Kerkük ve Musul'a dikkat! Siyonistlerin hedefi Türkiye’yi çevrelemek
Siyonistlerin 100 yıl önce Irak, Suriye ve İran üzerinden Türkiye’yi çevrelemek için yaptığı plan, bugün uygulanmaya çalışılıyor.
- Siyonist lobinin 100 yıl önce Irak, Suriye ve İran üzerinden Türkiye'yi çevreleme planı yaptığı öne sürülmektedir.
- Bu proje için İran Yahudisi Muhammed Ali Furuği'nin görevlendirildiği ve modern İran'ın kurucusu olarak gösterildiği iddia edilmektedir.
- Furuği'nin ilk görevinin Kaçar Türk Hanedanı'nı devirip Fars Pehlevî rejimini iktidara getirmek olduğu belirtilmiştir.
- Pehlevî dönemi boyunca devlet imkânlarının Türklerin dili ve kimliğine karşı seferber edildiği, Fars Dili Akademisi gibi yapılarla Türkçe kelimelerin Farsçaya çevrildiği ifade edilmiştir.
- Urmiye Gölü'nü kurutma adımlarının Güney Azerbaycan'ı zayıflatıp Türkleri göçe zorlamak ve Kürtleri bölgeye yerleştirmek amacıyla atıldığı iddia edilmektedir.
- Türkmen varlığının tehdit altında olduğu ve Kerkük-Musul hattından Urmiye'ye bir Kürt koridoru çekme çalışmalarının açık bir boyut kazandığı dile getirilmiştir.
YILMAZ BİLGEN - Suriye üzerinden Davut Koridoru planı yapan siyonistlerin 100 yıl önce Irak, Suriye ve İran üzerinden Türkiye’yi çevreleme hesapları yaptığı ortaya çıktı. Siyonist lobi, proje için modern İran’ın kurucusu olarak gösterilen İran Yahudisi Muhammed Ali Furuği’yi görevlendirdi. İranlı araştırmacı Şehram Afşar “İran’da üç dönem başbakanlık yapan Furuği, İsfahan Yahudisidir. İlk görevi Kaçar Türk Hanedanı’nı devirmek ve Fars Pehlevî rejimini iktidara getirmek oldu. 1925 yılında İran Meclisinde Kaçar Hanedanlığı’nın sona ermesini sağlayan tek maddeli yasa onun ürünüdür. Rıza Şah’ın taç giyme törenindeki konuşmayı yaparken onu ‘temiz soylu ve İran kökenli kral’, ‘antik hanedanlığı yeniden canlandıran’ olarak nitelendirerek meşruiyet kazandırdı. Yeni kurulan devletin ilk stratejik hedefi ni de Türk dünyası ve özellikle Türkiye’ye karşı sınırda ‘Kürt Duvarı’ örmek olarak belirledi” dedi.
"DEVLET İMKANLARINI SEFERBER ETTİ"
İranlı araştırmacı Afşar, şu ifadeleri kullandı:
“Rıza Şah iktidara geldiğinde Furuği, Pehlevî rejiminin ilk başbakanı olarak atandı. Yahudi kimliğini koruyan Furuği, ‘Fars milliyetçiliğini’ Türk karşıtlığı üzerinden temellendirdi. Pehlevî dönemi boyunca da devlet imkânlarını her alanda Türklerin dili ve kimliğine karşı seferber etti. Kurduğu Fars Dili Akademisi, Coğrafya Komisyonu gibi benzeri yapılarla Türkçe kelimeler ve coğrafi isimlerin tamamını Farsçaya çevirtti. İran’da 700 yıldır kullanılan ‘Türk Takvimi’ni Rıza Han döneminde yasaklattı. Daha sonra Türkiye Büyükelçisi olmak istedi ve atandı. Türkiye Büyükelçiliği bir tür istihbarat faaliyetiydi.
Görev yaptığı dönem (1927 yılı) Rıza Han’a yazdığı mektupta İran ve Türkiye arasında oluşturulması gereken Kürt Duvarı projesinin önemini anlattı. Bu amaçla Urmiye Gölü’nü kurutma adımları o günlerde atıldı. Bu yolla Güney Azerbaycan’ı zayıflatıp Türkleri göçe zorlamak ve Kürtleri bölgeye yerleştirme politikası güttüler. Pehlevi dönemi belgelerinde, Muhammed Rıza Şah ‘Urmiye Gölü işe yaramıyor, kurumasının önemi yok’ açıklamasını yaptı. İlk iş olarak baraj inşaatına başladılar ve gölü besleyen akarsular kurutuldu. Erken dönemde Mahabad ve Bukan Barajlarıyla başlayan proje, şu an Urmiye Gölü havzasındaki 90’dan fazla set sayısına ulaştı” diye konuştu.
URMİYE KURUTULDU
Furuği’nin küresel siyonizmin bölge perspektifine hizmet ettiği tespitinde bulunan İranlı uzman Afşar “Uygulanan politikalara paralel bölge tarımı iflas etti. Sanayileşme engellendi. Azerbaycan ve Türkiye çıkış koridoru olmasına rağmen tam bir mahrumiyet sahasına dönüştürüldü. Bununla birlikte İran altın rezervlerinin yarısını teşkil eden Tikantepe bölgesindeki Zereşuran ve Ağdere Altın Madenleri (yıllık 12 ton altın üretiliyor) İsfahan kökenli Fars ve Yahudilere verildi. Kaynakları sömürülen ve gölü kurutulan Türkler için tek yol kaldı; bölgeyi boşaltmak. Bunlara ek bölgeye taşınan Kürtlere akaryakıt, alkol, uyuşturucu, sigara, giyim, ev eşyası, silah ve insan kaçakçılığı imkânları sağlandı. Onlar da kazançlarını Azerbaycan Türklerinin tarım arazilerini ve topraklarını ele geçirmek için sarf etti. Bu arada Naci Şerifi Zindaşti gibi Kürt baronlar türedi. Devrim Muhafızları ile ortak çalışan Zindaşti, PKK ve benzeri terör gruplarında finansörlüğünü üstlendi. Bundan 80-90 yıl önce uygulanan politikaların nihai sonuçlarını bugünlerde çok daha iyi anlıyoruz” ifadelerini kullandı.
TÜRKMEN VARLIĞI TEHDİT ALTINDA: TABLO, SAVAŞTA NETLEŞTİ
Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman ise Kerkük-Musul hattından Urmiye’ye bir Kürt koridoru çekme çalışmalarının açık bir boyut kazandığını belirtti ve “Türkmen varlığı tehdit altında” uyarısında bulundu.
İranlı uzman Afşar’ı destekleyen ifadeler kullanan Seman, saha denklemini siyonist lobinin şekillendirmeye çalıştığını aktardı. İran’ın birinci, ikinci, üçüncü hat idari kadrolarının yok edildiğini hatırlatan ITC Başkanı Seman “Tahran rejiminin devlet yapısı ağır hasar aldı. Fakat Irak’ta tüm kurum ve kuruluşlar ayakta. Bu sebeple savaşın ateşi Irak’a taşınabilir ve mücadele merkezi Irak olabilir. Dikkatlerin Haşdi Şabi’ye yoğunlaşması ve Irak cephesinin tamamen aktive edilmesi durumunda Peşmerge veya PKK’ya özel misyon biçilebilir. ABD ihtiyaç duyduğu kara gücü için bu unsurlarla ittifak içerisine girebilir. Böyle bir durumda hepimiz ağır bedeller öderiz. Özellikle Türkmenler çok büyük zarar görür. Ankara’nın bu ihtimalleri hesaba katarak bölge planlamaları yaptığını biliyoruz. İzlenen politik tavır da bunun tezahürü. Kerkük, Musul kesinlikle bu ateşten uzak kalmalı. Tedirginiz çünkü Peşmerge, Musul ve Kerkük’ü ele geçirerek oluşan boşluğu fırsata çevirmek istiyor. Bu senaryo bir ucu Güney Azerbaycan diğer ucu Kerkük-Musul-Telafer olan kirli bir oyun. Çözüm Bağdat’ı güçlendirerek üniter devlet yapısını korumak. Bu yönde tüm bileşenler harekete geçti. Güçlü bir cumhurbaşkanı ve başbakan seçimi için 200’den fazla milletvekili imza attı. Sadece Kürt partiler uzak duruyor” şeklinde görüş belirtti.
7 NİSAN KRİTİK TARİH
Gazetemize konuşan Iraklı güvenlik kaynağı, 7 Nisan’ın kritik gün olduğunu kaydetti. ABD’nin bombardıman rotasını Irak’a çevireceğiyle ilgili istihbarat raporları olduğunu anlatan Iraklı kaynak “İran benzeri bir saldırı sağanağına maruz kalabiliriz. Bu aynı zamanda bir tür Haşdi Şabi-Peşmerge-PKK savaşına evrilebilir. ABD’nin infaz listesi var ve bunu büyük oranda Peşmerge hazırladı. Liste sadece İran güdümlü Haşdi Şabi’den ibaret kalmayacak; birçok Sünni isim ve özellikle Türkmenler de listede yer alıyor. Sürecin sonunda Peşmerge ve PKK bu desteğin karşılığını isteyecek. Bu karşılığın da Humus ve Kerkük olacağı kesin. Bizi 2003 benzeri bir kaosa sürükleyerek yeni karışıklık üretmek istiyorlar. İsrail bu tasarımın merkez aktörü. Büyük hedef Şiilerin bugün sahip olduğu siyasî, ekonomik, coğrafi gücü Kürtlere devretmek. Türkiye’nin İran ve Irak kara bağlantısını koparmak” bilgilerini paylaştı.
