ZİYNETİ KOCABIYIK

Türkiye, günlerdir şiddete maruz kalarak vahşice katledilen Pınar Gültekin olayını konuşuyor. Biz Pınar Gültekin’i konuşurken Türkiye’de ve dünyada binlerce kadın, çocuk ve hatta erkek şiddete uğruyor. Tıbben “başkasına zarar vermek için güç kullanmak olarak” tarif edilen şiddetin mağduru çoğunlukla fiziki olarak daha zayıf olan kadınlar.
Birleşmiş Milletlerin “COVID-19” raporuna göre dünya genelinde son 12 ay içerisinde 15-49 yaşları arasında 243 milyon kadın eşi ya da sevgilisi tarafından fiziki tacize maruz kaldı. TÜİK verilerine göre 2020 yılında eşinden şiddet gören kadın oranı yüzde 39,3 olarak belirtildi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu raporunun verilerine göre Türkiye’de 2020 Ocak ve Şubat aylarında 49, 2018 yılında 440, 2019 yılında 474 kadın, erkekler tarafından öldürüldü.  
Şiddetin temelinde ne var? Kimler şiddete daha çok eğilimli? Şiddetin belirtilerini nasıl anlayabiliriz? Şiddet tedavi edilebilir bir hastalık mı? Bu soruları Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdiresi ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’a yönelttik.

ANNE BABAYI ÖRNEK ALIYOR
Şiddete eğilim çoğunlukla çocukluk döneminde maruz kalınan travmalara bağlı olarak ortaya çıkıyor. Bazı çalışmalar şiddetin genetik alt yapısı olduğunu ortaya koyuyor. Yani dededen, anne, babadan aktarılabilen bir davranış. Ancak çocuğun yetiştiği ortam bu duygunun ortaya çıkışını körüklüyor. Normalde saldırganlık davranışı göstermeyen çocuklar, bir yetişkinin saldırgan davranışlarını gördüklerinde aynı davranışları taklit etmeye başlıyor. Bu durum ergenlik dönemiyle birlikte bir kişilik bozukluğuna dönüşüyor.  

TEDAVİSİ VAR ANCAK...
Şiddet öfke duygusunun kontrol bozukluğu, iletişimsizlik, çocukluk çağı travmaları, şiddete maruz kalmış olmak ya da kendini ifade etmede güçlükler yüzünden gelişen bir durumdur. Ve bütün bu  problemler tedavi edilebilir. Dolayısı ile şiddetin kaynağını ele almak son derece önemlidir. Şiddete eğiliminizin olduğunu ya da çevrenizde eğilimi olduğu bireylerin bulunduğunu düşünüyorsanız profesyonel destek almanız son derece önemlidir.

Otoriter ailelerin çocukları şiddete daha fazla eğilimli

¥ Eğitimsiz ailelerin çocuklarında öfke kontrolü daha zayıf olduğu için, saldırganlık davranışı daha fazladır. Bunun sebebi ise çocuğun tepkilerine nasıl karşılık vermesi gerektiğini bilmeyen veya yaşanan aile içi meseleleri nasıl çözeceğini bilmeyen anne babalar, uygun olmayan tepkiler göstermesi ve sağlıksız çözüm yolları denemesidir.  
¥ Aşırı koruyucu anne babaların çocuklarında da sağlıksız öfke dışa vurumu gözlenir. Bütün problemleri aile tarafından çözülen, sıkıntı yaşamasına ve bu sıkıntılarla baş etmesine fırsat verilmeyen çocuklar psikolojik olarak olgunlaşamazlar. Bu sebeple yaşadıkları problemler karşısında sağlıklı çözümler üretmede zorlanır ve saldırganlık gibi birçok uygun olmayan davranış ile problemleri çözmeye çalışabilirler.
¥ Aşırı otoriter anne babaların çocukları da, kendilerinden yüksek beklentiler olduğu için bunu verebilmek için, çatışmacı ve öfkeli kişiler oluyor.
¥ İstismar ve ihmale uğrayan çocuklarda da hem öfke problemleri hem de saldırganlık davranışları sıklıkla ortaya çıkar. Fiziksel, duygusal, cinsel, maddi ve manevi her türlü istismar ve ihmale maruz kalan çocukların ruhsal gelişimler ciddi ölçüde zarar görür ve ileride kendileri de bu tür davranışlar sergileyebilir. İhmal edilen çocuk dikkat çekmek ve ihtiyaç duyduğu ilgiyi görebilmek için de saldırganlık gösterebilir.
¥ Anne babasına güvenmeyen çocuk, şiddete eğilimli oluyor.

KORONAVİRÜS EV KAVGASINI ARTIRDI
Pandemi döneminde uzun süre evde kalmak kişinin kendine ve çevresine şiddet gösterme davranışını arttırdı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu raporunun verilerine göre koronavirüs yüzünden getirilen sokağa çıkma sınırlamaları, kadına yönelik şiddetin artmasına yol açtı. Raporda nisan ayında Platform’a ait başvuru hatlarını arayanların sayısının yüzde 55,4, anne, kardeş, arkadaş, komşu gibi şiddete şahitlik eden üçüncü kişilerin yaptığı başvuruların sayısının da yüzde 60 oranında arttığı belirtildi. Ayrıca salgın yüzünden kendisini uzun süre izole edenlerde travma sonrası stres bozukluğu da görülüyor.

GENÇ KIZLAR EŞ SEÇERKEN BU DETAYLARI ATLAMAYIN!
Şiddet uygulayan kişiler bunun ipuçlarını çok daha önceden veriyor. Ancak yeni bir tanışmanın heyecanı ve nasılsa ileride değişir düşüncesi ile bazı önemli belirtiler görmezden geliniyor.  Yeni tanıştığınız ve hayatınıza almaya karar verdiğiniz kişilerin kendini ifade etme biçimini, olaylara yaklaşımını, verdiği tepkilerini iyi izleyin. İşte alarm zillerini çaldıran ipuçları. Bunlar varsa ya iletişiminizi sınırlayın ya da bir daha hiç görüşmeyin.
¥ Toplumun kurallarına uymayan davranışları varsa duygu ve düşüncelerinde herhangi bir aşırılık söz konusuysa,
¥ Herhangi bir nesneye veya hayvana duruma yönelik agresif tutumları söz konusuysa,
¥ Empati ve merhamet duygusu yoksa, öfke kontrolünde zorlanıyorsa,
¥ Sınırlayıcı bir yaklaşımda bulunuyorsa temkinli olmak gerekir.  
¥ Şiddeti yalnız fiziki şiddet olarak ele almayın. Devam eden bir ilişkide duygusal açıdan yaralayıcı ifadelere maruz kalmak, hakaret veya aşağılayıcı sözler işitmek de şiddetin bir türüdür ve kabul edilemez.

ALKOL, UYUYAN CANAVARI UYANDIRIYOR
Bağımlılıklarla şiddet eğilimli kişilik arasında da yakın ilişki var. Yalnız karar veremeyen, kendi başına girişimde bulunamayan, eyleme geçmekte ve sorumluluk almakta zorlanan kişilerin bağımlı kişilik özelliklerine sahip olduğu bilinmektedir. Ayrıca şiddete uğrayanın veya şiddet uygulayanın yoğun olarak madde kullandığı günlerde ev içi şiddet oranında 11 misli artış olduğu görülüyor. Eşi alkol kullanan bir kadının şiddete uğrama riski 2-4 misli artıyor.