İrfan Özfatura İSTANBUL

Arabalar kaldırımlara çıkmasın derken yolları Çin Seddi gibi ördük; kuleler, hisarlar gibi demir döküm babalarla kuşattık boydan boya.
Bir bisikletli çocuğun, bir motosikletlinin, bir yaşlının bunlar üzerine düştüğünü düşünebiliyor musunuz?
Döküm demire başını çarpan bir vatandaş, hasarsız kalkabilir mi acaba?
Arabalar yol kenarına nizami bir şekilde park etse bile yolcular babaları görmüyor, kapıyı açtıklarında boyaları çiziliyor, kaportaları zedeleniyor.
Ya da kapıyı az açıyorlar inmek binmek eziyete dönüyor.
Tamam çelik işleyen ülkeler liginde olmak güzel bir şey ama boş bulduğumuz her metrekareye 30 okkalık döküm baba koymanın gelişmişlikle alakası yok. Lüzumsuz masraf. Aksine Avrupa’da “Bir ülkenin medeniyet seviyesi kaldırımlarının yüksekliği ile ters orantılıdır” diye bir söz var. Şehri; kalabalıklaştırarak değil sadeleştirerek güzelleştirmeyi niye düşünmüyoruz acaba?
Eğer bir sürücü kaldırımı işgal ediyorsa cezasını öder, bir daha da yapmaz. Yayaların, bisikletlilerin, engelli arabalıların, ihtiyarların emniyeti açısından yuvarlak hatlı alçak kaldırımlar planlanmalı. Nitekim Van Büyükşehir ve Ayvalık Belediyeleri babaları sökmeye başladı.