Sömürge izleri tamamen silmek isteyen ada ülkesi Ankara'yı kurtuluş reçetesi seçti!
Pasifik Okyanusu’nun kalbinde yer alan, 21 kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın yüz ölçümü bakımından en küçük cumhuriyeti olarak anılan mikro ada devleti Nauru, sömürge geçmişinin izlerini silmek ve ulusal kimliğini korumak amacıyla tarihi bir isim değişikliğine hazırlanıyor.
"BİZİM SEÇİMİMİZ DEĞİLDİ, KOLAYLIK OLSUN DİYE DEĞİŞTİRİLDİ"
Nauru Cumhurbaşkanı David Adeang, ocak ayında ülke parlamentosuna sunduğu ve oy birliğiyle kabul edilen tarihi yasa teklifinin ardından yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, mevcut ismin sömürgeci güçlerin bir dayatması olduğunu ileri sürdü. Hükümet tarafından yapılan resmi açıklamada, yerli halkın kendi dilinde "Naoero" olarak kullandığı kelimenin geçmiş yüzyıllarda adaya ayak basan yabancılar tarafından "doğru telaffuz edilemediği" gerekçesiyle kayıtlara "Nauru" olarak geçirildiği aktarıldı.
Söz konusu değişikliğin yerli halkın kendi özgür iradesi ve tercihiyle değil, sömürge yönetimlerinin tamamen kendi lojistik "kolaylığı" için yapıldığını belirten Cumhurbaşkanı Adeang, yerli isme dönüşün ülkenin mirasını, dilini ve öz kimliğini en sadık şekilde onurlandıracağını kaydetti.
TÜRKİYE'Yİ ÖRNEK ALDILAR
Yaklaşık 13 bin nüfuslu ülke, uluslararası arenada dayatılan "Nauru" ismini terk ederek, resmi adını kendi yerel dilindeki karşılığı olan "Naoero" (Now-ero) yapmak için düğmeye bastı.
Pasifik'te sömürge karşıtı büyük bir dalga başlatan dekolonizasyon hamlesinde, devletlerin kendi egemenlik haklarını vurgulamak için attığı küresel adımlar ve özellikle Türkiye’nin uluslararası arenada "Turkey" yerine "Türkiye" adını tescilletmesi en büyük resmi gerekçe ve ilham kaynağı olarak örnek gösterildi.
Hhazırlanan resmi gerekçe raporunda, uluslararası arenada ve Birleşmiş Milletler nezdinde yabancı dildeki karşılıkları yerine kendi öz dillerindeki isim telaffuzunu tescilleten Türkiye ve Eswatini (eski adıyla Svaziland) ile Mikronezya'nın Chuuk (eski adıyla Truk) devleti en somut ve başarılı örnekler olarak sunuldu.
YOK OLMA TEHLİKESİ ALTINDAKİ DİL İÇİN KURTULUŞ REÇETESİ
İsim değişikliğinin arka planında yatan en büyük nedenlerden biri de adanın yerel dili olan Nauruca'nın tamamen yok olma sınırına gelmiş olması. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Nauru dilini resmi olarak "ciddi derecede tehlike altındaki diller" kategorisinde sınıflandırıyor. Yerli halk dili kendi aralarında konuşmaya devam etse de okullarda resmi bir eğitim müfredatının bulunmaması kültürel sürekliliği baltalıyor.
SON SÖZÜ ADA HALKI REFERANDUMDA SÖYLEYECEK
Parlamentodan firesiz geçen ve devlet kurumlarında fiilen uygulanmaya başlanan isim değişikliğinin resmiyet kazanması için gözler şimdi referanduma çevrildi. Yaklaşık 13 bin nüfuslu ada ülkesinde seçmenler, önümüzdeki günlerde sandık başına giderek "Naoero" isminin anayasal olarak kabul edilip edilmeyeceğine karar verecek.
Resmi prosedürlerin ve diplomatik yazışmaların güncellenmesi zaman alacak olsa da "Naoero" adı adadaki posta idaresi, ulusal sağlık birimleri, pasaport dairesi ve yerel kamu hizmeti sağlayıcıları tarafından şimdiden resmi logo olarak benimsenmiş durumda. Avustralya Yüksek Komiserliği de ada içi yazışmalarında her iki ismi eş zamanlı olarak kullanmaya başladı.
