuda gereğini yaparız. Çünkü biz romen tankeriyle bir facia yaşadık. 7 ay o tanker burada yandı. Eğer biz bunlara engel olmazsak yarın daha büyük bir facianın gelmeceyeğini kim tahmin edebilir.

Kanal İstanbul'da böyle bir sıkıntı söz konusu olmayacağı gibi biz adeta biz yeniden İstanbul'u çevrecilik ve şehircilik projesi olarak inşaa edeceğiz. Boğaz farklılık arz ediyor. Yeni inşaa edeceğimiz yerde ise tedbirlerimizi biz bütün olumsuzluklara karşı alıyoruz. Boğaz'dan sadece hafif kuru yük gemileri geçecek. Can ve mal güvenliği sağlanmış olacak. Yeni bir uluslararası su yolu sağlanmış olacak. 

Montrö sadece Boğaz'ı bağlar. Montrö bir tarihtir. Bizim Kanal İstanbul'umuz ise yeniden inşa ettiğimiz bir projedir. Montrö kapsamında değildir.

EKONOMİ

2008'de demiştim ki 'Kriz bizi teğet geçer.' Şu an parti çalışması yapan arkadaşlar karşı çıkmışlardı. Çünkü talimatı IMF'den alıyorlardı.Ve inandığımı ben de kararlı bir şekilde sürdürdüm. Bunlar faizciydi. Ben faizlerin devamlı düşürülmesini istiyorum. Faiz sebeptir enflasyon neticedir ve doğru orantılıdır. Faizi düşürdükçe enflasyon da düşer.

BELEDİYELERLE GÖRÜŞME

Hiçbir mani yok. Tüm Büyükşehir Belediye başkanlarıyla bir araya geliriz. Bu iş gönül ve hizmettir. Vatandaşımıza daha iyi hizmeti götürmek için bunu yapmak zorundayız. Cumhurun başı olarak da Belediye Başkanlarımızın talepleri, eksikleri nedir dinleyip gidermeliyiz. Terörle arasına mesafe koyan, şiddetten uzak duran herkesle oturur konuşurum.