Obama'dan yıllar sonra gelen Netanyahu ve Trump itirafı: "İstediğini almış olabilir ama...
Barack Obama, görevden ayrılışının 10. yılında The New Yorker dergisinden Peter Slevin’e verdiği röportajda, Trump dönemine, Netanyahu ile olan çekişmesine ve Amerika'nın mevcut siyasi krizine dair ilginç itiraflarda bulundu.
- Obama, Netanyahu'nun istediğini almış olabileceğini ancak bunun İsrail ve ABD için iyi olmayabileceğini, bedelinin ağır olabileceğini belirtti.
- Trump'ın dış politikayı ve Amerikan kurumlarını 'bir video oyunu gibi' yönettiğini, yaptıklarının 'bir nevi delilik' olduğunu ifade etti.
- Eşi Michelle Obama'nın Trump'ın yemin töreninde yarım saat ağladığını açıkladı.
- Obama, arka planda yeni liderler yetiştirmeye ve demokratik kurumları korumaya odaklandığını söyledi.
- Trump'ın müttefiklerle olan ilişkileri bozmasını 'onarılması imkansız bir hasar' olarak gördüğünü ve Amerika'nın artık dünya düzeninin merkezi olarak görülmediğini belirtti.
ABD siyasetinin en etkili ve popüler figürlerinden biri olmayı sürdüren eski Başkan Barack Obama, uzun süren sessizliğini bozdu. Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki ikinci dönemini "ulusal felaket" olarak nitelendiren Obama, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında da zehir zemberek açıklamalarda bulundu.
Obama'nın açıklamalarından öne çıkan satır başları:
"NETANYAHU İSTEDİĞİNİ ALDI AMA BEDELİ AĞIR OLACAK"
"Netanyahu istediğini almış olabilir ancak bunun ne İsrail ne de ABD için iyi olduğundan şüpheliyim. Tahminim doğruydu. Netanyahu istediğini elde etmiş olabilir. Ancak bunun nihayetinde İsrail halkı için en iyisi olup olmadığına şüpheliyim. Netanyahu ile aramızdaki görüş ayrılıklarının bolca kanıtı zaten ortada.
Bunun Amerika Birleşik Devletleri ve Amerika için iyi olduğunu düşünüyor muyum? Bunu da sorguluyorum. Bedeli ağır olabilir. Netanyahu’nun İran’la silahlı çatışma konusunda bana da Başkan Trump’a yaptığı argümanların aynısını sunmuştu."
"TRUMP'IN YAPTIKLARI DELİLİK"
Obama, Trump’ın dış politikayı ve Amerikan kurumlarını "bir video oyunu gibi" yönettiğini ekledi. Trump’ın kendisini "vatana ihanet" ile suçlamasına ve ırkçı saldırılarına değinen Obama, "Bunları kişisel almıyorum ama ülkede daha önce görmediğimiz türden bir siyasi kriz var. Trump’ın yaptıkları bir nevi delilik. Eğer ben bu yaptıklarının onda birini yapsaydım anında yok edilirdim" dedi.
Obama, Trump’ın "Hürmüz Boğazı'nı tamamen kontrol ediyoruz" iddialarına ve İran’ı "Taş Devri’ne geri döndürme" tehditlerine karşı, Amerikan liderliğinin ahlaki bir temeli olması gerektiğini ileri sürdü.
TRUMP'IN TÖRENİNDE ESKİ FİRST LADY YARIM SAAT AĞLADI
Röportajda, 2017'deki devir teslim sürecine dair konuşan eski Başkan, o günden sonra Beyaz Saray'ın neşesini kaybettiğini iddia etti.
Eşi Michelle Obama’nın Trump’ın yemin töreninde "etrafta hiç renk olmadığını" fark ederek helikopterde yarım saat boyunca ağladığını açıkladı.
Kamuoyunda sık sık dile getirilen "Obama nerede?" sorularına da cevap veren eski Başkan, her gün konuşarak etkisini azaltmak istemediğine dikkat çekti.
"Haftada bir çıkıp olan biteni yerlere vurursam bir siyasi lider değil, Jon Stewart gibi bir yorumcu olurum" diyen Obama, arka planda yeni liderler yetiştirmeye ve demokratik kurumları korumaya odaklandığını söyledi.
Obama, "Ülkenin yüzde altmışı hala benimle aynı fikirde" diyerek, Trump döneminin kendi mirasını silemediğini ileri sürdü.
"ULUSLARARASI DÜZEN PARAMPARÇA"
Trump’ın müttefiklerle olan ilişkileri bozmasını "onarılması imkansız bir hasar" olarak görüldüğünü söyleyen Obama, Amerika’nın artık dünya düzeninin merkezi olarak görülmediğini itiraf etti.
"Biz insan haklarından bahsetmezsek, dünyada insan hakları konuşulmaz" diyen Obama, liderliğin emir vermekten ziyade örnek teşkil etmekten geçtiğinin altını çizdi:
"Uluslararası düzene verilen zararı onarmak, bazı iç meseleleri düzeltmekten bile daha zor olacak. Bunu düşünmenin bir yolu, İkinci Dünya Savaşı sonrası düzenin Amerika'nın en iyi dönemlerinden biri olduğunu kabul etmektir."
Marshall Planı, NATO ve Dünya Bankası gibi kurumların tüm kusurlarına rağmen dünyayı daha güvenli bir yer haline getirdiğini savunan Obama, Amerika'nın eski vizyonunu şöyle açıkladı:
"Çünkü dünyanın en güçlü ülkesi, 'Sadece gücümüzü göstermek için bunu yapmayacağız. Öylece ilerleyip haraç talep etmeyecek ve insanları ezmeyeceğiz. İşlerin nasıl yürümesi gerektiğine dair daha geniş bir konsensüsün parçası olacağız' demişti.
"MÜTTEFİKLERİMİZ ARTIK BİZE GÜVENEMEZ"
Müttefiklerimiz artık bizim o uluslararası düzenin merkezi olacağımıza güvenemezler. Bunun trajedisi, hâlâ bizim yerimize geçebilecek kimse olmamasıdır. Eğer biz insan haklarından bahsetmezsek, insan hakları pek konuşulmaz. Eğer iklim değişikliği konusunda endişelenmezsek, açıkçası diğer ülkeler bu konuda lafta kalıp bazı şeyler yapabilir ama gerçekten bununla mücadele etmeyeceklerdir. Dolayısıyla liderliğimiz hala çok büyük önem taşıyacak, ancak bu muhtemelen emir vermekten ziyade, her şeyden önce örnek teşkil eden bir yönetimle başlayacaktır."
