Eğitimde "Dayak genelgesi" 20 yılı geride bıraktı
Eğitimde olumlu iz bırakan öğretmen haberleri dikkat çekerken, okulda şiddetin önüne geçen genelge de 20 yılı geride bıraktı.
Cuma günü Muğla Büyükşehir Belediyesi'ne ait bir kreşte 5 yaşındaki çocuğun bir öğretmen tarafından yemekhanede tartaklandığı tespit edildi.
Olaya karışan eğitimcinin görevden alındığı ve idari soruşturma başlatıldığı bildirildi.
DAYAK ÖNLEYEN GENELGE
Teknolojinin olmadığı, dayağın ispatlanamadığı yıllarda Türkiye'nin eğitim ve öğretim hayatında "öğretmen dayağı" denilen bir gerçek yaşanıyordu. Her ne kadar şiddet yasağı bulunsa da uygulama istenilen seviyeyi yakalayamıyordu.
20 yıl önce Milli Eğitim Bakanlığı bu konuyu masaya yatırmış ve öğretmen kaynaklı okul içi şiddeti önlemede yeni bir genelge ile etkili bir adım atmıştı.
Zaman içinde genelgeye ek olarak yapılan düzenlemelerle okullarda hem öğrenciyi hem de öğretmeni koruyucu tedbirler arttırıldı.
4 Şubat 2005 tarihli Türkiye gazetesinde bu konu şöyle basına yansımıştı:
"MEB’TEN ‘DAYAK’ GENELGESİ
Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim kurumlarında çocuklara yönelik kötü davranışa, dayak atmaya, azarlamaya karşı idarecileri ve öğretmenleri uyardı. Öğrenciye hoşgörülü davranılması istendi.
Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim kurumlarında öğrencilerin öğretmenleri tarafından maruz kaldıkları kötü muamelelere ilişkin olayların sayısında son günlerde artış olması üzerine bir genelge yayınladı.
Bu maksatla Bakan Hüseyin Çelik adına Müsteşar Necat Birinci imzasıyla valiliklere gönderilen genelgede, Bakanlığa ulaşan yazılı ve sözlü şikâyetlerden yönetici ve öğretmenlerin öğrenci ilişkilerinde uygun olmayan davranışlarının “öğrenciyi azarlamak, dayak atmak, eli sopalı sınıfa girmek veya nöbet mahallinde dolaşmak vb.” yaşandığı belirtilerek, bu tür ilişkilerin Türk eğitim sisteminin hedefleriyle çeliştiği kaydedildi.
TEDBİRİNİZİ ALIN
Eğitim sisteminin, çocukları Atatürk ilke ve inkılaplarına gönülden bağlı, insan haklarına saygılı şekilde yetiştirmeyi hedef edindiği vurgulanan genelgede, öğrencilerin kendini ve insanları seven, hoşgörü sahibi, uzlaşmacı bireyler olarak yetişmelerinin hedeflendiği kaydedildi. Genelgede, Türkiye’nin de taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri hatırlatılarak: çocuğun eğitiminin, her türlü istismar ve kötü muameleye “işkence, zalimce davranışlara ya da cezaya” karşı korunması için kanunî, idarî, toplumsal ve eğitsel bütün tedbirlerin alınması gerektiğine dikkat çekildi."
SEVGİ GÖSTERİN
Valiliklerin konuya önem vermeleri istenen genelgede şöyle denildi: “Bu bakımdan, yönetici ve öğretmenlerin, öğrencilerle; karşılıklı saygı, sevgi ve hoşgörüye dayalı bir ortamın oluşturulması için gerekli hassasiyeti göstermeleri sağlanmalıdır. Yönetici ve öğretmenlerin, veli ve öğrencilerin okula ve öğretmene karşı güvenini sarsacak olumsuz davranışlardan kaçınmaları gerekmektedir.”
Genelgede, öğrenciyi olumsuz etkileyebilecek davranışlara izin verilmemesi, bu tür davrananlar hakkında işlem yapılması gerektiği bildirildi.
