Dünya ülkelerinin kilitlendiği noktada MİT devreye girdi! 13 İstihbarat servisiyle "sıfır hata" mesaisi!
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan savaştan etkilenen ülkelerden Türkiye, 13’ten fazla ülkenin istihbarat servisiyle senkronize bir kriz yönetimi yürüttü. Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) aracılığıyla merkez rol oynayan Pakistan'a diplomatik destek verdi, ABD ve İran arasında da mesaj aktarımı sağladı.
- Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) aracılığıyla merkez rol oynayan Pakistan'a diplomatik destek verdi, ABD ve İran arasında da mesaj aktarımı sağladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla harekete geçen Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), ABD, İsrail ve İran hattında yürüteceği kriz yönetimiyle bölgesel bir felaketin önüne geçti. 13’ten fazla ülkenin istihbarat servisiyle senkronize çalışan Teşkilat, kilit rol üstlendi.
BATI VE İRAN ARASINDAKİ TEK KÖPRÜ: MİT
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre MİT, krizin başından bu yana hem Batı bloku hem de İran ile doğrudan temas kurabilen ender mekanizmalardan biri olarak çözümün merkezinde yer aldı.
MİT Başkanlığı; ABD, İran, Irak, Pakistan, Katar, BAE, Suudi Arabistan, Kuveyt, Mısır, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya istihbarat servisleriyle kesintisiz bir koordinasyon yürüttü. Özellikle İran Devrim Muhafızları Ordusu ile kurulan üst düzey temasla, yanlış anlaşılmaların önüne geçildi ve stratejik mesajlar iletildi.
TERÖR VE CASUSLUKLA TAVİZSİZ MÜCADELE
Teşkilatın mesaisi sadece diplomasiyle sınırlı kalmadı. MİT, İran’daki kriz ortamının Türkiye’nin "terörsüz süreç" hedeflerini ve sınır güvenliğini etkilememesi için saha operasyonlarını sıkılaştırdı. Kaos ortamını fırsat bilerek Türkiye’ye yönelik gerçekleştirilebilecek casusluk faaliyetlerine karşı istihbarat birimleri alarm durumuna geçirildi. Ayrıca bölgede mahsur kalan farklı ülke vatandaşlarının güvenli tahliyesi de bizzat MİT koordinasyonunda gerçekleştirildi.
ÇIKIŞ YOLUNU TÜRKİYE GÖSTERDİ
Ankara, hem Dışişleri Bakanlığı hem de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) üzerinden yürüttüğü süreçle İslamabad’ın elini güçlendirdi. Güvenlik kaynaklarına göre MİT ve Dışişleri , krizin derinleşmesini engelleyecek somut çözüm önerilerini de ilgili taraflara sundu.
Geçtiğimiz aylarda Dışişleri Bakanlığı savaşın başından bu yana tüm tarafların mutabakata bağlı kalması gerektiği hatırlatmıştı. Özellikle Bakan Fidan, hem savaşın yayılmasının önlenmesi hem de ateşkesin bir an önce sağlanması için Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanları ile yoğun iletişim içindeydi.
Türkiye İslamabad'da 31 Mart'ta yapılan önemli toplantılar da temsil edildi.
Dünya basınının da defalarca kez aktardığına göre, arabuluculuk çabalarının ön saflarında Pakistan yer alıyordu, ancak perde arkasında Türkiye ve Mısır, ABD ile İran arasındaki uçurumları kapatmada kilit bir rol oynadı. Mısır, hem Gazze’deki ateşkesin hem de İran’daki ateşkesin sağlanmasında kilit öneme sahipti. Türkiye de bu çabalara katkıda bulundu.
NATO üyesi kimliği ve Tahran ile olan köklü çalışma ilişkisiyle Ankara, krizin en karanlık anlarında Washington ve Tahran arasında 'güvenilir mesaj taşıyıcı' görevini üstlendi. Ankara'nın, hem ateşkes sürecinde hem de sonrasında Pakistan ile yakın işbirliği ve temas içinde olmaya devam etmesi bekleniyor.
