Trump "Küba düşmeye hazır" dedi! Havana’da büyük ekonomik endişe ve yas
ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu uluslararası hukuka aykırı bir şekilde kaçırma operasyonu, Küba'da büyük endişeye neden oldu. Küba, ABD'nin bu müdahalesini "barbarca bir insan kaçırma" eylemi olarak nitelerken, operasyon sırasında 32 Küba askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump, Küba'nın da 'düşmeye hazır' olduğunu açıkladı. Diğer taraftan, ekonomik kriz ve elektrik sıkıntısıyla mücadele eden Havana, en önemli müttefiki olan ve kendisine sübvansiyonlu petrol sağlayan Venezuela'nın desteğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor.
ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırması, Küba'da hem resmi hem de halk nezdinde büyük bir endişe dalgasına yol açtı. Haftanın başından itibaren Havana sokaklarında en çok konuşulan konu, en önemli müttefiklerinden birinin beklenmedik şekilde ortadan kalkması oldu.
Trump, ABD güçlerinin Venezuela lideri Maduro'yu kaçırmasının ardından Küba'nın da "düşmeye hazır" olduğunu açıkladı ve Havana'nın artık güvenlik ve petrol konusunda Caracas'a güvenemeyeceği uyarısında bulundu. Bununla birlikte ABD Başkanı, Küba'nın kaderinin artık doğrudan Maduro'nun devrilmesine ve Venezuela'nın bölgedeki müttefiklerini finanse etme yeteneğinin çökmesine bağlı olduğunu söyledi.
Trump'a Küba'da ABD'nin müdahalesini düşünüp düşünmediği sorulduğunda , "Bence sadece düşecek. Herhangi bir müdahaleye ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Düşüşe doğru gidiyor gibi görünüyor. Tamamen çökecek" diye cevap verdi.
Trump’ın Air Force One uçağında gazetecilerle yaptığı basın toplantısındaki açıklamaları, Maduro ve eşinin 3 Ocak’ta uyuşturucu terörizmi komplosuyla bağlantılı suçlamalarla yakalanmasının ardından geldi. Bu hukuk dışı operasyon, bölgedeki müttefik hükümetlerde şoka neden oldu; Kübalı yetkililer Venezuela'yı desteklemek için mitingler düzenlenmesi çağrısında bulunurken, ABD'yi egemenliği ihlal etmekle suçladı.
ABD yetkilileri, Küba güvenlik güçlerinin Maduro'nun iktidarda kalmasında merkezi bir rol oynadığını söylüyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Kübalı ajanların Venezuela'nın iç istihbarat ve güvenlik operasyonlarını fiilen yönettiğini, Maduro'yu şahsen koruduklarını ve hükümet içindeki sadakati izlediklerini belirtti.
Rubio, "Maduro'yu koruyanlar Kübalılardı Venezuelalı korumalar tarafından korunmuyordu. Kübalı korumaları vardı” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan, Küba da halk operasyon konusunda olduça endişeli.62 yaşındaki Dr. Ifraín Pérez gibi, daha önce iki kez Küba tıbbi misyonuyla Venezuela'da görev yapmış kişiler, haberi "Küba ve dünya için gerçekten tatsız" olarak nitelendirerek derin kaygılarını dile getirdi. İngiliz The Guardian gazetesine konuşan Pérez, "Önemli olan istikrarın sağlanması ve Başkan Nicolás Maduro'nun ulusuna geri dönmesidir" ifadelerini kullandı.
KÜBA’DAN ABD’YE SERT TEPKİ
ABD'nin operasyonuna Rusya ve İran gibi müttefikler egemenlik ihlali gerekçesiyle hızla tepki gösterirken, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel de olayı "kabul edilemez, kaba ve barbarca bir insan kaçırma eylemi" olarak tanımladı. Díaz-Canel, saldırının "İsrail Siyonizminin Gazze Şeridi'nde işlediği insanlık suçlarıyla kıyaslanabilecek bir devlet terörü eylemi" olduğunu söyledi.
İKİ GÜNLÜK YAS İLAN EDİLDİ
Daha da sarsıcı olan, Küba hükümetinin Pazar günü yaptığı açıklamaydı: Maduro'yu ABD'ye götürme operasyonunda 32 Küba vatandaşının öldürüldüğü belirtildi. Hayatını kaybedenlerin tamamının Küba silahlı kuvvetleri ve istihbarat teşkilatları üyesi olduğu, "saldırganlara karşı şiddetli direnişten sonra, doğrudan çatışmada veya tesislere yapılan bombardımanlar sonucunda" hayatlarını kaybettiklerii açıklandı. Havana, ölenlerin anısına 5 ve 6 Ocak tarihlerinde iki günlük ulusal yas ilan etti.
EKONOMİK KRİZ DERİNLEŞİYOR
Diğer taraftan, ABD’nin Florida eyaletine sadece 150 kilometre uzaklıktaki Küba rejimi için, Venezuela'daki bu olay daha yakın tarihli acı anıları da canlandırdı. ABD, 20. yüzyılda iki kez Küba'yı işgal etmişti.
ABD'nin Maduro'yu ele geçirmesi, Küba hükümeti için kritik bir müttefikin kaybı anlamına geliyor. Venezuela'dan sübvansiyonlu olarak sağlanan petrol, adanın eskiyen elektrik sisteminin işleyişi için hayati öneme sahipti. Miktarı son yıllarda azalmış olsa da, bu destek hayatiydi.
Ülkede elektrik kesintileri artık günlük bir hal almış durumda. Eylül ayında ulusal elektrik şebekesinin tamamen çökmesiyle yaklaşık 10 milyon kişi etkilendi. ABD'nin Venezuela'ya yönelik deniz ablukası da, Maduro'nun Küba'ya petrol tedarik etme kabiliyetini sınırlıyordu.
The Guardian’a açıklamalarda bulunan 68 yaşındaki emekli Reina María Arias, "Venezuela bize çok yardım etti ve şimdi bu sorunla ne yapacağımızı bilmiyorum" diyerek halkın endişesini dile getirdi.
KÜBA’NIN GELECEĞİ VE MUHALİF SESLER
Havana'da yakıt kıtlığı, benzin istasyonlarında uzun araç kuyrukları ile belirginleşirken, serbest meslek sahibi 40 yaşındaki Raúl Menéndez, tüp gaz ve benzinin daha da azalacağından endişelendiğini dile getirdi.
“VENEZUELA İÇİN KANIMIZI VERMEYE HAZIRIZ”
Küba Devlet Başkanı Díaz-Canel, ABD Büyükelçiliği karşısındaki Maduro yanlısı bir etkinlikte ülkesinin müttefikine olan sadakatini yineleyerek, "Venezuela için ve tabii ki Küba için de kendi kanımızı bile vermeye hazırız" dedi.
Ancak resmi kınama ve özel korkulara rağmen, Kübalılar arasındaki görüşler fikir birliğinden uzak. 26 yaşındaki temizlik görevlisi María Karla, "Bazı insanlar ABD kuvvetlerinin buraya da gelip Díaz-Canel'i götürmesi gerektiğini söylüyor, derken, ülkeyi yönetecek bir muhalefet lideri veya gücünün olmaması nedeniyle böyle bir senaryonun "tamamen çılgınlık" olacağını düşünüyor.
Maduro, Cumartesi günü Venezuela'nın başkenti Caracas'ta ABD güçleri tarafından yakalanıp ABD'ye götürülmüş ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla New York'ta bir gözaltı merkezinde mahkeme önüne çıkmayı bekliyor. Maduro, 2020'de ABD'de narco-terörizm komplosu dahil suçlarla itham edilmişti.
