Bakan Fidan Türkiye Gazetesi'nin sorularını cevapladı! "Erdoğan-Trump görüşmesi dönüm noktasıydı"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir araya geldi. İki lider, bölgesel dengeleri kökten değiştiren sıcak gelişmeleri, Suriye’deki yeni dönemi ve Ukrayna’daki son durumu masaya yatırdıkları kritik bir görüşme gerçekleştirdi.
- Türkiye, Ukrayna savaşının barışçıl yollarla sonlandırılması ve müzakere turlarına ev sahipliği yapma hazırlığını tekrarladı.
- Karadeniz'de seyrüsefer emniyetini tehdit eden saldırılardan endişe duyulduğu ve gerilimi düşürücü önlemlerin gerekliliği belirtildi.
- ABD ile İran arasındaki mutabakat, çatışma ikliminin kırılması için kıymetli bir diplomatik eşik olarak görüldü ve memnuniyetle karşılandı.
- Güney Kafkasya'daki barış ve normalleşme süreçlerinin bölgeye istikrar getireceği ve ekonomik etkileşimin artırılmasının önemi vurgulandı.
- Suriye'de toprak bütünlüğü ve birliği temelinde istikrar, güvenlik ve ekonomik kalkınmanın tesisi için yapıcı katkı sunmak isteyen taraflarla iş birliği yapılacağı ifade edildi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile gerçekleştirdiği görüşmede Türk-Rus ilişkileri, Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği, ABD-İran mutabakatı, Güney Kafkasya ve Suriye başlıklarını ele aldıklarını duyurdu. Bölgedeki hızlı gelişmeler nedeniyle Ankara ile Moskova arasında yoğun istişarelerin sürdüğünü vurgulayan Fidan, Türkiye'nin Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelere yeniden ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu söyledi.
ABD ile İran arasında varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Fidan, Hürmüz Boğazı'nın tüm gemilerin geçişine açık tutulmasının küresel enerji güvenliği açısından hayati önemde olduğunu belirtti. Azerbaycan-Ermenistan normalleşme sürecindeki ilerlemeyi olumlu bulduklarını kaydeden Fidan, Suriye'nin toprak bütünlüğü temelinde istikrar ve güvenliğinin sağlanmasının bölgesel barış açısından kritik önem taşıdığına değindi.
İKİ BAKAN TÜRKİYE GAZETESİNİN SORULARINI CEVAPLADI
Öte yandan Türkiye Gazetesinin "ABD ile İran arasındaki tarafların yeniden barış masasına dönmesi için Türkiye nasıl bir rol oynadı? Bu süreçte arka planda yüzden fazla telefon görüşmesiyle çok yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünüze şahit olduk. Savaş sonrası dönemde bölgede nasıl bir bölgesel tablo öngörüyorsunuz ve kalıcı istikrarın sağlanması konusunda Türkiye hangi konularda istikrarını ve adımlarını devam ettirecek?" sorusuna cevap veren Bakan Fidan şunları kaydetti:
"GECE GÜNDÜZ İLETİŞİM HALİNDEYDİK, TRUMP İRADE GÖSTERDİ"
"Türkiye, bölgesinin bildiğiniz gibi önemli ve güçlü bir ülkesidir. Dolayısıyla alacağı tutum, her türlü meselede gerçekten fark oluşturacak olan bir durumdur. Bizim istikrarlaştırıcı ve barışı önceleyici, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ortaya konan politika, aslında bölgemizdeki İran krizinde de kendisini gösterdi. Bu konudaki çabalarımız sadece kendi kişisel gayretlerimizin bir ürününü ortaya koymadı; aynı zamanda bizim duruşumuza, görüşümüze ve eylemimize değer veren diğer ortaklarımızın, kardeş ülkelerin de bu konuda harekete geçmesini sağladı.
İfade ettiğiniz gibi gerçekten çok fazla temas var, detaylarına girmek istemiyorum. Süreçte çok inişler ve çıkışlar oldu; Pakistanlı kardeşlerimizle, Katarlı kardeşlerimizle, Amerikalılarla ve İranlılarla gece gündüz iletişim halindeydik. Pakistanlı ve Katarlı kardeşlerimiz çok ciddi bir çaba ortaya koydular. Biz de inanılmaz bir tempoyla elimizden geleni yaptık. Çünkü bu mesele çözülecek ki sırada bekleyen diğer sorunlar var; Gazze'deki sorun, Ukrayna'daki sorun... O konularda da Amerika ile birlikte çalışabilelim.
"BÖLGE LİDERLERİNİN TRUMP İLE YAPTIĞI TELEKONFERANS DÖNÜM NOKTASI OLDU"
Bölgedeki genel arzu doğrultusunda, bölge liderlerinin bir araya gelip Trump'la bir telekonferans yapması aslında önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü bölge ülkeleri artık bölgemize ilişkin ortak tutumumuzu ortak bir diplomatik dille ifade etme konusunda net bir refleks geliştirmiş durumdalar. Bunu biliyorsunuz, ilk olarak Gazze Barış Planı hayata geçmeden önce ortaya koymuştuk. Şimdi İran'la ilgili barış meselesi gündeme gelirken tekrar liderler telekonferansta Trump'la konuşup barışı öncelediğimizi belirttiler. Bu konuda atılması gereken bütün adımların atılması gerektiğini, kendisinin bunu yapabileceğini ilettiler.
Nitekim Sayın Trump bir irade ortaya koydu. İsrail'in bu konudaki itirazlarını dinlemedi, İran da bu iradeye olumlu cevap verdi ve neticede bir mutabakata ulaştılar. Umudumuz; herhangi bir sabotajın etkisi altında kalmadan, geri kalan 60 günlük dönem içerisinde de bu teknik müzakerelerin bir an önce nihayete ermesi ve bölgemizde artık bir barış ikliminin oluşmasıdır."
"SAVAŞ SONRASI DÜZEN İÇİN VİZYON VE CESARETE İHTİYAÇ VAR"
Peki, bu kriz sonrasındaki dönemde nasıl bir düzen oluşmalı? Bu konuda yine bölge ülkeleriyle ve bölge dışındaki diğer etkili aktörlerle bir araya gelerek; herkesin üzerinde mutabık kalabileceği, herkesin çıkarını gözeten, sadece bölgeye değil tüm dünyaya istikrar üreten bir Orta Doğu'nun oluşması gerekiyor. Bunun için şartlar ve zemin şu an müsaittir. Sadece bir vizyona, cesarete ve biraz da süreci itelemeye ihtiyaç var; Türkiye de bunu yapmaya inşallah muktedirdir."
BAKAN LAVROV’DAN İSRAİL HATIRLATMASI
Türkiye Gazetesi'nin "Küresel sistem; Gazze ve Batı Şeria'da Filistinlilere uyguladığı soykırıma ve işgal politikalarına rağmen İsrail'e, Rusya'nın Ukrayna Savaşı dolayısıyla karşı karşıya kaldığı yaptırımların benzerlerini uygulamadı. Bu çifte standartlı tablonun ortaya çıkmasına sebep olan temel nedenler nedir? Rusya; İsrail ve Netanyahu yönetimine ceza verilmemesini, yaptırım uygulanmamasını nasıl değerlendiriyor" sorusuna cevap veren Rus Bakan şunları aktardı :
"Batı her zaman riyakarlıkla, ikiyüzlülükle meşhurdu ve bu ikili standart alışkanlıkları hâlâ bir yere kaybolmadı. Yani uluslararası hukuku değil de kendi uydurdukları 'kurallara dayalı düzen' türünden konseptler üretiyorlar.
Bizim tutumumuz bu konuda açık ve nettir. Rusya'ya karşı tamamen gayrimeşru yaptırımlar uygulanıyor. Dolayısıyla, biz kendimiz bu yaptırımları hukuksuz bulurken, bu tarz gayrimeşru yaptırım mekanizmalarını başkalarına uygulayacak ya da bunu savunacak değiliz. Yani biz, dünyada bu tarz tek taraflı yaptırımların hiç olmamasını, tamamen ortadan kalkmasını istiyoruz. Bu konuda da herkese çağrıda bulunuyoruz: Herkes Birleşmiş Milletler Şartı'na saygı duysun.
Uluslararası hukukta uluslararası yaptırımları uygulama ve herkesi bağlayıcı kararlar alabilme yetkisine sahip tek bir meşru merci vardır; o da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'dir (BMGK). Hukuki anlamda şu ya da bu ülkenin ekonomik veya ticari faaliyetlerini engelleyebilecek tek merci BMGK'dir. Dolayısıyla biz, Batı'nın bu tek taraflı, gayrimeşru yaptırım politikalarına tamamen karşıyız."
LAVROV AVRUP'YI UYARDI
Ayrıca Lavrov, Ukrayna'nın AB üyeliğinin birliği askeri bir yapıya dönüştürmek isteyen çevreler tarafından kullanılacağını savunarak, "Avrupa Birliği artık eski ekonomik birlik değil. Güvenlik mimarisini Rusya karşıtlığı üzerine inşa ediyorlar. Ukrayna'nın üyeliği de bu sürecin bir aracı haline gelebilir. Hatta bu üyelik, AB içindeki mevcut çatlakları derinleştirerek birliğin dağılmasına bile yol açabilir" dedi.
Batı medyasında yer alan Putin'e yönelik davet iddialarını da eleştiren Rus Bakan "Diplomasi yerine medya üzerinden mesaj vermeyi tercih ediyorlar. Bu, algı yönetiminden başka bir şey değil" ifadelerini kullandı.
LAVROV'DAN FİDAN'A DOĞRUDAN SORU: "HAKAN BEY, SİZE PARİS'TEN DAVET GELDİ Mİ?"
Türkiye'nin krizdeki yapıcı ara buluculuk rolünü hatırlatan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, tam bu noktada canlı yayında doğrudan yanındaki mevkidaşı Hakan Fidan'a dönerek soruyu sordu:
Türkiye, Ukrayna krizinde başından beri çok önemli bir ara buluculuk rolü oynamak istiyor. Belki Sayın Fidan da bu davet iddialarından haberdardır. Hakan Bey, soruyorum; Ukrayna meselesiyle ilgili G20 veya G7 kapsamında görüşme yapmak üzere sizi Paris’e davet ettiler mi? Size böyle bir resmi davet ulaştı mı?"
Rus mevkidaşının doğrudan kendisine yönelttiği bu soru üzerine söz alan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, medyada yer alan iddiaları tek bir cümleyle çürütüp noktayı koydu:
Hayır, bize bu yönde ulaşan herhangi bir davet gelmedi."
