İran Dışişleri Sözcüsü açıkladı! Nükleer restleşmede beklenmedik karar
İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ve İsrail saldırılarında hasar gören nükleer tesislerin UAEA tarafından denetlenmesine izin vermeyeceklerini açıkladı.
- İran, ABD ile dörtlü toplantı sırasında ABD'nin tehditleriyle karşılaştıklarını ve doğrudan temasın gerçekleşmediğini, müzakerelerin arabulucularla devam ettiğini belirtti.
- İsrail ve ABD saldırılarında hasar gören nükleer tesislerin denetime açılmayacağını ve ülkesinin nükleer prosedürlere bağlı olduğunu vurguladı.
- Bloke edilen varlıkların ülke menfaatine göre serbestçe harcanacağını ve İran'ın bu varlıklara erişiminin mümkün olduğunu ifade etti.
- Fransa'nın İran'ın nükleer programında rol oynama iddiasını "boş laf" olarak nitelendirdi.
- Nükleer konu ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik görüşmelerin 60 günlük bir süre içinde başlayacağını ve ABD'nin taahhütlerinin birincil, ikincil, Güvenlik Konseyi ve Yönetim Kurulu yaptırımlarının kaldırılması olduğunu belirtti.
- Hürmüz Boğazı'nın güvenliği için Umman ile koordinasyonun sürdüğünü ve bazı bölge ülkelerinin İsrail ile iş birliği yapmasının acı tecrübesini unutmayacaklarını dile getirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği basın toplantısında İsviçre'de yürütülen müzakerelere ilişkin açıklamalarda bulundu.
İsviçre'de ABD ile yaşanan gerilimi anlatan Bekayi, dörtlü toplantıya dair şunları söyledi:
"İran, ABD ve iki arabulucunun katıldığı dörtlü toplantı bir buçuk saat sürdü ve yarım saatlik bir ara ile devam etmesi kararlaştırıldı, ancak bu süre zarfında ABD'nin tehditleriyle karşılaştık ve dörtlü toplantı gerçekleşmedi, müzakereler arabulucularla devam etti. ABD ile başka doğrudan bir temasımız olmadı. Çıkar, mesaj alışverişine arabulucular aracılığıyla devam etmekti. İsviçre’ye medya ya da tanıtım çalışmaları için gitmemiştik."
"HASAR GÖREN NÜKLEER TESİSLERİ DENETLEME PLANIMIZ YOK"
İsrail ve ABD saldırılarında zarar gören tesislerin denetime açılmayacağını aktaran Bekayi, ülkesinin nükleer prosedürlere bağlı olduğunu öne sürdü:
"Ne Grossi ile bir görüşmemiz oldu ne de Ajans’ın İran’ın hasar görmüş nükleer tesislerini denetlemesine yönelik bir programımız vardı. ABD ve Siyonist rejimin askeri saldırıları sırasında hasar gören tesislerin Ajans tarafından denetlenmesi konusunda herhangi bir planımız bulunmamaktadır ve bu konuda esasen herhangi bir protokol de yoktur. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın bir üyesi ve güvenlik önlemleri anlaşmalarına bağlı bir ülke olarak, mevcut prosedürü uygulamaya devam edeceğiz. Mevcut prosedürün çok net olduğunu düşünüyorum. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın bir üyesi olarak normal prosedürlerimizi sürdürüyoruz ve bu normal prosedürler açıktır."
"BLOKE EDİLEN VARLIKLAR ÜLKE MENFAATİNE GÖRE SERBESTÇE HARCANACAK"
İran'ın dondurulan varlıklarının serbest bırakılması ve bu kaynakların harcanma yetkisi üzerine çıkan iddialara değinen Dışişleri Sözcüsü konuşmasını şöyle sürdürdü
"Bizim için ilginç olan, savaşın felsefesi ve amacı olan İran medeniyetini yok etmek ve İran'ın çöküşünü sağlamak, Amerikan çiftçilerini zengin etmek haline gelmiştir. Bloke edilen mallarla ilgili olarak ülke menfaatine uygun olan her şekilde karar veririz. Mal alımı konusunda Tarım Bakanlığı, uygun gördüğü şekilde herhangi bir kısıtlamaya sahip değildir. Önemli olan, İran'ın bloke edilen mallarının serbestçe kullanılabilir olması ve uygun görüldüğü şekilde harcanmasıdır. İran’ın dondurulmuş varlıklarına ilişkin olarak, ülkenin çıkarları doğrultusunda bir karar vereceğiz. Bu konuda herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. İran’ın dondurulmuş varlıklarına erişim mümkündür; bu da ülkenin, istediği malları temin etmek için gerekli olan her türlü kullanımı serbestçe yapabilmesini sağlamaktadır."
"FRANSA'NIN ROL ALMA İDDİASI BOŞ LAF"
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Fransa'nın İran'ın nükleer programında rol oynama ve nihai anlaşmada yer alma iddialarına da cevap verdi:
"Fransa bir rol oynamak istiyorsa mutlaka yaklaşımını gözden geçirmelidir. Bu sözler boş laftır."
60 GÜNLÜK SÜREÇ BAŞLIYOR
Nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik yürütülecek takvimin detaylarını paylaşan Sözcü Bekayi, şöyle konuştu:
"Nükleer konu ve yaptırımların kaldırılması konusu, mutabakat zaptına göre 60 günlük bir süre içinde konuşulacak iki konudur. Ancak mutabakat zaptının metni, bu iki konudaki müzakerelerin başlamasının bunların uygulanmasına bağlı olduğunu açıkça belirtmektedir. Dün verilen izin, petrol, petrol türevleri ve petrokimya ürünleri ile iş ekipmanlarının satışına yönelik gerekli izindir. Yani güvenlik ve bankacılık konularına da uyulması gerekir. Diğer yaptırımlar hakkında 60 günlük bir süre içinde konuşulması planlanıyor. ABD'nin taahhütleri nettir, yani birincil, ikincil, Güvenlik Konseyi ve Yönetim Kurulu yaptırımlarının kaldırılmasıdır; bu konuları önümüzdeki günlerde konuşacağız."
HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN GÜVENLİĞİ İÇİN UMMAN İLE KRİTİK KOORDİNASYON
Hürmüz Boğazı'ndaki deniz güvenliği ve stratejik geçiş yolları konusunda komşu ülke Umman ile yürütülen diplomatik temaslara değinen Bekayi, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın Maskat ziyaretini hatırlatarak şunları söyledi:
"Umman ve İran, Hürmüz Boğazı'nın iki kıyı devletidir ve gemilerin bu güzergâhtan güvenli geçişini sağlamak için her iki taraf arasında gerekli koordinasyonun yapılması gerekir. Meclis Başkanı Kalibaf'ın Maskat ziyaretinde de bu konu taraflar arasında tartışıldı ve incelendi."
"BAZI BÖLGE ÜLKELERİNİN İSRAİL İLE İŞ BİRLİĞİ YAPMASININ ACI TECRÜBESİNİ UNUTMAYACAĞIZ"
İran'ın komşu ve bölge ülkeleriyle olan ilişkilerinin, bu ülkelerin sergilediği güvenlik politikalarından bağımsız düşünülemeyeceğine ileri süren Sözcü Bekayi, geçmişte yaşanan saldırı ortaklıklarına işaret ederek bölge başkentlerine şu uyarıları yaptı:
"Bölge ülkeleriyle gelecekteki ilişkilerimiz bölgesel gelişmelerden etkilenmeden olamaz. Bölge ülkelerinin düşmanla iş birliği ve davranışlarından çok zarar gördük ve bu İranlıların zihninden silinmez. Bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin komşuluk duygusu ve saygı temelinde olmasını ısrarla talep ediyoruz. Bazı bölge ülkelerinin İsrail rejimi ve Amerika ile İran’a saldırıda iş birliği yapmasının acı tecrübesi unutulmaz."
