Dünyanın gözü Hürmüz Boğazı’nda! ABD-İran gerilimi deniz ticaretini etkiliyor
ABD ile İran arasındaki kriz, Hürmüz Boğazı’nda geçişleri güvenlik ve maliyet açısından riskli hâle getiriyor. Şu safhada Türk armatörlerine yönelik doğrudan bir geçiş yasağı olmasa da, tanker ve LNG taşımalarında güvenlik seviyesi artırıldı ve sefer planları ihtiyatlı şekilde yeniden gözden geçiriliyor.
CEMAL EMRE KURT – Hürmüz Boğazı’nda ABD ile İran arasındaki gerilim tırmanırken, artan uluslararası güvenlik uyarıları ve Trump’ın sert söylemleri, Türk deniz ticaret filosu için potansiyel riskleri gündeme getirdi. Şu safhada Türk armatörlerinin işlettiği gemiler için doğrudan bir geçiş yasağı ya da mecburi rota değişikliği bulunmuyor. Ancak özellikle tanker ve LNG taşımalarında güvenlik seviyesi yükseltilirken, sefer planları ihtiyatlı şekilde yeniden gözden geçirilmeye başladı.
Gazetemize konuşan Türk Armatörler Birliği Genel Sekreteri Hüseyin Çınar, uluslararası denizcilik güvenlik uyarıları yakından takip edilirken, gemi geçişlerinde risk değerlendirmelerinin daha sık yapılmaya başlandığını söyledi.
KÂRLILIK ÜZERİNDE BASKI ARTABİLİR
Gemi, kaptan ve sigortacı hattında alınan kararların, önceki dönemlere kıyasla daha temkinli ilerlediğini belirten Çınar, “Bölgedeki gerilim, savaş primi başta olmak üzere sigorta maliyetlerinde artışa yol açarken, bu durum navlun fiyatlarına da yukarı yönlü baskı yapıyor. Türk armatörleri bu artışı özellikle Orta Doğu bağlantılı tanker ve gaz taşımalarında daha belirgin şekilde hissediyor. Kısa vadede bu maliyetler navlunlara kısmen yansıtılabilse de belirsizliğin uzaması hâlinde kârlılık üzerinde baskı artacak” dedi.
ALTERNATİF ROTALAR MALİYETİ ARTIRIYOR
Gerilimin kalıcı hâle gelmesi durumunda, petrol ve LNG taşımacılığı başta olmak üzere Türk deniz ticaret filosunun yıllık navlun gelirlerinde yüzde 5-10 aralığında bir oynaklık ve kârlılık kaybı riski oluşabileceğine dikkat çeken Çınar, “Özellikle spot piyasaya çalışan gemiler bu dalgalanmadan daha fazla etkilenebilir. Uzayan bir kriz senaryosunda Hürmüz’e alternatif rotalara yönelme, taşıma sürelerini 7-15 gün, maliyetleri ise yakıt, sigorta ve operasyonel giderler sebebiyle yüzde 15-30 oranında artırabilir” diye konuştu.
ETKİ DENİZCİLİKLE SINIRLI DEĞİL
Etkinin tek boyutlu olmayacağını dile getiren Çınar şunları kaydetti: “Bu durum yalnızca armatörleri değil, Türkiye’nin dış ticaret maliyetlerini, enerji ithalat fiyatlarını ve tedarik zinciri sürekliliğini de olumsuz etkiler. Dolayısıyla mesele yalnızca denizcilik sektörü değil, makro ölçekte ekonomik ve stratejik bir konu.”
