Kiralık evin çilesiyle uğraşmak istemeyenlerin yeni adresi... Üç yıldızlı otelleri bekarlar doldurdu
Büyükşehirlerde sıradan bir eve adım atmanın bedeli 200 bin lirayı geçti. Depozito, komisyon, peşinat, abonelik ve eşya masrafıyla uğraşmak istemeyen çalışanlar, yeni mezunlar ve yalnız yaşayanlar için günlük 1.500- 2.000 TL’lik otelde kalmak artık bir ‘lüks’ değil, ucuz bir barınma formülü hâline geldi.
- Büyük şehirlerde kiraların fahiş seviyelere ulaşması ve ev tutmanın yüksek giriş maliyeti (depozito, komisyon, ilk kira, eşya masrafları) insanları zorlamaktadır.
- Vatandaşlar, fatura, aidat ve kontrat bağlayıcılığı olmayan 3 yıldızlı otel ve apartları, ilk kurulum maliyeti derdi olmadan aylık belirli bir ücretle tercih etmektedir.
- Yalnız yaşayan bireylerin sayısındaki artış ve metropollerde 1+1 daire kiralarının yüksekliği, otelde konaklama seçeneğini cazip hale getirmiştir.
- Oteller, sezonluk dalgalanmalardan korunmak ve garantili gelir elde etmek amacıyla, odalarının bir kısmını uzun dönem kiralık olarak çalışan kesime sunmaya başlamıştır.
- Otellerde yaşayanlar, mutfak olmaması dezavantajını, gizli 'gerilla mutfaklar', esnaf lokantalarıyla aylık tabildot anlaşmaları veya marketlerdeki hazır yemek reyonlarını kullanarak aşmaktadır.
KAAN ZENGİNLİ- Bir zamanlar tatil, turizm veya kısa süreli iş seyahatlerinin simgesi olan oteller, bugün büyükşehirlerde barınma probleminin çözüm durağına dönüştü. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde sadece kiraların fahiş seviyelere ulaşması değil, bir evi tutmanın ‘giriş maliyeti’ de vatandaşı zorluyor.
Evi döşemek, depozito ve komisyon ödemek için banka kredilerine bile erişemeyen geniş bir kesim, çareyi faturanın, aidatın ve kontrat bağlayıcılığının olmadığı 3 yıldızlı otel ve apartlara yerleşmekte buldu.
Otelde yaşamayı cazip, hatta zorunlu kılan asıl unsur aylık kira bedelinden ziyade ilk kurulum maliyeti. Bugün ortalama bir semtte 1+1 boş bir ev tutmak isteyen vatandaşın karşısına ciddi bir masraf çıkıyor. İki kira bedeli depozito, bir kira emlakçı komisyonu, ilk ayın peşin kirası, elektrik-su-doğalgaz abonelik ücretleri ve en temel eşyalar (yatak, buzdolabı, çamaşır makinesi, ufak bir ocak) eklendiğinde, vatandaşın kapıdan içeri girmek için en az 150 bin ila 250 bin TL nakit paraya ihtiyacı var.
Bu faturayı tek seferde ödeyecek gücü olmayan veya bu harcamayla uğraşmak istemeyenler ‘eşya ve kurulum’ derdi olmayan, her şey dâhil aylık abonelik sistemiyle çalışan otellere yöneliyor. Bu durum, yalnız yaşayan bireylerin ekonomisinde yeni bir ‘bavulda yaşam’ çağını başlatıyor.
GİT-GEL MASRAFI KİRAYA YAKLAŞTI
Sakarya’da ailesiyle yaşayan ancak işi gereği her gün İstanbul’a gelmek zorunda kalan 34 yaşındaki Burak Tüzün, gazetemize yaptığı açıklamada “Mecidiyeköy’de çalışıyorum. Her gün hızlı tren ve otobüsle git-gel yapmak hem fiziksel olarak tüketti hem de yol masrafı kiraya yaklaştı. Mecidiyeköy çevresinde mütevazı bir eve girmek istedim. İstenen hava paraları, depozitolar ve eşya derken cebimden çıkacak ilk para beni dehşete düşürdü. Ben de Şişli’de bir küçük bir otelle aylık 40 bin liraya anlaştım. İçinde elektriği, suyu, interneti, temizliği var. Dışarıdan bakana ‘Otelde yaşıyor’ demek havalı geliyor ama aslında bu bir çaresizlik. Sıfırdan ev düzecek 200 bin liram olmadığı için otelde kalıyorum. Cuma akşamları da Sakarya’ya ailemin yanına dönüyorum” dedi.
İş hayatına yeni atılan gençler veya şehre yeni tayin olan memurlar için ‘geleneksel kiracılık’ kavramı neredeyse tarih oldu. Özel bir bankada uzman yardımcılığı yapan Ceyda Yeniçeri durumu durumunu şöyle özetliyor:
"Üniversiteyi bitirip ilk işime girdiğimde, bomboş bir eve girip sıfırdan beyaz eşya, koltuk almak bizim için artık hayal oldu. İşime tek vasıta mesafede bir apart otelin odasını kiraladım. Sadece bir bavul kıyafetimle geldim. Kombi bozuldu derdi yok, ev sahibi ‘Almanya’dan oğlum gelecek, çık’ derse bu kadar eşyayı nereye koyacağım korkusu yok"
YEMEK KARTLARI ÇÖZÜM OLUYOR
Otelde yaşamanın en büyük handikabı ise mutfak olmaması. Sürekli dışarıdan veya paket servis yemek söylemenin aylık 15-20 bin lirayı bulan maliyetini kaldıramayan ‘otel sakinleri’, bu problemi yeni taktiklerle aşıyor. En yaygın yöntem, otel yönetiminden gizli saklı da olsa odalarda kurulan ‘gerilla mutfaklar’. Koku yapmayan küçük hava fritözleri (Airfryer) veya portatif yumurta haşlama makineleri, oda içi beslenmenin kurtarıcıları konumunda. Bir diğer formül ise mahalle kültürüne dönüş. Birçok kişi, otelin bulunduğu arka sokaklardaki esnaf lokantalarıyla ‘aylık tabildot’ anlaşmaları yapıyor. Şirketlerin sunduğu yemek kartları ise lüks restoranlar yerine marketlerin ‘ısıt-ye’ tarzı meze ve hazır yemek reyonlarında kullanılıyor.
Kira getirileri %10’u aştı! İstanbul’da 1+1’ler fark attı
OTELCİ ROTAYI KİRACIYA ÇEVİRDİ
Barınmadaki bu kırılma, turizm sektörünün iş yapış şeklini de doğrudan dönüştürdü. Sezonluk dalgalanmalardan ve düşen turist sayısından yorulan şehir içi butik oteller, rotayı yerli vatandaşa ve çalışan kesime çevirdi. Beşiktaş’ta butik otel işleten Hasan Kahraman, “Günlük turist bekleyip boş oda yüzünden zarar etmektense, strateji değiştirdik. Odalarımızın yüzde 40’ını uzun dönem kiralık olarak aylık abonelik sistemine çevirdik. Müşterilerimiz düzgün profilli çalışanlar, bekarlar veya eşinden yeni ayrılanlar. Onlar fatura ve eşya derdinden kurtuluyor, biz de ay başında kasamıza girecek garantili geliri biliyoruz. Bu model şu an piyasayı ayakta tutuyor” dedi.
YALNIZLAR ORDUSU BÜYÜYOR
TÜİK’in resmî hane halkı verilerine göre, Türkiye’de yalnız yaşayanların sayısı hızla artarak 5 milyon 192 bin 825 kişiye ulaştı. Toplam hane halkı sayısı içindeki payı yüzde 19,7’ye yükselen bu devasa ‘yalnızlar ordusu’, fahiş kira fiyatları karşısında yeni barınma formülleri arıyor.
Özellikle metropollerde 1+1 daire kiralarının bile asgari ücreti katlaması, sayıları 5 milyonu aşan bu tek kişilik haneleri ev kiralamak yerine otelde konaklama seçeneğine yönlendiriyor; kiralık konut piyasasındaki bu tıkanma barınma alışkanlıklarını kökten değiştiriyor
