Yatırım yaparken duygusal değil finansal düşünmek gerek: Gayrimenkulde brüt m2 değil net kazandırıyor
Mevduat faizlerindeki gerileme ve altındaki dalgalanma yatırımcıyı yeniden konuta yönlendirirken, uzmanlar duygusal değil finansal karar alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Gayrimenkulde brüt metrekare yerine net ve “süpürülebilir” alanın esas alınması, kira getirisi hesaplanırken tüm giderlerin düşülmesi gerektiği belirtiliyor. Aidat, vergi ve boş kalma süresi hesaba katılmadan yapılan yatırımların beklenen kazancı sağlamadığı vurgulanıyor. Manzara ve şerefiye gibi unsurlara ödenen yüksek bedelin ise her zaman aynı oranda getiri oluşturmadığı ifade ediliyor.
NECMİ ÇİÇEKÇİ- Mevduat faizlerindeki gerileme ve altın piyasasında artan kâr satışları, tasarruf sahiplerini yeniden konuta yöneltiyor.
Son aylarda bankadaki getirinin enflasyon karşısında sınırlı kalacağı algısı güçlenirken, fiziki altın tarafında yaşanan dalgalanma yatırımcının risk iştahını zorluyor.
Bu tablo içinde konut, özellikle uzun vadeli düşünenler için yeniden “güvenli liman” olarak görülüyor.
Ancak sektör temsilcileri ve finans uzmanları, konut yatırımında en büyük hatanın duygusal karar vermek olduğunu vurguluyor. Gayrimenkulün bir hayat alanı değil, yatırım aracı olarak değerlendirildiği durumlarda hesap makinesinin devreye girmesi gerektiği belirtiliyor.
SÜPÜRÜLEBİLİR ALAN ÖNEMLİ
Uzmanlara göre yatırımcıların en sık yaptığı hataların başında brüt metrekare üzerinden fiyat karşılaştırması geliyor. Satış ofislerinde ya da ilan platformlarında öne çıkarılan yüksek metrekare bilgisi, çoğu zaman alıcının algısını etkiliyor.
Oysa brüt alan; duvar kalınlıkları, ortak alan payları ve teknik hacimler dâhil edilerek hesaplanıyor. Bu durum, 120 metrekare olarak sunulan bir dairenin fiilî kullanım alanının 90–100 metrekareye kadar düşebilmesi anlamına geliyor. Yatırım geri dönüşü ise ilan edilen brüt büyüklükle değil, kiracının ya da alıcının kullanabildiği net alanla şekilleniyor. Kısacası süpürülebilir alana yatırım yapılması gerekiyor.
PROJE VE PLAN İYİ İNCELENMELİ
Sektör temsilcileri, özellikle yeni projelerde metrekare sunumunun pazarlama diliyle genişletilebildiğini belirtiyor. Ortak alanların paylaştırılması, balkon ve terasların farklı hesaplanması ya da teknik alanların dâhil edilmesi, alıcının gerçek yaşam alanını küçültebiliyor.
Bu nedenle uzmanlar, yatırımcıların projeye ait mimari planları incelemesini ve net kullanım alanını yazılı olarak talep etmesini öneriyor. İkinci el konutlarda da benzer bir sorun yaşanıyor. Satış sürecinde brüt alanın ifade edilmesi, alıcının fiyat-performans analizini yanıltabiliyor.
Sektör temsilcileri, ilan bilgilerinin tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Alıcıların konutu yerinde görmesi, gün ışığında incelemesi ve mümkünse bağımsız ölçüm yaptırması öneriliyor. Tapu sürecindeki heyecanın kritik detayların gözden kaçmasına yol açtığı belirtiliyor. Net kullanım alanının sözleşmede açıkça yer almaması, ilerleyen dönemde hukuki ve mali sorunlara neden olabiliyor. Özellikle kredi kullanılarak yapılan alımlarda, değerleme raporundaki metrekare bilgisi ile fiilî durum arasındaki fark yatırım planını etkileyebiliyor.
DENİZ MANZARA FARKI ÇOK YÜKSEK OLMAMALI
Manzara, kat yüksekliği, cephe avantajı ve şerefiye gibi unsurlar da fiyatı etkileyen başlıklar arasında yer alıyor. Ancak uzmanlara göre bu kalemler kimi zaman abartılı primlerle fiyatlandırılıyor. Deniz manzaralı ya da yüksek katlı bir dairenin yatırım geri dönüşü, ödenen ekstra bedeli her zaman karşılamayabiliyor. Özellikle kira piyasasında kiracının bütçe sınırı belirleyici oluyor. Yüksek şerefiye bedeli ödenen bir konut, kirada aynı oranda fark oluşturmadığında yatırım süresi uzuyor.
YANLIŞ KARAR, YATIRIMI YÜK HÂLİNE GETİREBİLİR
Konut yatırımında bir diğer önemli başlık ise bölgenin gelişim potansiyeli. Ulaşım projeleri, ticari alan artışı, nüfus yoğunluğu ve kira talebi gibi parametreler analiz edilmeden yapılan alımlar beklenen getiriyi sağlamıyor.
Uzmanlar, “prim yapacak bölge” söylemiyle pazarlanan projelere temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtiyor. Gerçek prim potansiyelinin, bölgedeki arz talep dengesi ve ekonomik göstergeler üzerinden okunabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre bir mülk, düzenli ve öngörülebilir nakit akışı sağlamıyorsa yatırım değil mali yük hâline geliyor. Aidatı yüksek, bakım masrafı fazla ya da talep görmeyen bir konut, uzun vadede sermayeyi eritebiliyor. Bu sebeple yatırım kararında duygusal bağdan uzak durulması, evin estetiği ya da kişisel beğeni yerine finansal performansının önceliklendirilmesi gerekiyor.
AİDAT VE MASRAFLAR DOĞRU HESAPLANMALI
Gayrimenkulde kazancı belirleyen bir diğer unsur ise kira çarpanı ve net getiri hesabı. Birçok yatırımcı yalnızca aylık kira tutarına bakarak karar veriyor. Oysa kira gelirinden aidat, bakım gideri, emlak vergisi, sigorta, muhtemel tadilat masrafları ve boş kalma süresi düşülmeden yapılan hesaplar yanıltıcı sonuçlar doğuruyor. Mesela yüksek aidatlı bir rezidans dairesi kağıt üzerinde yüksek kira getirisi sunarken, yıllık net kazanç beklentinin altında kalabiliyor. Finans uzmanları, yatırımın gerçek performansının brüt kira geliriyle değil, giderler düşüldükten sonra elde kalan net nakit akışıyla ölçülmesi gerektiğini vurguluyor.
