Eğitimci Pehlivanoğlu “Okulu kıymetli, müdürü değerli hâle getirmezsek 21’inci yüzyılda, yani savaşların silahlarla değil; beyinlerle yapıldığı bir yüzyılda maalesef çok genç, bir süre sonra orta yaşa evrilmiş bir yığınla karşı karşıya kalacağız” diye konuştu. 
HAVUZ GİDEREK TAŞIYOR
Pehlivanoğlu, açık öğretim ve meslek yüksekokullarına Yükseköğretim Kurumları Sınavı’yla (YKS) öğrenci alınmasının da doğru olmadığını savunarak şunları söyledi: Yükseköğretime geçişte ilk kez dünyanın hiçbir yerinde bu ölçekte olmayan bir açık öğretimle yüz yüze eğitim eşitlendi. Hatta açık öğretim sayısal olarak yüz yüze eğitimi geçti. Yükseköğretim akademik bir kariyerdir, sadece diploma verilecek yer değildir. Yükseköğretime geçişte sınavı tamamen kaldıramazsınız çünkü bu bir arz talep dengesi. Fakat açık öğretime, meslek yüksekokuluna gidecek çocukları neden sınava alıyoruz? Yükseköğretim imtihanındaki asıl mesele havuzun doluluğu ve bu havuz giderek taşıyor. Liseyi bitirip geçen yıl açık öğretime giden öğrenci oranı yüzde 1,8. Yani aslında yaşam boyu öğrenmenin bir parçası olan insanları üniversite sınavına niye sokarız? Burada da okul başarı puanıyla alım yapılabilir.
EĞİTİM MİLLET ÖDEVİ 
Eğitimde siyasal, sendikal, ideolojik veya grupsal bir yaklaşım olamayacağının altını çizen Pehlivanoğlu, bunun bir millet ödevi olduğunu söyledi.