Türkiye Gazetesi E-Gazete Gazete Aboneliği
Türkiye Gazetesi
Arama
SON DAKİKA YAZARLAR BİZİM SAYFA GÜNDEM POLİTİKA EKONOMİ DÜNYA SPOR YAŞAM RESMİ İLANLAR HABER JET İzle
Türkiye Gazetesi
Türkiye Gazetesi
E-Gazete Abonelik
Gündem
  • Politika
  • Eğitim
Ekonomi
  • Borsa
  • Altın
  • Döviz
  • Hisse Senedi
  • Kripto Para
  • Emlak
  • T-Otomobil
  • Turizm
Spor
  • Futbol
  • Puan Durumu
  • Fikstür
  • Şampiyonlar Ligi
  • Avrupa Ligi
  • Basketbol
Dünya
  • Orta Doğu
  • Avrupa
  • Amerika
  • Afrika
  • İsrail-Gazze
Yaşam
  • Sağlık
  • Hava Durumu
  • Yemek
  • Seyahat
  • Aktüel
Kültür-Sanat
  • Sinema
  • Arkeoloji
  • Kitap
  • Tarih
Bizim Sayfa
  • Namaz Vakitleri
  • Sesli Yayınlar
Yazarlar
  • Bugünün Yazarları
  • Tüm Yazarlar
Diğer Kategoriler
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Resmî Ilanlar
  • Haberler
  • Foto Haber
  • Video Galeri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Künye
  • Gazete Aboneliği
  • Danışma Telefonları
  • Yasal
  • Reklam Ver
Uygulamalar Türkiye Gazetesi App Store Türkiye Gazetesi Google Play
Takip Edin Favori mecralarınızda haber
akışımıza ulaşın
X Facebook LinkedIn YouTube Instagram TikTok NSosyal
© 2025 İhlas Gazetecilik A.Ş.
Tüm Hakları Saklıdır.
Haber Verin Editör masamıza bilgi ve materyal
göndermek için tıklayın
Bildirin
Kaçırmayın Ücretsiz üye olun, gündemi
şekillendiren gelişmeleri önce siz duyun
  1. Haberler
  2. Yaşam
  3. “Suhulet ile Sahilbent!”
Google Linke Tıkla, Türkiye Gazetesi'ni Google Favorilerine Ekle!
Yaşam

“Suhulet ile Sahilbent!”

Son Güncelleme: 13 Şubat, 2021 - 06:37
Whatsapp İkon Bağlantıyı Kopyala
Paylaş
Paylaş
Facebook Facebook X X WhatsApp WhatsApp LinkedIn LinkedIn NSosyal NSosyal Bağlantıyı Kopyala Bağlantıyı Kopyala
“Suhulet ile Sahilbent!”
Fotoğraf Başlığı “Suhulet ile Sahilbent!”

Şirket-i Hayriye Müdürlerinden Hüseyin Haki Bey çok düşünür: Tamam insanlar kolay da, atları ve arabaları nakledecek bir vapur yaptıramaz mıyız acaba?

Kaydet
a- | +A

İRFAN ÖZFATURA

Altmışlı yıllarda otobüs yazıhaneleri Laleli’dedir ekseriya. Saati gelen kalkar, aheste aheste Sirkeci’ye gider, doooğru vapur kuyruğuna...
Bir otobüsün geldiği gibi gemiye bindiği görülmüş şey değildir. Dördüncü ya da beşincisine girebilir anca. Bu yüzden otobüsü kaçıran son dakikacılar panik yapmaz, iskelede yakalayacaklardır nasıl olsa.
Neyse otobüs, kâhya ikazları, polis düdükleri arasında ağır ağır vapura girer. Çımacılar emir yağdırırlar: Sen sağa, sen sola. Öyle bir yerleştirirler tek karışı zayi olmaz. Kaptan bazen arka kapağı kapatamaz, kamyon kasaları uzanmaktadır zira.
Vapur işi otobüsçülerin hesabına gelir, perondan üç biletle kalksalar da Sirkeci’de yolcuyu tamamlar, araya tabure atarlar hatta.
Takriben yarım saat sonra Harem’e vasıl olursunuz. Yine girenler, çıkanlar; çantalar, çuvallar... En iyi ihtimalle iki saat sonra düşebilirsiniz Ankara Asfaltı’na.
Sömestir tatilleri ve bayramlarda hayli kesafet olur, Sahil Yolu silme araba, kuyruğun ucu taaa Yedikule, Kazlıçeşme, Zeytinburnu’nda…
Emniyete ve askerîye ait vasıtalar elbette öne alınır. Otobüslere de nispeten iltimas tanınır. Ama kamyoncuysan yanmışsın. Kilometrelerce sıra, ömür tüketirsin âdeta. 15 dakikada bir vapur gelse ve her biri 60 metre kaldırsa. Otur hesapla.
Bileniniz vardır belki; o yıllarda nakliyeciler, Sirkeci Aşirefendi yokuşunda yük sarar. Hani o boynuzlu troleybüslerin işlediği yolda.

“Suhulet ile Sahilbent!”
Başlık Resmi“Suhulet ile Sahilbent!”

ESKİ İSTANBULLU
Arabalı sadece Sirkeci’ye has değildir, Kabataş-Üsküdar hattı da sıkı çalışır, İstinye- Çubuklu, Kartal -Yalova ona keza.
Bursa’ya gitmenin en sevilen şekli Haydarpaşa’dan trenle Kartal’a, oradan arabalıyla Yalova’ya geçmektir. İndiğinizde otobüsler yanaşmış olur. “Hemen kalkıyor! Bursa Bursa Bursa!”
Hakikaten kısa sürer, aldığınız deniz havası da kâr kalır yanınıza.
Anadolu dönüşleri daha bir tatlı olur. Düşünün bilmem taa nereden binmiş saatlerce sallanıp yorulmuş, uyuyup kalmışsınız koltukta. Motor susunca ayıkırsınız, kapı açılınca yosun kokulu bir hava dolanır koridorda. Makine dairesini ikaz eden “çın çın” sesi, salınan buharlar, kuduran pistonlar.
Çıkarsınız tatlı bir serinlik, yüzünüze zerreleri çarpan tuzlu su, ağaran tan yeri, Topkapı Sarayı ve Ayasofya henüz gölgedir daha. Kızkulesi mahmurdur sanki, prenses sis duman arasında.
Çay çay çay. Yok mu alan?
Ver aga dersin, simidinin yarısını ayırırsın çığlıklanan martılara.
İstanbul güzeldir be, derdi tasası çoktur ama ayrı da kalınmaz.
Bir şehir bu kadar mı özlenir? Otur ağla.

DERT EDİNİRSEN...
Efendim bu arabalı vapur fikri bizden doğar. Hüseyin Haki adlı bir Şirket-i Hayriye müdürü çok düşünür: Tamam insanlar eşyalar kolay da, atları ve arabaları nakledecek bir vapur yaptıramaz mıyız acaba?
Zaman zaman top arabaları gelir, katanalar meşin kayışlarla bağlanmış huysuzlanırlar, şimdi bunu hangi peremeye, mavnaya atıp geçirebilirsin karşıya?
Gider Hasköy Tersanesinden Mehmet Usta’yı bulur, akıl sorar.
O rahmetli de bekliyordur sanki, kalemini kulağının arkasından alıp karalamaya başlar. “Efendim, şöyle öne arkaya birer makaralı kapak konsa… Bir taraftan girilse öbüründen çıkılsa... Vapur sadece ileri geri gitse, başı kıçı olmasa... Kafadan yanaşsa, manevra ile uğraştırmasa... Şurası kaptan köşkü, şurada yolcu salonu, şurada da tayfalar otursa...”
Bunu geliştirirler tabii, ustamız uykusuz gecelerden sonra teknik resimlerini hazırlar. (Bu çizimler ve daha niceleri Osmanlıca oldukları için acımasızca yakılacak ve failin adı bir arabalıya konacaktır 60 ihtilalinden sonra)

HAYRAN KALIRLAR
Neyse Hüseyin Haki Bey, Mehmet Usta’yı İngiltere’ye yollar (1870). Maudslay Sons and Fields tesislerine varır, kâğıtları masaya yayar.
Henüz araba vapuru duyulmuş işitilmiş şey değildir. Bu çalışma çıkarma gemilerine, feribotlara zemin olacak, çığır açacaktır zamanla.
İngiliz mühendisleri çok beğenir, derhâl işe başlar. Senesi dolmadan tekneyi tamamlar, paralarını (8 bin sterlin) alırlar.
Zikrolunan vapur sacdan mamuldür ve 450 beygirlik buhar makinesi ile 7 mil sürat yapar. Altmış sene kullanıldıktan sonra Hasköy Tersanesinde dizel motor takılacak, daha da hızlanacaktır ihtiyarlayınca.
Meraklısı için yazalım boyu 45, eni 8,5 m. civarında.
Takdir edersiniz ki, arabalı vapurumuz yandan çarklı ve yayvandır, yükü ve safrası olmadığı için açık denizde bayağı zorlanır, sağ salim gelir ama bata çıka.
İstanbullunun böyle bir tekneye çok ihtiyacı vardır, getirdiği rahatlıktan ötürü Suhulet (kolaylık) adını koyarlar.
Mavnacı ve salapuryacı esnafı bir iki mızıldasa da susar, hizmeti görünce kenarda dururlar.
Suhulet’in gördüğü talep artınca bir kardeş daha gelir: Sahilbent. O daha güçlü ve çift çarklıdır. Bu iki gemi, 1960 senesine kadar (neredeyse 90 sene) biteviye çalışır.

ADSIZ KAHRAMAN
Suhulet, Çanakkale Savaşı’na da katılır, tedbiren torpille donatılır. İntikal işlerine el atar, dört günlük mesaiyi iki buçuk saatte bitirir, Mehmetçiğe vakit kazandırır.
Bugün bir Hüseyin Haki daha var ama o, Sirkeci Harem arasını sekiz dakikada kateden süper lüks bir gemi, halatların çözüldüğünü anlayamıyorsunuz bile, çayınızı yarılamadan anons geçiliyor: Lütfen araçlara!
Seksen vasıta ve 600 insanı taşıyabiliyor rahatlıkla.
Arabalılar umumiyetle semt isimleriyle anılırlar: Şemsipaşa, Sirkeci, Kabataş, Kartal, Karamürsel, Karagümrük, Kızkulesi, Kuruçeşme, Kasımpaşa...
27 Mayısçılar vapur filosuna bir şey katmak yerine isim değiştirme yoluna sapar, “Karaköy”ü “Hürriyet” yaparlar.
Yetmişli yıllarda anarşi hortlar. Marmara yolcu gemisi ile Eminönü araba vapuru Haliç’te bakım beklerken sabotaja uğrar.
7 Nisan 1979’da bütün arabalı motorları susar.
Niye?
Çünkü damla motorin kalmamıştır depolarda.
Karaoğlan ekonomisi işte… Ülke 70 sente muhtaç olmuştur sonunda.
Hâlbuki bu hat Anadolu’nun can damarıdır, şiddetli Lodos haricinde seferler kesinlikle aksamaz.

MUTLU AZINLIĞA MI?
Her ne kadar biz deniz yolundan hoşlansak da ilanihaye böyle sürüp gidecek değildir, vapurla araba taşımak da bir yere kadar. Hâlbuki bir köprümüz olsa, sabahlara kadar vızır vızır işlese, şoförler sürünmese kuyruklarda.
Meğer vapuru bizden çok sevenler varmış, Besim Üstünel, Talât Halman, Çetin Altan, Nadir Nadi “köprü fikrinden utanç duyduklarını” haykırır, felaket senaryoları yazarlar. TMMO emre amadedir, menfi raporlar hazırlar.
-Abi binelim kamyonumuza basalım marşa. On dakikada geçelim karşıya.
-Yok şeker kardeşim, bir gün Yenikapı’da yatacaksın, bir gün Kumkapı’da, bir gün de Cankurtaran’da! Hacetini Sarayburnu kayalıklarına defedeceksin. İnleyecek, titreyecek, sefalet çekeceksin kamyon kupalarında. Kaldırımlarda portakal kasası yakacak, Bafra tellendireceksin çilekeş arkadaşlarınla. Çocuklarına üç gün geç ulaşacak ve yarım depo mazot harcayacaksın dura kalka.
Yükün, ezilmiş, bozulmuş, ıslanmış, kasadaki hayvancıklar sıkılmış darlanmış, kimin umurunda?
Ne bilimin ışığıymış yaa!

İŞİ BİLECEKSİN
Rahmetli Hüseyin Haki, Girit, Kandiye eşrafından câmi-i kebîr mütevellisi Mehmet Efendi’nin oğludur. Dokuz yaşında yetim kalır, amcası onu Mısır’a yollar.
Hanukah’ta okur, hem Arapçayı hem Fransızcayı akıcı konuşmaya başlar. Zeki, sevimli, çalışkan bir gençtir, itimat telkin eder insana. Nitekim Kavalalı Mehmet Ali Paşa onu sarayına alır kethüda yapar. Kızı Zeynep tıfıldır henüz, küçük hanıma Fransızca ve Türkçe öğretir bu arada.
Biliyorsunuz Zeynep Hanım, bilahare Kâmil Bey ile evlenecek ve İstanbul’a yerleşecektir. Hayır hasenatı çoktur, Zeynep Kâmil Hastanesi gibi mesela.

“Suhulet ile Sahilbent!”
Başlık Resmi“Suhulet ile Sahilbent!”

İŞE GİDECEKSİN
Şirket-i Hayriyye büyük ümitlerle kurulur ama zarardan kurtulamaz. Denizcilik tecrübesi olmayan mültezimlerin (aracıların) elinde beyhude çabalar. Padişah bakar daha da açılacak, şirketi batıracaklar. Tüccardan Ali Hilmi Efendi’yi başına koyar. Hilmi Efendi’nin ilk işi, dört kişiden müteşekkil bir idare meclisi kurmak olur ki, Hüseyin Haki de vardır aralarında.
Kahramanımız sırça köşklerde oturmaz, dışarı çıkar, elemanlarla istişare eder, aksakallara akıl sorar. Nitekim usulü muzaaf (çift defter) ile kasaya hâkim olur sonunda.
Kabataş, Üsküdar, Mesarburnu (Sarıyer) ve Harem İskelelerini yaptırır. Salonlara şikâyet kutuları, tarife levhaları ve duvar saatleri astırır, kış günleri soba yaktırır. Vapurların saatinde kalkmasına ve saatinde varmasına çok ehemmiyet verir. Hasılı “müşteri memnuniyetine” oynar ve kazanır. 27 yıllık müdürlüğü boyunca müessesenin geliri katlanarak artar, hatta akşamları çanta çanta gelen paraları muhafaza için oda kiralamak mecburiyetinde kalırlar.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Paylaş
Paylaş
Facebook Facebook X X WhatsApp WhatsApp LinkedIn LinkedIn NSosyal NSosyal Bağlantıyı Kopyala Bağlantıyı Kopyala
Yayın Tarihi | 13 Şubat, 2021 - 06:37
Haberle İlgili Daha Fazlası
Yaşam
Bizi Takip Edin Bizi Takip Edin
X ikonu Facebook ikonu LinkedIn ikonu NSosyal Google Haberler ikonu
YORUMLAR
Yorum   0 yorum
ÇOK OKUNANLAR
  • 1
    1 depo 900 TL ucuzladı! Akaryakıtta bayram havası
    1 depo 900 TL ucuzladı! Akaryakıtta bayram havası
    Kaydet
  • 2
    Çocuğun sınavı annenin sahnesi! LGS anneliği sosyal medyada gündem oldu
    Çocuğun sınavı annenin sahnesi!
    Kaydet
  • 3
    400 bin nüfuslu kentin su sorunu kalmadı! Baraj yüzde 3'ten yüzde 58'e çıktı
    400 bin nüfuslu kentin su sorunu kalmadı! Baraj yü...
    Kaydet
  • 4
    Acun Ilıcalı, Galatasaraylı yıldızı istiyor: Görüşmeleri bizzat yürütüyor
    Acun Ilıcalı, Galatasaraylı yıldızı istiyor
    Kaydet
  • 5
    Ece İrtem’in ölümü sonrası kalp krizi uyarısı… Gençlerde alarm veriyor! Riski artıran 4 büyük faktör
    Ece İrtem’in ölümü sonrası kalp krizi uyarısı… Gen...
    Kaydet
YAZARLAR
  • İsmail Kapan
    İsmail Kapan İsrail, barışı hep sabote ediyor…
    Kaydet
  • Rahim Er
    Rahim Er Mutabakat
    Kaydet
  • Sevil Nuriyeva
    Sevil Nuriyeva Ankara-Moskova hattı ve ilkeler
    Kaydet
  • Nur Tuğba Aktay
    Nur Tuğba Aktay ABD-İran mutabakatı ne anlama geliyor?
    Kaydet
  • İrfan Özfatura
    İrfan Özfatura Yeşil vilayetin lezzetleri
    Kaydet
Bize Haber Verin

Editör masasıyla bilgi ve materyal paylaşmak için tıklayın

GÖZDEN KAÇMASIN
  • Haftanın kitapları | Fatih’in Evi
    Haftanın kitapları | Fatih’in Evi
    Kaydet
  • Altında yeni zirve gelecek mi? Uzmanlar temkinli! Güçlü yükseliş beklemeyin
    Altında yeni zirve gelecek mi? Uzmanlar temkinli! Güçlü yükseliş beklemeyin
    Kaydet
  • Büyük Taarruz için başvurular başladı
    Büyük Taarruz için başvurular başladı
    Kaydet
  • Yapay zeka kimsenin göremediği 500 gizli depremi ortaya çıkardı!
    Yapay zeka kimsenin göremediği 500 gizli depremi ortaya çıkardı!
    Kaydet
  • Topkapı’da gece güzergâhı genişletildi
    Topkapı’da gece güzergâhı genişletildi
    Kaydet
ÖNE ÇIKANLAR
Karaman'dan kahreden haber! Çok sayıda can kaybı ve yaralı var
Karaman'dan kahreden haber!
Kaydet
Panter Emel lakabı ile tanınıyordu! Yeşilçam oyuncusu Emel Yıldız hayatını kaybetti
Panter Emel hayatını kaybetti!
Kaydet
Ebrar Karakurt neden yok, oynamıyor, sakat mı? Milletler Ligi (VNL) Ankara etabı kadrosunda yer almadı
Ebrar Karakurt neden yok, oynamıyor, sakat mı?
Kaydet
SONRAKİ HABER
Türkiye Gazetesi
Google Haberler E-GAZETE ABONE OL GİRİŞ
Gündem
  • Politika
  • Eğitim
Ekonomi
  • Borsa
  • Altın
  • Döviz
  • Hisse Senedi
  • Kripto Para
  • Emlak
  • T-Otomobil
  • Turizm
Spor
  • Futbol
  • Puan Durumu
  • Fikstür
  • Şampiyonlar Ligi
  • Avrupa Ligi
  • Basketbol
Dünya
  • Orta Doğu
  • Avrupa
  • Amerika
  • Afrika
  • İsrail-Gazze
Yaşam
  • Sağlık
  • Hava Durumu
  • Yemek
  • Seyahat
  • Aktüel
Kültür-Sanat
  • Sinema
  • Arkeoloji
  • Kitap
  • Tarih
Bizim Sayfa
  • Namaz Vakitleri
  • Sesli Yayınlar
Yazarlar
  • Bugünün Yazarları
  • Tüm Yazarlar
Diğer Kategoriler
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Resmî Ilanlar
  • Haberler
  • Foto Haber
  • Video Galeri
Kurumsal
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Künye
  • Gazete Aboneliği
  • Danışma Telefonları
  • Yasal
  • Reklam Ver
Uygulamalar Türkiye Gazetesi App Store Türkiye Gazetesi Google Play
Takip Edin Favori mecralarınızda haber
akışımıza ulaşın
X Facebook LinkedIn YouTube Instagram TikTok NSosyal
Haber Verin Editör masamıza bilgi ve materyal
göndermek için tıklayın
Let me Know
Kaçırmayın Ücretsiz üye olun, gündemi
şekillendiren gelişmeleri önce siz duyun
© 2025 İhlas Medya Grubu. Tüm Hakları Saklıdır
Son Dakika Site Haritası RSS KVKK Aydınlatma Metni Gizlilik Politikası Çerez Politikası