BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Adım Adım AZERBAYCAN - 4 -

Adım Adım AZERBAYCAN - 4 -

Türkiyeli Türkler için, Azerbaycan ve Kafkasya Türkleri, bizim öz be öz kardeşimiz ve kanımızdırlar. Elbette onlarda da, bizde olan o güzel ve temiz duygulu insanlar var. Bunlar genellikle köy ve dağ sınırlarında. Bizim onları sevdiğimiz kadar, onlar da bizi seviyor.



Hepimiz Türküz Türkiyeli Türkler için, Azerbaycan ve Kafkasya Türkleri, bizim öz be öz kardeşimiz ve kanımızdırlar. Elbette onlarda da, bizde olan o güzel ve temiz duygulu insanlar var. Bunlar genellikle köy ve dağ sınırlarında. Bizim onları sevdiğimiz kadar, onlar da bizi seviyor. Rus zulmünü gençliğinde yaşamış yaşlı insanlar Türk televizyonlarına bakmasınlar diye, Ruslar kendi televizyonlarında başka bir sistemle yayın yapmışlar. Türkiye’yi o zamanlar çok merak edenler olduğu gibi, bugün de merak eden çok kişi var. Bunların Türkiye’ye sevgisi çok büyük. Önceleri Türkçe veya Türk dili olarak adlandırılan Kafkasya Türkçesi’nin yerini, şimdi Azerbaycan dili almış. Bu durum özellikle bazı gençleri ayrı görmeye sürüklemiş. Fakat yaşlı insanlar için aynı şey geçerli değil. Burada Rusya’nın bıraktığı ırkçılık propagandasının suçu çok büyük. Ruslar, işgal ettiği topraklardaki halkları, boylara ve soylara bölmüş. Üstelik pasaportlarına da bu ayrımcılığı yazmış. Yani “böl, parçala, yönet.” Bundan dolayı bölünmüşlük çok yayılmış ve halk neredeyse birbirine düşman olacak duygulara bürünmüş. Burada çok acı bir örnek vermek istiyorum. Benim Bakü’deki dostlarım doktor Yusuf ve Elçin’le çok uzun bir müddet milliyetçilik ve ırkçılığı konuştum. Önemli olanın Müslüman ve Türk olmamız olduğunu anlattım. Boylara ve soylara bölünmenin, bir zamanlar Rusların işine yaradığı için bir tek Türkistan’dan 5 devlet çıktığını izah ettim, ama bir türlü anlamak istemediler. Bakü’nün eski dar sokaklarından birinde olan bir papakçı dükkanına girdik. Hatıra olarak bir Azerbaycan papağı almak istiyordum. Papakçı yaşlı bir insan. Rus zulmünü görmüş ve milletini hiçbir zaman unutmamış. Bize sordu: - Nerelisiniz? Elçin hemen cevap verdi: - Men Yerazam. Yeraz demek, Erivan Azerisi’nin kısaltılmışıdır. 1989 yılında Karabağ savaşı çıkıncaya kadar ve daha birkaç yıl sonra Ermenistan’daki Türkler Azerbaycan’ın içlerine göç ettiler. Ermeniler onlara “Siz Türksünüz” dediği halde, kendilerine Erivan Azerisi diyorlar. Bugün Bakü’de Yeraz olmayı büyük bir gurur meselesi yapanlar çok. Yaşlı nesilde Rus zulmünü yaşadığı, dinine ve Türkiye’deki kardeşlerine hasret kaldığı için, Türk Milleti’ne karşı eşsiz bir sevgi var. Papakçı Mustafa amca da bunlardan biriydi. Elçin’in “Ben Yerazam”, sözü üzerine çok bozuldu. Ona dönüp baktı, sert bir cevap verdi: - Bu dili kesmek ge... Gerek diyecekti ama gönlü getirmedi, demedi. “Bizleri birbirimize düşman yapan bu ayrımlardır, sen Türksün” dedi. Bu söze şaşıran doktor Yusuf çaresizdi. Benim zaten onlara durmadan anlatmaya çalıştığım da buydu. Buna benzer dostça sözleri Dağıstan sınırındaki Azerbaycan şehirlerinde de hissettim. Ruslar şehir insanlarını zehirleyip, Türk soyundan olduklarını inkar ettirmeyi başarmıştı ama köy insanları milletini, soyunu unutmamıştı. Kökümüzün bir olduğunu gururla söylüyorlardı. Papakçı Mustafa Cavanşir, 30 yıldır meslek edindiği ve severek diktiği meşhur Kafkas papaklarını önümüze dizerek anlatmaya başladı: - Bu 4-5 günlük kuzunun derisinden. Bu sahte deriden, bu yalanmamış kuzunun derisinden. “Nasıl yalanmamış” diye sordum. - Yalanmamış kuzu, anasının karnından doğar doğmaz, yanından ayrılıyor ve anasının ağzı kuzuya değmeden, kuzuyu yalamadan kesiliyor. Derisi kuruduktan sonra papak dikiliyor. Bunu duyunca içim sızladı. “Bu gaddarlığı yapanda hiç vicdan yok mu? Bu nasıl olur” diye sordum. Hiç şaşırmadı bu soruma: - Allah bu hayvanları yaratıp, insanların hizmetine vermiş, acıyacak ne var bunda? En büyük söz bizde bir misafir için nedir biliyor musun? “Yok” dedim. - Ben senin için yalanmamış kuzuyu keserim. Bu sözleri duyduktan sonra papağı almaktan vazgeçmiştim. Yüzümdeki ifadeyi gören Mustafa Cavanşir önüme başka birisini koydu. “Bu 4-5 günlük kuzunun derisinden” dedi. Papak namustur Sonra duvarda asılı eski bir tabloyu gösterdi ve dedi ki: - Bu şahıs, Bakü’ye ilk akar çeşme suyunu getiren kişidir. Bunun başındaki papağa bak. Bu papağı herkes takamaz, bu papağı ancak beyler takabilir. Herkes bu papağı taksa bile taşıyamaz. Bu papağı takan şahıs başı dik gezmelidir, alttan bakmamalıdır. Buna layık olmalıdır. Bir erkeğe söylenen en ağır söz bizde, “Papağın başından devrilsin” sözüdür. Papak bizde namusdur. Bu papağı başından çıkardığın vakit, Kur’an-ı Kerim’i nasıl yüksek bir yere asıyorsan, bunu da öyle yüksek bir yere asacaksın. Bir güzel papak aldım, 100 dolar verdim. Sonra bir büyük tepsi dolusu şekeri bana uzattı. “Bir şeker al, Allah rahmet etsin de” dedi. - Allah rahmet etsin ama bu şeker ne için? - Azerbaycan’ın özgürlüğüne kavuşması sırasında Rus tankları tarafından ezilen 100’den fazla gencin yıllık eseni içindir. Demek ki ölen genç insanları unutmayanlar varmış. Teşekkür ederek Mustafa Cavanşir beyden ayrıldık. Bu papakla İstanbul Havaalanı’ndan Almanya’ya gelmek için geçerken başımdan didik didik arandım ama Bakü Havaalanı’nda büyük hürmet gördüm. Bu aklımdan çıkmayacak bir olay oldu. Aynı zamanda bu papak insanı gerçekten Azerbaycan’da sayılan bir insan sıfatına sokuyor. Burada bir sonuca vardım. Bakü’de bütün ticari hayat dönüşüyordu. Burada komünizmin yıkılmasıyla birlikte genç nesil yeni bir düzen kuruluncaya kadar işsiz ve ümitsizdi. Bunlar iş ve aş istiyorlardı. Bakü’de çok sayıda Türk firması var. Türk bayrakları bu firmaların girişlerini süslüyor. ¥ Devam edecek
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 1431
    % -0.83
  • 8.54
    % -0.1
  • 10.3502
    % -0.13
  • 12.0327
    % -0.18
  • 509.903
    % -0.29
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT