12 milyon genç heba olmasın! "Dünyada tek jenerasyonda 2 çocuğunu kaybeden başka ülke yok..."
Geniş aile oranı %12’den %5-6’ya inecek. Tek çocuklu ‘mikro aileler’ artıyor. Sanal dünyaya bağlanan gençler de yuva kurmaya sıcak bakmıyor.
Veri teknolojileri uzmanı Akan Abdula, hızla değişen yapay zeka çağı ve demografik dönüşümler karşısında kurumların, eğitim sistemlerinin ve toplumun geleneksel yaklaşımları terk ederek radikal bir değişime gitmesi gerektiğini vurguladı.
- Yapay zeka ve hızla değişen dünya dinamikleri, kurumların ve eğitim sistemlerinin geleneksel yöntemlerle ilerlemesini imkansız kılıyor; geleceği geçmişle çözmeye çalışmak hata.
- Yapay zeka, robotik ve kuantum bilgisayarlarla birleşerek oyunun kurallarını tamamen değiştirecekken, mevcut eğitim sistemi bu entegre etkiyi göz ardı ediyor.
- Türkiye, ortalama çocuk sayısının tek jenerasyonda 3'ten 1'e düşmesiyle demografik bir felaket yaşıyor ve "genç nüfus avantajı"nı kaybediyor.
- Gençler mental sağlığı önceliklendiriyor, sosyal medyanın "olmayan hayatlar" baskısıyla stres yaşıyor ve evlilik/çocuk sahibi olmaya mesafeli yaklaşarak online kalmayı temel insan hakkı görüyor.
- Yapay zeka altyapısında geride kalınsa da Türkiye'nin uygulama tarafında hâlâ şansı var, ancak bunun için eğitim formüllerinin kökten değişmesi gerekiyor.
MAHMUT ÖZAY- Veri teknolojileri uzmanı Akan Abdula, yapay zekâ, iş dünyası ve sosyolojik değişimler üzerine Antalya’da katıldığı sempozyumda çarpıcı tespitlerde bulundu. “Yeni Zemin” başlıklı konuşmasında Abdula; dünyanın hızla değişen dinamikleri karşısında kurumların, liderlerin ve eğitim sistemlerinin alışılagelmiş kalıplarla ilerleyemeyeceğini vurguladı. “Anahtarı karanlıkta kaybettik ama ışıkta arıyoruz” diyen Abdula, geleceği geçmişin yöntemleriyle çözmeye çalışmanın büyük bir hata olduğunu belirtti.
KONFOR İNOVASYONUN DÜŞMANI
Türkiye’nin demografik yapısındaki değişime de dikkat çeken Abdula’nın açıklamaları özetle şöyle:
Rahatlayan şirket de okul da yenilik yapmayı bırakır. Gelecekte okullarınızı yönetmeye elbette devam edebilirsiniz; ancak bilmelisiniz ki dünyada gelecek öngörüsü artık 5 yıla düştü. Yani mezunlarınız, her beş yılda bir tamamen yeni bir iş dünyasına adım atacak. Bu hıza öğrenci ‘yetiştiremezsiniz’, ancak onları bu sürece hazırlıklı hâle getirebilirsiniz. Her beş yılda bir kendisine ‘reset’ atması gereken bir insanı bugünden klasik yöntemlerle eğitemezsiniz; çünkü beş yıl sonra dünyanın neye benzeyeceğini bilmiyoruz.
MESELE SADECE ‘ZEKÂ’ DEĞİL
Yapay zekâyı hâlâ tek başına bir ‘dikey’ disiplin gibi okuyoruz; oysa bu, büyük resmi kaçırmak demektir. Yapay zekâ; robotik sistemlerle birleştiğinde ve kuantum bilgisayarlar devreye girdiğinde oyun tamamen değişecek.
Bugün normal bir bilgisayarın aylarca uğraştığı kompleks problemleri milisaniyeler içinde çözen makineler geliyor. Biz ise hâlâ çocukları durağan bir dünya varmış gibi eğitiyoruz. Asıl risk tam burada başlıyor. Artık kurumlar da öğrenciler de aynı anda hem bugünde hem de gelecekte yaşamak zorunda.
HÂLÂ ŞANSIMIZ VAR
Anahtarı karanlıkta kaybettik ama ışıkta arıyoruz. Işık olarak gördüğümüz şeyler, aslında sadece eski bildiklerimizdir. 2022 yılında dünyada yapay zekâya ilk 100 milyar dolar harcanırken, biz Google’a hâlâ ‘ChatGPT nedir?’ yazıyorduk.
Gerçek bu. Altyapı trenini kaçırdık gibi görünüyor ancak bu sanayi devrimi farklı; lokomotifi kaçırmış olabiliriz ama arkaya sürekli yeni vagonlar ekleniyor: Uygulama tarafı. Orada hâlâ şansımız var; fakat bunun için öğrettiğimiz formülü değiştirmeliyiz.
3 ÇOCUKTAN 1 ÇOCUĞA
Türkiye artık bir ‘geniş aile’ ülkesi değil. Geniş ailelerin oranı yüzde 12’ye düştü, yakında yüzde 5-6’lara gerileyecek. Yerini ‘mikro aileler’ (anne, baba, tek çocuk) alıyor. 2001 yılında Türkiye’de her hanede ortalama 3 çocuk vardı, 2025’te bu sayı 1’e düştü.
Dünyada tek jenerasyonda iki çocuğunu kaybetmiş başka bir ülke yok. Bu sadece duygusal değil, aynı zamanda demografik bir felakettir.
Sağlık sistemimiz hayat süresini uzatıyor ancak iyi ve kaliteli hayat süremiz 55 yaş sınırında kaldı. Artık ‘en büyük avantajımız genç nüfus’ söylemi geçerliliğini yitiriyor. Bu gördüğümüz son 12 milyon genç, bir daha böyle bir nesil gelmeyecek.
'OLMAYAN HAYATLAR' RUH SAĞLIĞINI BOZUYOR
Akan Abdula:
"Gençlerin en büyük kaygısı mental sağlıklarını korumak (%33). Sosyal medyada günde 8 saatten fazla vakit geçirenlerde stres oranı yüzde 54’e çıkıyor. Instagram’daki ‘olmayan hayatlar’ gençlerin ruh sağlığını bozuyor. Sadece teknoloji değil, hayat tarzı da kökten değişiyor. Öyle ki gençlerin yüzde 57’si evliliğe, yüzde 54’ü ise çocuk sahibi olmaya mesafeli yaklaşıyor. Yeni jenerasyon bizim kuşağımızın hatalarının bedelini ödemek istemiyor. Onlara göre en temel insan hakkı, online kalabilmek. Biz çevrim dışılığı yaşamış son kuşağız; onlar ise çevrim içine doğdular. Bağlantıları koptuğu anda sadece internetleri değil, varlıkları da kesiliyor. Bu tabloyu ciddiye almak zorundayız çünkü bu çocuklar bizim alıştığımız dünyada yaşamıyorlar"
