Üniversitelerde balon söndü! YKS başvurularında 1,1 milyonluk kayıp
Son yıllarda özellikle eğitim, barınma ve beslenme giderlerindeki artış, gençlerin üniversite tercihlerini etkileyen faktörler arasında gösteriliyor.
- YKS başvuru sayıları 2020'de 2 milyon 425 bin 560 olarak açıklandı.
- 2022'de YKS puan barajlarının kaldırılmasıyla başvuru sayısı 3,2 milyona çıktı.
- 2023'te deprem bölgesindeki 11 ilde sınav ücretinin alınmaması kararı 3 milyon 527 bin başvuruyla rekor kırdırdı.
- Başvuruların yaklaşık %70'ini daha önce sınava girmiş mezun adaylar oluşturuyor.
- Üniversite kontenjanlarının azaltılması, mezun aday sayısını artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
- Ailelerin çocuklarının geleceğini garanti altına alan en güçlü araç olarak gördüğü üniversite algısı, mezun işsizliği nedeniyle değişti.
MAHMUT ÖZAY - Bu sene 20-21 Haziran’da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için başvuru sayıları açıklandı. Buna göre bu yıl sınava 2 milyon 425 bin 560 aday başvurdu. Son üç yıldır düşüş eğilimine giren başvuru sayıları, 2026 itibarıyla yeniden 2020 seviyelerine geriledi. Başvuru verilerini gazetemize değerlendiren eğitim uzmanı Salim Ünsal, sayılardaki değişimin son yıllardaki politika ve gelişmelerle yakından ilişkili olduğunu belirtti. Ünsal’a göre başvuru sayılarındaki yükseliş ve düşüşlerin en önemli kırılma noktalarından biri 2022 yılında YKS puan barajlarının kaldırılması oldu. 2021’de baraj uygulaması varken 2,6 milyon civarında olan başvuru sayısı, barajın kaldırılmasıyla birlikte 2022’de yaklaşık 635 bin artarak 3,2 milyona çıktı. Bu artışın büyük ölçüde barajların kaldırılmasının oluşturduğu motivasyondan kaynaklandığı ifade edildi.
2023 yılında ise ‘asrın felaketi’ sonrası deprem bölgesindeki 11 ilde adaylardan sınav ücretinin alınmaması kararı alındı. Bu uygulama, YKS tarihinde ilk defa 3 milyon 527 bin başvuruyla rekor kırılmasına yol açtı. Ancak bu zirvenin ardından başvurular yeniden düşüşe geçti; önce 3,1 milyona, ardından 2,5 milyon seviyesine geriledi. 2026 yılı itibarıyla başvuru sayıları 2020’deki seviyelere dönmüş oldu.
DİPLOMA İHTİYACI DÜŞÜYOR
Uzmanlara göre üniversite sınavına başvuru sayısını belirleyen birçok unsur bulunuyor. Bunların başında akademik eğitime ve üniversite diplomasına duyulan ihtiyaç geliyor. Bunun yanında üniversiteye alternatif eğitim ve kariyer yollarının varlığı, genç nüfusun gittikçe azalmaya başlaması, üniversite kontenjanlarının durumu ve ekonomik şartlar da önemli rol oynuyor. Son yıllarda özellikle eğitim, barınma ve beslenme giderlerindeki artış, gençlerin üniversite tercihlerini etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. Mezuniyet sonrası iş ve istihdama geçişte yaşanan zorluklar da üniversiteye yönelik motivasyonu doğrudan etkiliyor.
MEZUNLAR ÇOĞUNLUKTA
Başvuruların dağılımı da dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Adayların yaklaşık %30’u ilk defa sınava girecek son sınıf öğrencilerinden, %70’i ise daha önce sınava girmiş mezun adaylardan oluşuyor. Uzmanlara göre her yıl ortalama 800-900 bin son sınıf öğrencisi ilk defa sınav havuzuna girerken, toplam başvuru sayısını asıl belirleyen kesim mezun adaylar oluyor.
KONTENJAN ETKİSİ SÜRECEK
Üniversite kontenjanlarının da tabloyu etkilediğine dikkat çekiliyor. Geçen yıl kontenjanların yaklaşık 190 bin azaltılması, mezun aday sayısını artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Kontenjanların önümüzdeki yıllarda da kısmen azalmasının, sınava giren toplam aday sayısını uzun süre 2,5 milyon civarında tutabileceği öngörülüyor. Uzmanlara göre gençlerin üniversite diplomasına duyduğu güven geçmişe kıyasla azalsa da alternatif seçeneklerin sınırlı olması nedeniyle üniversite sınavı hâlâ gençlerin en önemli eğitim ve kariyer rotası olmaya devam ediyor.
ANNELER ARTIK KOLUNDAKİ BİLEZİĞİ BOZDURMUYOR
Eğitim uzmanları: Bir dönem aileler için üniversite, çocuklarının geleceğini garanti altına alan en güçlü araçtı. Evlatları okusun diye yılların emeği olan bileziklerini satmaktan çekinmezlerdi. Bugün o tablo değişti. Üniversite mezunu olmak artık otomatik olarak iş anlamına gelmiyor. Kontrolsüz üniversiteleşme, nitelik sorunu ve mezun işsizliği üniversite algısını kökten dönüştürdü. Bu sebeple aileler, çocukları için bilezik bozduracak kadar güçlü bir umut görmüyor; bu durum yükseköğretimdeki talep düşüşünün en net sosyolojik göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
