Modern şehirleri kıskandıracak ihtişam! Karabağ ayağa kalkıyor
Azerbaycan yönetimi 2023’te Ermenistan işgalinden kurtarılan Karabağ’ı yeniden ayağa kaldırıyor. 30 yıl önce yurtlarından koparılan Azerbaycan Türkleri de akın akın köylerine dönüyor.
Ermeni işgalinde geçen 30 yılın ardından 2023’te yapılan terör operasyonlarıyla tamamen özgürleştirilen Karabağ’da yeni bir destan yazılıyor. Kanlı katliamlar eşliğinde yaşanan tehcirle yurtlarından koparılan Azerbaycan Türkleri akın akın evlerine, köylerine dönerken bölgeye yaptığımız ziyarette Azerbaycan yönetiminin 18 bin kilometrekarelik alanda dev atılımlar gerçekleştirdiğini gördük.
Başta tamamen hayalet şehre çevrilen Ağdam olmak üzere tüm yerleşim birimlerinde hummalı imar faaliyetleri sürerken sanayi, tarım, enerji, ulaşım ve elektrik gibi altyapı çalışmalarında ise çok ciddi mesafe alınmış. Birçok rayonda fabrikaların kurulduğunu ve hatta entegre tesislerin üretim yaptığını görmek şaşırtıcıydı. İran’la olan ve Aras Nehri’nin böldüğü 140 kilometrelik sınır, özellikle İran merkezli son gelişmeler ışığında çok daha farklı bir jeopolitik gerçekliği doğurmuş olmasına rağmen buralarda da imar ve ulaşım gibi altyapı ihtiyaçları giderilmeye devam ediyor. Şuşa ve Laçin yeniden o eski ihtişamına dönerken Ermeni işgalcilerin 1993-2023 aralığında ismini Stepanakert olarak değiştirip sözde başkent ilan ettiği Hankendi ise dünyanın en gelişmiş, düzenli, modern kentlerini kıskandıracak niteliğe kavuşmuş. Peyzaj harikası bir park inşa eden Azerbaycan hükûmeti, 44 günlük zaferi sembolize eden dev zafer anıtı ile de işgalin acısı yanında zaferin gururunu da âdeta şehrin göbeğine kazımış. Üstelik Azerbaycan Mayın Temizleme Ajansı yetkilisi Haluk Zulfikarov’un verdiği rakamlara göre, bütün bunlar hâlihazırda Karabağ’daki 750 bin mayına rağmen yapıldı.
300 MİLYAR DOLARLIK KAYIP VAR
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev kendisiyle yaptığımız görüşmede Karabağ’da kaybedilen canların yanında 30 yıllık korkunç bir yağma düzeninin kurulduğunu anlattı. Gelinen noktada barış dilini egemen kılmak istediklerini vurgulayan Hacıyev, devlet olarak her şeyi en ince ayrıntısına kadar raporladıklarını, kamu binalarının, ev ve arazilerin, yolların tahribi, Kelbecer, Zengilan, Ağdere gibi altın ve benzeri değerli maden zengini bölgelerdeki yağmalarla birlikte 300 milyar dolarlık bir kaybın ortaya çıktığını ifade etti.
Hacıyev ayrıca Karabağ’ın su rezervine vurgu yaptı ve sahip olduğu potansiyel kapsamında “Kafkasya’nın tahıl ambarı” benzetmesinde bulundu. Yerinde görme şansı yakaladığımız yağma ve katliam sadece Ermeni eliyle gerçekleştirilmemiş. Fransa, İran, Rusya bu sürecin en önemli destekçileri arasında. Zira altın ve kıymetli madenlerin yağmalanmasında Fransız, Rus ve İran izlerini çok net görebiliyorken tüm Karabağ’ı ölüm adasına çeviren mayınlarda da aynı ülkeleri görmek mümkün. İran’ı diğer ortaklarından ayıran bir diğer hadiseye ise Şuşa’da rastladık. Şehrin ilk Cuma Mescidi olma vasfı taşıyan Gövher Ağa Camii tıpkı Suriye’de olduğu gibi İran tarafından tam anlamıyla talan edilmiş. Mescid İmamı Mir Abdullah, 1995 yılından itibaren İran’dan gelen bir heyetin cami kitabesini değiştirip Fars Camii ismini verdiğini anlattı. Ermeni çetelerinin sökülüp atıldığı günlerde cami içerisinden günlerce hayvan pisliği temizlediklerini anlatan İmam Efendi, cami avlusunda bulunan mezarların da yine İranlı ekip tarafından söküldüğünü aktardı.
YENİ DESTAN YAZILIYOR
Sokaklarında 1988-1993 dönemi vahşetinin masum çığlıkları sinen şehirler, köyler, tarlalar, ağaçlar, mezarlar, akarsular, dağlar ve cefakâr sakinleriyle Karabağ, topyekûn ‘gazi’ vasfını sonuna kadar hak eden bir coğrafya. Karabağ’ın Ermeni ve müttefiklerinden arındırıldığı 2020-2023 askerî operasyonlarına katılan askerlerin büyük çoğunluğunun Karabağ kökenli ailelere mensup olduğunu öğrendik. Kendisi 1. Karabağ Muharebesi gazisi olan Kerim Kerimli işgal ve sürgün sonrası oğlunu da yaşı geldiğinde askerî okula göndermiş. Vatan toprağına olan özlem ve geri dönüşe olan inançlarını hiç kaybetmediklerini anlatan Kerimli, Şuşa ve Hocalı cephelerinde savaşmış. Oğlu da 30 yıl sonra aynı cephelerde ordu saflarında gazi olma şerefine erişmiş.
Gezdiğimiz beldelerde kayda değer bir diğer gözlemimiz ise Azerbaycan ve Türk Cumhuriyetlerinden yüzlerce kişinin Hankendi, Cebrail, Fuzuli, Ağdam, Şuşa ve Laçin gibi bölgeleri ziyaret etmesiydi. Yetkililer bu devinimin zaferden bu yana artarak sürdüğünü kaydetti. Ermeni mezalimini unutmamak ve zulüm-direniş-sebat hafızasını canlı tutmak adına bu hassasiyet umut verici.
Ermeni mayın terörüne hâlen kurban vermelerine rağmen (zafer sonrası sayı 500’ü buldu) Karabağ’ı imar ve inşa seferberliği sürüyor ve âdeta yeni bir destan yazıyorlar. Türkiye’nin deprem bölgelerinde gösterdiği olağanüstü performansın bir benzeri de kardeş topraklarda tekrarlanıyor. Yine şantiyeye dönen Karabağ’ın her köşesinde Türkiye merkezli firmaların logolarını, araçlarını ve faaliyetlerini görmek de bir başka gurur vesilesiydi.

