Ankara diplomasinin mutfağını yönetti! MİT ve Dışişleri, ABD-İran arasındaki ateşkese giden yolu inşa etti
Orta Doğu'da patlak veren ABD-İran Savaşı, iki haftalık ateşkes arasına girerken Türkiye'nin süreç boyunca üstlendiği rol dikkatleri bir kez daha Ankara'nın diplomasi başarısına çevirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ikili temaslarının yanı sıra MİT ve Dışişleri'nin ateşkese giden yolu inşa eden adımları, Türkiye'nin 'bölgesel barış' misyonunu bir kez daha ortaya koydu. Gazeteci Levent Kemal, İsrail'in savaşı sürdürme planlarına dikkat çekerek, ateşkesin kırılgan hatlarına ilişkin uyarıda bulundu.
- İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi tansiyonu tırmandırdı.
- Gazeteci Levent Kemal, Türkiye'nin arabulucu rolünü ve diplomatik adımlarını değerlendirdi.
- Kemal'e göre İsrail, Lübnan saldırılarıyla ateşkesi baltalamak için ilk adımı attı ve Netanyahu'nun savaşa ihtiyacı var.
- Ateşkesin sürdürülebilirliği belirsizliğini koruyor; İran'ın savunma stratejisi parçalı ve İsrail'in Lübnan'a yönelik ısrarı devam ediyor.
- Yaklaşık kırk gün süren çatışmalarda ABD askeri anlamda üstün olsa da politik hedeflerini gerçekleştiremedi, bu nedenle politik sahada üstün olan İran.
- İslamabad'da yapılacak ABD-İran müzakereleri, ateşkes konusu ve yeni bölgesel jeopolitik hakkında netlik sağlayacak.
SEZER DOĞRU – ABD-İran arasında varılan iki haftalık ateşkesin geleceği için gözler tehdit ve saldırılara rağmen Cumartesi günü İslamabad’da yapılacak ilk toplantıya çevrildi. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına karşı Tahran yönetiminin sert açıklamaları sürüyor. Öte yandan İran, saldırıların durmaması halinde Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatma tehdidi bölgedeki tansiyonu yeniden tırmandırdı.
Netanyahu yönetiminin tüm provokasyonlarına rağmen sağlanan kırılgan ateşkeste Türkiye’nin yürüttüğü barış diplomasisi ve itidal çağrıları, Ankara’nın bölgesel barışı inşa etme hedefini bir kez daha tasdik etti.
Gazeteci Levent Kemal, yaklaşık kırk gün süren, ve küresel dengeleri alt üst eden savaşta Türkiye’nin üstlendiği arabulucu rolünü, atılan diplomatik adımları gazetemize değerlendirdi. Kemal, İsrail’in ateşkesi baltalamak için ilk adımı Lübnan saldırıları ile attığına dikkat çekerek, Netanyahu’nun İsrail’i dönüştürme projesine vurgu yaptı.
TÜRKİYE, BARIŞ DİPLOMASİSİNİN ÖNÜNÜ AÇTI
Ankara’nın İran geriliminin savaşa dönüşmesinden önce MİT ve Dışişleri seviyesinde tarafları itidalli olmaya çağırdığını hatırlatan Kemal, savaş öncesi süreçte çok taraflı ve katmanlı görüşmeler gerçekleştirildiğine işaret ederek “Bunların bazılarını gördük bazıları ise olması gerektiği gibi daha derin ve daha ince bir çizgide yürütüldü. Savaş döneminde de bu hassas, hesaplanmış ve taraflara barış ve diplomasi için nüfuz eden çalışmalar devam etti. Bu, son üç yıldır bölgesel olarak barış ve istikrar üretmeye dayalı politikamızla tam uyumlu bir süreç olarak karşımızda. Bu açıdan sahnede ışıklar başka yöne bakarken MİT ve Türk Dışişleri gerekeni yaparak diplomasi ve güvenlik diplomasisinin mutfağını yönetti” ifadelerini kullandı.
“İSRAİL İLK HAMLESİNİ LÜBNAN’DA YAPTI”
İsrail tarafından, çarşamba günü başkent Beyrut olmak üzere Lübnan’a yapılan ve yüzlerce kişinin ölümüne neden olan ağır bombardımanlara vurgu yapan Kemal, gerçekleştirilen saldırının ateşkesi baltalama adımı olduğunu belirtti. Kemal “İsrail bunu gerçekleştirmek için ilk hamlesini yaptı ve Lübnan’ı bombalamaya sivilleri öldürmeye devam ediyor. Bunu her an beklememiz gerekiyor” dedi.
Artık bir tercih değil zorunluluk! ABD-İran savaşının ardından bölgede yeni denklem ve Türkiye'nin rotası
“NETANYAHU’NUN SAVAŞA İHTİYACI VAR”
Bölgesel kaos peşinde olan Netanyahu kabinesinin kendi bekaları için sonsuz savaşlara ihtiyaç duyduğunu dile getiren Levent Kemal, “Bu sadece politik bir ikbal meselesi değil. Netanyahu ve ekibi İsrail’i dönüştürüyor. Bu savaşlara sırtını dayamış bir proje. Bu açıdan bunu beklemeli ve hazır olmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
ATEŞKESİN GELECEĞİ BELİRSİZ
Ateşkesin sürdürülebilirliğine dair net bir ifade kullanmak için henüz erken olduğunu ve sahadaki belirsizliklerin sürdüğünü söyleyen Kemal, "İran’ın savunma ve misilleme stratejisi parçalı ve halen merkezileşme sorunları var. Zira ABD ve İsrail’e karşı tecrübe edilen güvensizlik bu merkezileşmeyi engelliyor. Hakeza İsrail’in Lübnan ısrarı da karşımızda. Bu nedenle bir süre daha geçmesi gerekiyor. İran ve Hizbullah dışındaki vekilleri şu an için anlaşmaya uyuyor. Hizbullah’ın nedeni ise bariz: İsrail’in tavrı. Sahadaki durulmanın bir çerçeve belirleme için el tetikte bekleme olduğunu söyleyebilirim” şeklinde konuştu.
"KAZANAN YOK, ÜSTÜNLER VAR"
Yaklaşık kırk gün süren çatışmalarda Tahran ve Washington'un karşılıklı kazanımlar ve kayıplar verdiğini, çatışmaların büyük tahribatlara yol açtığını ifade eden Kemal, "Esasen askeri anlamda savaşın bariz üstünü ABD. Ancak bunu şu an için taktik seviyede görebiliyoruz. ABD’nin verdiği askeri hasarın boyutu netleştikçe sonuçları itibariyle hangi seviyede stratejik bir aşamaya tekabül ettiğini anlayacağız. Ne var ki, bu askeri duruma karşılık ABD’nin politik hedeflerini gerçekleştiremediğini açıkça görüyoruz. Bu açıdan politik sahada üstün olan da İran. Burada özellikle üstün sözcüğünü kullanıyorum zira hala ortada bildiğimiz manada bir kazanan yok. Üstünler var" açıklamasında bulundu.
TABLO İSLAMABAD'DA NETLEŞECEK
Trump'ın yardımcısı JD Vance'in de katılacağı, 11 Nisan Cumartesi günü Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılacak ABD-İran müzakerelerine dikkat çeken Kemal, ateşkes konusu bir netlik kazanmadan yeni bölgesel jeopolitiğin de belirsizliğini koruyacağını ifade etti. Kemal" Henüz elimizde iki tarafın farklı şekilde servis edip yorumladığı iki farklı çerçeve var. İslamabad görüşmeleri ve orada çizilecek çerçeve ile bu konuda bir şey söylemek mümkün olacaktır. Ancak barışa ulaşmak için Cevad Zarif’in makalesindeki üstünlüklerin paylaşılması ve ileri uzlaşmazlıkların karşılıklı törpülenmesi fikri ile bir çerçeve çıkacağı kanaatindeyim. Bu olursa jeopolitik olarak statüko daha güvenlikli ve İran’ın en azından bölgesel ilişkiler alanına pozitif girişi mümkün olur. Fakat daha ilerisi için bir şey söylemek zor” sözlerine yer verdi.
