Türk Toraks Derneği açıkladı: Iğdır kirli havadan boğulurken, en temiz nefes Kırklareli’de
Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, Türkiye’de hava kirliliğinin en yüksek olduğu ilin Iğdır olduğunu açıkladı.
- Türkiye'nin havası en kirli ili Iğdır'dır; onu Malatya, Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay izlemektedir.
- Ağrı, Hakkâri, Mersin, Şırnak ve Bursa da havası en kirli iller arasındadır.
- Havası en temiz iller sırasıyla Kırklareli, Artvin, Bayburt ve Sinop'tur.
- Bingöl, Rize, Karabük, Kırşehir, Isparta ve Bartın da en temiz iller arasındadır.
- Üç büyükşehirde havadaki partikül madde düzeyleri en yüksek İzmir'de, ardından İstanbul ve Ankara'da görülmektedir.
- Deodorant gibi aerosol kirleticiler solunum ve kardiyovasküler sistem hastalıkları ile artan erken ölüm riskiyle ilişkilendirilmektedir.
- PM2,5 ve PM10'a maruziyet, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireyler üzerinde olumsuz sağlık etkilerine yol açmaktadır.
CEMAL EMRE KURT- Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.
Türkiye’nin en temiz ve en kirli havasına sahip 10 iline ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Aykaç “Türkiye’nin havası en kirli ili Iğdır. Onu Malatya, Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay izliyor. Listede Ağrı, Hakkâri, Mersin, Şırnak ve Bursa da yer alıyor. Havası en temiz iller de sırasıyla Kırklareli, Artvin, Bayburt ve Sinop. En temiz iller arasındaki diğer iller ise Bingöl, Rize, Karabük, Kırşehir, Isparta, Bartın bulunuyor” dedi.
Üç büyükşehre ilişkin durum hakkında da bilgi veren Aykaç “Havadaki partikül madde düzeyleri en yüksek İzmir. Onu 36,88 partikül madde ile İstanbul ve 39,35 partikül madde ile Ankara takip ediyor. Deodorant gibi aerosol kirleticiler özellikle solunum ve kardiyovasküler sistem hastalıkları ile artan erken ölüm riskiyle ilişkilendirilmektedir.
PM2,5 ve PM10’a maruziyet, başta çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireyler üzerinde olumsuz sağlık etkilerine yol açıyor. Bu sebeple çevre politikaları, sağlıkta eşitlik yaklaşımıyla ele alınmalı” diye konuştu.
