İstanbul'da barınma düğümü! Kiracı, ev sahibi, emlakçı... Kim ne diyor?
İstanbul’da barınma artık bir ihtiyaç olmaktan çıkıp, orta sınıfın ve dar gelirlinin nefes almasını imkansız kılan devasa bir finansal girdaba dönüştü. Serbest piyasa koşullarının ötesine geçerek "tefeci piyasası" eleştirilerinin odağı haline gelen konut sektörü, çaresiz kiracılar, risk altındaki ev sahipleri ve tartışmalı emlakçı rolleriyle yeni bir sorununa işaret ediyor.
- Teknoloji editörü Taner Aydos, 5 yıldır oturduğu evden ayrılmak zorunda kaldığını ve İstanbul'da kiralık ev piyasasının kontrolsüz hale geldiğini paylaştı.
- Aydos'un paylaştığına göre, İstanbul'da 2+1, 0-10 yaş evler 28 bin ile 40 bin TL arasında değişirken, aidatlar da 2 bin TL seviyesinde. 3+1 evler ise 38 bin TL ile 54 bin TL arasında değişiyor.
- Kiracıların büyük korkusu, 40 bin TL'ye anlaşılan bir evin, yıllık TEFE-TÜFE oranlarına göre yapılan zamlarla ikinci yılda 100.000 TL'ye ulaşma riski taşımasıdır.
- Kiracıların eleştirileri arasında emlakçı komisyonlarının yüksekliği, piyasanın tefeci piyasasına dönüşmesi ve insanların barınmak için yaşar hale gelmesi yer alıyor.
- Ev sahipleri ise mülklerini koruma ile ekonomik getiri arasında bir güven krizi yaşadıklarını, hukuk sistemindeki yavaşlığın kötü niyetli kiracı riskini artırdığını ve enflasyonun faturasının kendilerine kesildiğini savunuyor.
- Emlakçılar ise kendilerinin "güvenlik duvarı" olduğunu, kiracı adaylarını detaylı incelediklerini ve piyasadaki fiyatları ev sahiplerinin dayattığını belirtiyor.
İHSAN GÜNAY ÇAĞRICI — İstanbul'da barınma krizi, sosyal medyanın en yakıcı gündemi haline geldi. Kiralık ilanlarındaki fahiş rakamlar karşısında çaresiz kalan binlerce vatandaş, dertlerini dijital platformlarda dile getiriyor. Maaşların kira artış hızıyla yarışamadığı bu dönemde, sadece dar gelirliler değil, orta sınıf beyaz yakalılar için de "uygun fiyatlı ev" bulmak artık imkansız bir uğraş.
Emlak sitelerindeki filtreler daraldıkça, vatandaşın geçim umudu da aynı oranda tükeniyor. Teknoloji editörü Taner Aydos da Instagram hesabından bir paylaşım yaptı ve 5 yıldır oturduğu evden "ev sahibinin kızı evleneceği için" ayrılma kararı almasıyla başlayan süreci anlattı. Aydos, İstanbul’daki kiralık ev piyasasının ne denli kontrolden çıktığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Taner Aydos, yaşadığı süreci şu sözlerle özetliyor:
“Şu anda İstanbul'da filtreleme yaptığınız zaman 2+1, 0-10 yaş evler 28 bin ile 40 bin TL arasında değişiyor. Apartman dairesinden bahsediyorum, aidatları da 2 bin TL seviyesinde. ‘Çocuk da var, 3+1'e geçelim’ dediğim zaman 38 bin TL ile 54 bin TL’ye çıkıyor. Güvenlikli olsun, site içerisinde olsun falan derseniz aidatlar 2-3 bin TL’den 5-6 bin TL’ye kadar gidiyor”
Aydos, kiracıların en büyük korkusunu şu hesapla dile getirdi:
“Bugün 40 bin TL’ye anlaştık ve 5 bin TL de aidat var, 45 bin TL! Her sene TEFE-TÜFE oranlarına göre zam yapılıyor. Zam dönemi geldiği zaman kiramız kaç para olacak? 70.000 lira mı ödeyeceğiz? İkinci seneye girdiği zaman 100.000 lira mı olacak?”
Aydos’un bu paylaşımına kiracılardan büyük destek gelirken, çok sayıda ev sahibi de yorumlarda düşüncelerini dile getirdi.
İşte üç farklı açıdan İstanbul’un “tefeci piyasasına” dönüşen barınma gerçeği…
◼️KİRACILAR: BARINMAK İÇİN Mİ YAŞIYORUZ, YAŞAMAK İÇİN Mİ BARINIYORUZ?
Kiracılar için İstanbul’da yeni bir eve taşınmak artık adres değişikliğinden çok ekonomik bir yıkım anlamına geliyor. 5 yıldır oturduğu evden ayrılmak zorunda kalan Taner Aydos’un verileri, aslında bir "matematiksel imkansızlığı" belgeliyor:
Maaş - kira uçurumu: Yüzde 25 kira artış sınırının kalkmasıyla birlikte piyasa tamamen dizginsiz hale geldi. Bugün 40 bin TL’ye tutulan bir evin kirası, bileşik enflasyon etkisiyle üçüncü yılda 100 bin TL bandına çıkma riski taşıyor. Bugünün Türkiye’sinde iki asgari ücretin toplamının bile bir evin kirasına yetmediği, ortalama bir beyaz yakalı maaşının ise yarısından fazlasının sadece "başını sokacak bir çatıya" gittiği bir denklemde, sosyal bir patlama kaçınılmaz görünüyor.
Taşınma maliyeti krizi: Yeni bir eve geçmenin bedeli, bir kira peşin, iki depozito, bir emlakçı komisyonu ve nakliye giderleriyle birlikte 150 bin TL ile 250 bin TL arasında değişen devasa bir yüke ulaştı.
Sosyal erime: Barınma sorunu nedeniyle gençlerin evlenemediği, insanların doğup büyüdükleri İstanbul’u terk ederek Anadolu’ya "tersine göç" etmek zorunda kaldığı bir süreç yaşanıyor.
Kiracıların yaptığı eleştirilerden bazıları şöyle:
- Emlakçının hiçbir şey yapmadan bir kira alması kadar garip bir şey yok!
- Bu artık serbest piyasa değil, resmen tefeci piyasasına dönüştü. Çünkü maaşlar lineer artıyor, kiralar ise bileşik şekilde katlanıyor.
- İnsanlar barınmak için yaşamıyor, yaşamak için barınmaya çalışıyor.
- Sistem seni bir dairede en fazla 3 yıl oturtacak şekilde işliyor.
- Findeks raporu gibi kişinin harcama özel raporları da isteniyor. Bir de istediğin zaman evden çıkacağınız bir boş evrak imzalatılıyor.
- Eskiden kiracı denen kişi bir evde 10 15 yıl otururdu. Zaten böyle olmalı... Ev sahipleri kiracılarını göçebe olarak görüyorlar.
- Aile kavramı kalmıyor bu fırsatçılar yüzünden.
◼️EV SAHİPLERİ: 7 MİLYONLUK SERVET, 40 BİN TL’LİK RİSK
Madalyonun diğer yüzünde mülk sahipleri, mülklerini korumak ile ekonomik getiriyi dengelemek arasında derin bir "güven krizi" yaşıyor. Bir dönem "en güvenli liman" görülen ev sahipliği, bugünün piyasasında yönetilmesi güç bir risk faktörüne dönüşmüş durumda.
Birçok ev sahibi, İstanbul’da 7-10 milyon TL değerindeki bir evin 40 bin TL’lik kirasının rasyonel bir yatırım getirisi olmadığını savunuyor. Mevcut faiz oranlarıyla bu sermayenin bankadaki getirisini kıyaslayan mülk sahipleri, kiracılar karşısında "hayır kurumu" konumuna düşmekten yakınıyor.
Ev sahipleri, bu katı tutumlarının asıl nedenini ise hukuk sistemindeki yavaşlığa bağlıyor. Tahliye davalarının 2-3 yıl sürmesi, kötü niyetli kiracı riskini yönetilemez hale getirdiği için mülk sahipleri yeni kiracı seçerken artık kılı kırk yarıyor.
Sorularımızı cevaplayan bir ev sahibi de enflasyonun faturasının kendilerine kesilmesinden şikayetçi: "Marketten aldığım sütün fiyatı beş katına çıkarken benim kiram neden yerinde sayıyor?" diyerek durumu özetliyor.
Ev sahiplerinden bazılarının isyanı ise şu şekilde:
- Ben hem ev sahibiyim hem de kiracı. Her kiracıda strese giriyorum. 10 dakikalık görüşmede 'insan evladı' mı diye anlamaya çalışıyorum. Yakında duvarlar kendiliğinden yıkılacak... Tertemiz krem rengi ev teslim aldın, niye kurşunlanmış pavyon gibi teslim ediyorsun!
- Kiracı çıkınca 150 bin TL masraf yapıyoruz, boyasıydı, tadilatıydı derken. 40 bin TL kira verince sanki evi satın almış gibi davranıyorlar!
- Ev sahibi evi kaça almış, şimdi kaç para ediyor ve bankaya koysa faizi ne kadar getiriyor? Kimse bu hesabı yapmıyor. 10 milyonluk evin kirası 40 bin TL ise bu mülk sahibi için aslında zarardır.
- Eski kiracım 5 bin TL’ye oturuyor, yan daire 35 bin TL olmuş. Benim suçum ne? Ben de bu ülkenin enflasyonuyla yaşıyorum, markete aynı parayı ödüyorum.
- Tahliye davası açıyorsun 3 yıl sürüyor. Bu risk varken tabii ki memur kefil isterim, tabii ki findeks raporu isterim. Kimse malını sokakta bulmadı.
- Bazı kiracılar 'nasılsa çıkmıyorum, devlet beni koruyor' diyerek resmen ev sahibine mobbing uyguluyor. Ödemesini aksatıyor, eve bakmıyor. Ev sahibi olmak artık dert sahibi olmakla eş değer.
- Yüzde 25 sınırı varken biz mağdur edildik, şimdi piyasa dengelenmeye çalışınca suçlu biz oluyoruz. Her şeyin fiyatı 10 kat arttı, kira artınca mı tefeci oluyoruz?
- İnsanlar emlakçılara kızıyor ama düzgün kiracı bulmak bir kumar haline geldi. Ev sahipleri, emlakçılar sayesinde en azından bir filtreleme yapıyor, referans oluyor.
◼️EMLAKÇILAR: HİZMET BEDELİ Mİ, KAPI AÇMA VERGİSİ Mİ?
Sistemin en çok eleştirilen öznesi olan emlakçılar, artık sadece yüksek komisyonlarla değil, piyasaya dahil ettikleri "karanlık" yöntemlerle de anılıyor.
Hava parası ve açık artırma: Standart komisyon tartışmalarının ötesinde, bazı emlakçıların evi en yüksek fiyatı verene "ihale usulü" kiralatması veya "hava parası" adı altında kayıt dışı ek ödemeler talep etmesi, piyasadaki "tefeci" imajını pekiştiriyor.
Kiracılar, hiçbir hizmet almadan ödenen bir kira bedelindeki komisyonu "kapı açma vergisi" olarak nitelendirirken, ev sahibinden habersiz istenebilen ek ücretler ve kayıt dışı elden para talepleri, piyasa ile ilgili 'karaborsa' yorumlarına neden oluyor.
🟥"HEDEF TAHTASINA EMLAKÇIYI KOYMAK"
Konuyla ilgili TurkiyeGazetesi.com.tr'nin sorularını cevaplayan bir emlakçı ise şu sözlerle isyan ediyor:
“Dışarıdan bakınca herkes bizi suçluyor ama kimse madalyonun öteki yüzünü görmek istemiyor. Mesleğimize karşı korkunç bir önyargı var. Evet, piyasada yanlış iş yapanlar olabilir ama biz kurumsal çalışan, vergisini kuruşu kuruşuna ödeyen ve hem mülk sahibinin hem kiracının hakkını korumaya çalışan binlerce insanız.
İnsanlar sanıyor ki biz sadece kapı açıp anahtar teslim ediyoruz. Eskidendi o! Şimdi biz bir nevi ‘güvenlik duvarı’ olduk. Ev sahibinin mülkünü korumak için kapımıza geleni didik didik ediyoruz. Findeks raporundan sabıka kaydına kadar her şeyi kontrol edip bir eleme sistemi kuruyoruz. Ev sahibi her gün kapısına gelen onlarca kişiyle kendi uğraşsa işini gücünü yapamaz. Biz ona en düzgün, en sorunsuz adayı sunuyoruz. Bunun adı profesyonel bir hizmettir.
Bir de şu komisyon meselesi var... Herkes bize yükleniyor ama biz de aynı enflasyonla boğuşuyoruz. Ofis kiralarımız uçtu, reklam giderlerimiz, saha maliyetlerimiz katlanarak arttı. Ülkedeki gelir adaletsizliğinin faturası neden hep bize kesiliyor anlamış değilim. Piyasayı biz yükseltmiyoruz. Ev sahibi geliyor, ‘Yan binadaki komşum şu fiyata vermiş, benimki neden az olsun?’ diyerek bize fiyatı dayatıyor. Biz sadece pazarın o anki reel değerini yansıtıyoruz.
Ayrıca biz olmasak, emin olun kiracılar sahte ilanlar ve dolandırıcılar arasında çok daha büyük mağduriyetler yaşar. Biz işin hukuki ve resmi tarafında bir nevi güvence sağlıyoruz. Hedef tahtasına emlakçıyı koymak kolay."
