'Bıçaksız cerrahi' devrimi! İğne deliğinden damar ameliyatı
Görüntüleme cihazları (ultrason, BT, anjiyo) eşliğinde iğne veya kateterlerle vücudun içine girilerek yapılan girişimsel radyoloji ile damar tıkanıklıkları, tümörler ve kanamalar gibi birçok hastalık cerrahi kesi olmadan tedavi ediliyor...
- Girişimsel radyoloji, görüntüleme yöntemlerini kullanarak (tomografi, MR, ultrason, anjiyo) hastalıklara müdahale eden, bir kibrit çöpü genişliğindeki deliklerden girilerek tedavi sağlayan bir yöntemdir.
- Bu yöntemle tümör temizlenebilir, damar tıkanıklıkları açılabilir veya kanamalar durdurulabilir.
- İşlemlerin çoğunun milimetrik (2-3 milimetre) girişlerle gerçekleştirilmesi, hastalarda daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme sağlıyor.
- Girişimsel radyoloji, kanser tedavisinde de kullanılarak tümöre direkt ilaç verilebilir veya tümör küçültülerek cerrahiye zemin hazırlanabilir.
- Damar hastalıklarında, özellikle atardamar tıkanıklıklarının tedavisinde girişimsel radyoloji büyük ilerleme kaydetmiş olup, eskiden vakaların %90'ı ameliyatla tedavi edilirken, günümüzde damar tıkanıklıklarının büyük çoğunluğu anjiyo ile tedavi edilebilmektedir.
- Hastaların ameliyat önerildiğinde, mutlaka ameliyatsız bir yöntemi olup olmadığını sorması öneriliyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK - Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Levent Oğuzkurt “bıçaksız cerrahi” olarak bilinen girişimsel radyoloji yöntemlerinin birçok vakada ameliyatın yerini almaya başladığını belirterek, “Biz girişimsel radyologlar görüntüleme yöntemlerini kullanarak, bir kibrit çöpü genişliğindeki deliklerden giriyor ve hastalığın türüne göre tümör varsa tümörü temizliyor, damar tıkanıklığıysa bu tıkanıklıkları açıyor ya da kanamaları durduruyoruz. Size bir ameliyat önerildiğinde, mutlaka bunun ameliyatsız bir yöntemi var mı diye sorun” diyerek hastaları uyardı.
Türk Girişimsel Radyoloji Derneğince düzenlenen TGRD2026 Kongresi’nde görüştüğümüz Prof. Dr. Oğuzkurt, “Biz vücudun içini görebilen uzman doktorlarız. Tomografi, MR, ultrason ve anjiyo gibi yöntemlerle hastalığı tespit edip, aynı görüntüleme eşliğinde tedavi ediyoruz. Halkın böyle bir tedavi alternatifi olduğunu bilmesi gerekir” dedi.
Girişimsel radyoloji operasyonlarının tamamen görüntüleme teknolojileriyle yapıldığını vurgulayan ve “Karaciğerdeki bir tümörü ultrason ya da tomografiyle tespit ediyoruz. Hastayı açmadan, sadece bir iğneyle o bölgeye girip biyopsi alabiliyor ya da tümörü tedavi edebiliyoruz” diyen Prof. Dr. Oğuzkurt, işlemlerin çoğunun milimetrik girişlerle gerçekleştirildiğini belirtti.
İKİ MİLİMETREDEN AMELİYAT
Bu alandaki en dikkati çeken özelliklerden birinin minimal girişler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oğuzkurt, “Yaptığımız işlemlerde açılan delik çoğu zaman 2-3 milimetre oluyor. En geniş hâli bile 7-8 milimetreyi geçmiyor. Yani klasik ameliyatlardaki gibi büyük kesiler yok” ifadelerini kullandı.
Bu sayede hastaların daha az ağrı yaşadığını, hastanede kalış sürelerinin kısaldığını ve günlük hayata hızlı dönebildiğini vurguladı.
KANSER TEDAVİSİNDE DE KULLANILIYOR
Girişimsel radyolojik yöntemlerin kanser tedavisinde de kullanıldığını aktaran Prof Dr. Oğuzkurt, “Bu yöntemle damardan girerek direkt olarak tümöre ilaç veriyor ve tümörü tamamen yok edebiliyor ya da tümörü küçülterek, “ameliyat edilemez” denile hastayı cerrahi ameliyata yönlendirme şansını ele edebiliyoruz” diye konuştu.
SONUÇLAR CERRAHİYLE BAŞA BAŞ
Teknolojinin hızla geliştiğini belirten Prof. Dr. Oğuzkurt, önümüzdeki yıllarda girişimsel radyolojinin çok daha geniş alanlarda kullanılacağını ifade etti ve “Bugün bile birçok hastalıkta cerrahiyle başa baş sonuçlar alıyoruz. Üstelik daha konforlu ve daha hızlı iyileşme sağlıyoruz” dedi.
KOL YA DA KASIKTAN GİRİLİYOR
Anjiyo işlemlerinde damara kol ya da kasıktan girilerek balon, stent veya özel yöntemlerle tıkanıklığın açıldığını anlatan Prof. Dr. Oğuzkurt, bazı durumlarda “damar tıraşlama” yönteminin de kullanıldığını belirtti.
DAMAR HASTALIKLARINDA BÜYÜK BAŞARI
Girişimsel radyolojinin en önemli uygulama alanlarından birinin damar hastalıkları olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Oğuzkurt, özellikle atardamar tıkanıklıklarının tedavisinde büyük ilerleme kaydedildiğini belirterek, "Damar sertliği dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıkların başında geliyor. Boyun, beyin, böbrek, kol ve bacak damarlarında oluşan daralma ve tıkanıklıkların ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu durum felçten organ kaybına kadar uzanan riskler taşıyor. Kalp dışındaki damar tıkanıklıklarında ise girişimsel radyoloji tedavileri başarılı sonuçlar veriyor" dedi.
Damar tıkanıklığını tamamen açan bir ilacın olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Oğuzkurt, cerrahi baypas ve anjiyo yöntemleri olmak üzere tedavinin iki yolu olduğunu söyledi. Prof. Dr. Oğuzkurt, "Eskiden vakaların yüzde 90'ı ameliyatla, yüzde 10'u girişimsel yolla tedavi edilirdi. Bugün ise bu oran tersine döndü. Damar tıkanıklıklarının büyük çoğunluğunu anjiyo ile tedavi edebiliyoruz" dedi.
