Bayley: ESAD barışı kazanamadı
Suriye’de rejimin kaybettiği bölgeleri Rusya’nın desteği ile kazandığını söyleyen İngiltere özel temsilcisi Gareth Bayley “Ancak Esad ülkesinde istikrarı tesis edemez” dedi
CEREN KENAR
İngiltere özel temsilcisi Gareth Bayley, bölgeyi çok yakından tanıyan, daha önce Kahire ve Bağdat’ta görev yapmış deneyimli bir diplomat. Suriye meselesinin başından beri Gaziantep ve İstanbul arasında mekik dokuyan Bayley, Suriye’de yaşanan insani krize dair aktif bir rol olan nadir Batılı diplomatlardan biri. Bayley ile, Halep’in düşmesinin ne anlama geldiğini ve İngiltere’nin bu konudaki duruşunu konuştuk. Türkiye’nin Halep’teki tahliye planını memnuniyetle karşıladıklarını söyleyen Bayley, şunları ekledi; “Rejim ve destekçileri ısrarla insani bir anlaşmayı engelledi. [Halep’ten] çıkmak isteyen siviller bu hakka sahip olmalı.”
Halep’in düşmesi Bayley’e göre, “bir insani felaket, mutlak bir trajedi... Doğu Halep’te, Halep’in genelinde suçların işlendiğini biliyoruz: İnsanların kaybolduğuna, keyfi olarak tutuklandığına, işkence yapıldığına dair somut haberler var. Bu suçları işleyen her kim olursa olsun... Yargılanmalı.”
Bununla beraber Bayley, Suriye’de savaşın bu gelişme ile bittiği kanaatinde değil: “Halep’in düşüşü savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Bu savaşın temel unsuru değişmiş durumda değil. Suriye’de [kaybettiği] bölgeleri kazanmak ve savaşı kazanmak için tamamen dış desteğe bağımlı bir Esad rejimi var. Son bir senedir Rusya’nın yardımı ile [Halep’i] ele geçirmeyi ve Şam’da bazı ilerlemeler kaydetmeyi başardı. Ancak savaşı kazanmayı ve elbette barışı kazanmayı başaramadıklarını gösterdiler. Üzülerek söylüyorum ki, böylesi bir rejim ve yönetim altında Suriye’de istikrarın tesis edilmesi mümkün olmayacak. Ve Suriye’de bir ateşkesin sağlanmasının tek yolu müzakere süreci ile gerçekleşecek bir anlaşma. Sürdürülebilir bir istikrar için meşruiyete ve toplumsal bir mutabakata ihtiyacınız var. Suriye halkı arasında ve Suriye halkı ile rejim arasında bir mutabakat. Bu gördüğümüz şey bir mutabakat değil. Görünen o ki, ileride daha fazla istikrarsızlık, daha fazla insani felakete tanık olacağız.”
Rejimin ilerlemesi istikrar getirmediği gibi Bayley’e göre, yabancı militanlar vasıtasıyla elde edilen bölgelerde rejimin kalıcı bir otorite ve kontrol kurması da mümkün değil. “Bu savaşın başından beri rejim için en büyük problem yerel birimlerde, köylerde, kasabalarda, sınırlarda bir yönetim kuramaması oldu. Rejim militan desteği ile sınırlarını yaydıkça, yayıldığı alanda kontrol sağlaması zorlaşacak... Esad’ın kontrol ettiği bölgelerde bir istikrar var gibi görünse de, aslında büyük bir istikrarsızlık var. Suç, savaş lordları, kaçırmalar, şantajlar, derin bir eşitsizlik yaygın.”
Peki İngiltere’nin Suriye konusunda politikası nasıl gelişecek?
İngiltere’nin şu anda önceliğinin insani yardım olduğuna dikkat çeken Bayley, İngiltere’nin Suriye’de 2.3 milyar pound ile en çok yardım yapan ikinci ülke olduğunun altını çizdi. Suriye’de en sıcak gündem elbette şu an için Halep. Ancak Bayley, ülke içinde Halep dışında, 600,000’den fazla insanın ciddi şekilde uluslararası toplumun insani yardıma muhtaç olduğunu hatırlattı.
İnsani yardımın yanı sıra, Bayley İngiltere’nin Suriye meselesinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu gibi mecralarda siyasi araçları kullanmaya devam edeceğini vurguladı.
“İran ve Rusya’ya [Suriye] politikalarını gözden geçirmeleri için çağrıda bulunuyoruz. Bu iki ülke, Esad rejimine sağladıkları destek nedeniyle devamlı olarak bir maliyet ödeyecekler. Bu iki ülkeyi kolay bir gelecek beklemiyor. Böylesi bir rejimi desteklemenin maliyeti inanılmaz yüksek. Zira bu istikrarlı bir durum değil. Biri karadan, diğeri havadan ve BMGK’da sağladıkları destek, Esad normalde sahip olacağından çok daha fazla özgürlük ve başarı edindi. Ancak tamamen bu iki ülkeye bağlı.”
Uluslararası kamuoyu Suriyeli muhaliflere yeterince destek verse, Halep’in düşmesi engellenebilir miydi?
Bayley’e göre Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi sahadaki durumu dramatik olarak değiştirdi. Rusya’nın terör gruplarından ziyade, ılımlı muhalifleri ve sivilleri hedef aldığını vurgulayan Bayley, hava desteği dışında hiçbir desteğin bu müdahaleden sonra dengeleri değiştirmeyi başaramayacağı kanaatinde.
Rejim, Halep’i ele geçirdikten sonra nasıl ilerler?
Bayley’e göre bu sorunun cevabının kestirmek mümkün değil. Idlib’e ilerlemesi ihtimalinde. Palmira’ya ilerlemesi başka bir ihtimal. Üçüncü ihtimal ise Suriye’nin doğusuna ilerlemesi, yani Deyrizor veya Rakka bölgesine yoğunlaşması. Ve son ihtimal Suriye’nin güneyine yönelmesi. Burada asıl kararın İran ve Rusya, tarafından verileceğine dikkat çekiyor Bayley.
Avrupa’da Esad’ı muhaliflere tercih eden ve hatta Esad’ı seküler ve modern bir yönetim olarak göstermeye çalışan bazı gruplar var. Bunların arasında aşırı sağcılar olduğu gibi, sol eğilimli siyasi fraksiyonlar da mevcut. Suriye meselesini en başından beri takip eden ve tüm detaylarına vakıf olan bir Batılı diplomat olarak Bayley’in bu görüşe bir cevabı var mı?
“Bu Suriye’den büyük bir mesele. Dünyanın bu meseleye yaklaşımı ve çözme biçimi uluslararası kamuoyu ve düzen konusunda çok şey söyleyecek. Esad, Suriye’de çözüm ifade ediyor ve güçlü bir adam tarafından destekleniyor diyenler... Esad’la, Rusya’yla yaşayalım diyenler, bu krizin Avrupa’ya olan etkisini görmüyorlar. Koruma sorumluluğu ve insani müdahale gibi Avrupa’da yüceltilen değerler, meşru hukuk ve yönetim ve kurallar üzerine inşa edilen uluslararası düzen üzerine etkisini görmüyorlar... [Esad’ın kalması ile] işler kolaylaşmayacak. [Esad] ülkeyi yönetirken terör ve organize suç kullanmaktan vazgeçecek biri değil. Bu küreselleşmis dünyada bunun hepimize etkisi var. Ve siz eğer böylesi birinin iktidarda kalması ve başka güçler tarafından desteklenmesine, kaba güce rıza gösterirseniz, bu kökten bir anti-Avrupa duruştur. Avrupa bunun tam tersidir. Avrupa başka değerler üzerine kuruludur.”
