Artık bir tercih değil zorunluluk! ABD-İran savaşının ardından bölgede yeni denklem ve Türkiye'nin rotası
ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş Pakistan'ın çağrısı ve Tahran-Washington hattının onayı ile 2 haftalık ateşkes sürecine girdi. Ateşkes ilanına rağmen iki tarafın karşılıklı tehdit mesajları ve aralıklı saldırıları devam ederken, anlaşmanın masadan sahaya taşınmasına ilişkin şüpheler sürüyor. İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Araştırmacısı Oral Toğa, ateşkesin sürdürülebilirliğini, savaş sonrası Hamaney, Trump, Netanyahu iktidarlarını bekleyen senaryoları ve yeni bölgesel jeopolitiği gazetemize değerlendirdi. Toğa, Türkiye'nin savunma sanayi başta olmak üzere caydırıcı güç olma yolunda attığı kritik adımların önemine vurgu yaptı.
- ABD ve İran, ateşkes ilanında karşılıklı zafer açıklamaları yaparken, bölgede saldırı ve tehdit mesajları devam etmektedir.
- İran ve ABD yönetimleri anlaşmayı farklı tanımlamakta ve Pakistan Başbakanı'nın ateşkes çağrısına yeşil ışık yakılmasına rağmen, İsrail'in Lübnan'daki operasyonlara devam edeceği bildirilmiştir.
- Araştırmacı Oral Toğa'ya göre, ateşkes tarafların taktik bir nefes alma alanı oluşturmasıdır ve Cuma günü İslamabad'da başlayacak müzakereler belirleyici olacaktır.
- Savaşın maliyetinin 35 milyar doları aştığı ve küresel enerji piyasalarını sarstığı belirtilirken, ABD'nin zafer açıklamalarının taktik başarıları stratejik sonuçla özdeşleştirdiği ifade edilmiştir.
- Türkiye'nin savunma sanayi hamlelerinin, Körfez ülkelerinin dışa bağımlı savunma mimarisinin kırılganlığını ortaya koyduğu ve Türkiye'nin bölgesel ve küresel caydırıcı güç olma yolundaki stratejik öngörüsünü teyit ettiği vurgulanmıştır.
SEZER DOĞRU - İran'a yönelik 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail saldırıları ile patlak veren savaş kırkını doldurmadan 2 haftalık ateşkes sürecine girdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a tanıdığı sürenin bitmesine saatler kala Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in 'ateşkes çağrısına' Beyaz Saray ve Tahran'dan yeşil ışık yakıldı.
İran ve ABD yönetimi ateşkes açıklamalarında karşılıklı zafer açıklamaları dikkat çekerken, bölgede yer yer saldırılar ve tehdit mesajları gelmeye devam ediyor. Tehditler ve saldırılar gölgesinde, zafer ilanlarının sergilendiği atmosfer, ateşkesin ne kadar başarılı olacağına dair tartışmaları beraberinde getirdi.
İRAM Araştırmacısı Oral Toğa, ateşkes arasına giden savaşı, başarılı bir anlaşma ihtimalinde yeni bölgesel jeopolitiği, savaşın tarafı olan ülkelerdeki liderlerin iktidarlarına ilişkin tartışmaları ve Türkiye'nin 'stratejik savunma ve caydırıcı güç' olma yolundaki hamlelerini Türkiye Gazetesi'ne değerlendirdi.
TAKTİK BİR NEFES ALMA, GÖZLER İSLAMABAD’DA!
Ateşkesin sahaya yansıyıp yansımayacağını değerlendirmek için öncelikle anlaşmanın yapısına bakmak gerektiğini ifade eden Oral Toğa, ortada tarafların üzerinde mutabık kaldığı net bir metin olmadığına işaret ederek “Washington, Tahran ve İslamabad'ın her biri anlaşmayı farklı biçimde tanımlıyor. Trump "bütün askeri hedeflere ulaştık" diyor, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi "savaşın neredeyse tüm amaçları gerçekleşti" açıklaması yapıyor. İki tarafın aynı anda zafer ilan ettiği bir anlaşma, tanımı gereği belirsizlik üzerine kuruludur. Nitekim ateşkes ilanından saatler sonra İran'ın İsrail, BAE, Kuveyt ve Bahreyn'e füze ve İHA saldırılarını sürdürdüğünü, Lavan Adası'ndaki İran petrol tesislerinin de vurulduğunu gördük. Ateşkes henüz ilk gününde fiilen sınanmış ve sahada karşılığını bulamamıştır” değerlendirmesinde bulundu.
Toğa, anlaşmanın kapsam soruna dikkat çekerek, “Pakistan Başbakanı Şerif ateşkesin Lübnan'ı da içerdiğini açıklarken Netanyahu bunu doğrudan reddetti ve İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarına devam edeceğini bildirdi. Bu çelişki tek başına ateşkesin kırılganlığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla şu an gördüğümüz şey kalıcı bir barış sürecinin başlangıcından ziyade tarafların taktik bir nefes alma alanı oluşturmasıdır. Cuma günü İslamabad'da başlayacak müzakerelerin seyri belirleyici olacaktır, ancak mevcut tablo ihtiyatlı olmayı gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
KAZANAN KİM, KAYBDEN KİM?
Kırk günlük savaşın bilançosuna bakıldığında klasik anlamda bir galip-mağlup ayrımı yapmanın güç olduğunu dile getiren Toğa, “ABD-İsrail cephesi taktik düzeyde ciddi sonuçlar aldı. İran'ın Rehber'i ve onlarca üst düzey güvenlik yetkilisi öldürüldü, nükleer altyapı ağır hasar gördü, balistik füze kapasitesinin önemli bir kısmı imha edildi. Ancak stratejik düzeyde tablo farklıdır. Savaşın maliyeti 35 milyar doları aştı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel enerji piyasalarını derinden sarstı, bölgesel müttefiklerin altyapısı ciddi zarar gördü. IAEA Genel Direktörü'nün açıkça ifade ettiği gibi İran'ın nükleer bilgi birikimi ve zenginleştirilmiş uranyum stokları askeri güçle ortadan kaldırılamadı. Dolayısıyla "bütün askeri hedeflere ulaştık" söylemi taktik başarıları stratejik sonuçla özdeşleştiren bir anlatıdır” sözleri ile ABD’nin zafer açıklamasının realiteden uzak olduğunu belirtti.
Tahran’ın zafer açıklamalarının da somut bir kazanıma dayanmadığının altını çizen Oral Toğa, “İran cephesinde ise kayıplar yıkıcı. Binlerce can kaybı, tahrip olmuş komuta yapısı, ağır altyapı hasarı oldu. Buna karşılık İran, Hürmüz kartını masaya taşıyarak müzakere pozisyonu elde etti ve misilleme kapasitesini koruduğunu gösterdi. Ancak bu, yaşanan yıkımı telafi eden bir zafer değildir. Her iki tarafın zafer söylemi de kendi kamuoylarına yönelik iç siyasi bir ihtiyacın ürünüdür; sahada olan, farklı düzlemlerde ağır bedeller ödeyen iki taraftır” diye konuştu.
Petrolün ateşi kesildi! Trump anlaşmayı duyurdu, brent çakıldı
TRUMP’I İÇERDE BEKLEYEN SINAV!
Savaş kalıcı biçimde sona ererse en kritik sınavın ABD Başkanı Donald Trump'ın önünde olacağını ifade eden Toğa, ABD iç siyasetindeki savaş tartışmalarına ile Trump yönetiminin meşruiyeti üzerindeki tartışmalara dikkat çekti.
Toğa, “Onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesine, yüzde 35-36 bandına geriledi; savaşa destek yüzde 30'a düştü, Amerikalıların yüzde 61'i çatışmayı onaylamıyor. Daha da önemlisi erozyon kendi tabanında yaşanıyor: 2024 seçmenlerinde 6, Cumhuriyetçilerde 5, MAGA destekçilerinde bile 5 puan kayıp var. Benzin fiyatlarının dört yılın zirvesine çıkması ekonomi algısını doğrudan vurdu. Kasım ara seçimlerinde 2006 Irak savaşı döneminin tekrarlanması ihtimali artık açıkça tartışılıyor. Bu koşullarda Trump'ın ateşkesi "barış getirdim" anlatısına dönüştürmesi hayati önem taşıyor; ancak ekonomik hasar somut ve kısa vadede geri dönüşü güç” açıklamasında bulundu.
NETANYU’NUN İKTİDARI VE HAMANEY İLE YENİ TAHRAN
İsrail’in savaşı sürdürme provokasyonlarına ve İsraillilerin güvenlik endişelerine dair konuşan Toğa “Netanyahu açısından ise durum paradoksaldır. Savaş boyunca konumunu pekiştirdi, fakat Lübnan'ın ateşkes dışında tutulması ve operasyonların sürmesi İsrail toplumunda güvenlik vaadinin ne zaman gerçekleşeceği sorusunu gündemde tutuyor” sözlerine yer verdi.
Tahran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in iç siyasetteki ilk sınavı olacak savaş sonrası döneme vurgu yapan Toğa “İran'da ise savaşın sona ermesi iç siyaseti tamamen farklı bir mecraya taşır. İran'ın önündeki en büyük sınav altyapı yıkımı ve toplumsal sorunlar olacaktır” dedi.
YENİ JEOPOLİTİK DENKLEM NASIL ŞEKİLLENECEK?
İran'ın 10 maddelik teklifinin tamamının kabul edilmesi, uranyum zenginleştirme hakkının tanınması, yaptırımların kaldırılması ve ABD'nin bölgeden çekilmesi ihtimalinin düşük olduğunun altını çizen Toğa, böyle bir senaryo ile birlikte bölgesel güç dengesinin kökten değişeceğine işaret etti.
Oral Toğa, nükleer eşik kapasitesini koruyan, yaptırımsız bir İran’ın enerji gelirlerini yeniden askeri ve vekâlet yapılanmasına aktarabilir hale geleceğine vurgu yaparak, “Hürmüz üzerinde kalıcı kontrol iddiasının tanınması ise Körfez ülkelerinin güvenlik mimarisini temelden sarsar. Bu durumda Suudi Arabistan, BAE ve Mısır kendi nükleer programlarını ve bağımsız savunma kapasitelerini hızlandırmaya yönelir; bölgede çok kutuplu ve çok daha istikrarsız bir silahlanma dinamiği başlar” ifadelerini kullandı.
Türkiye açısından, ABD'nin bölgeden çekilmesinin hem fırsat hem de risk taşıdığını ifade eden Toğa, “Ankara'nın bölgesel ağırlığı artar, ancak İran'ın güçlenmesi Irak ve Suriye'deki güç dengelerini doğrudan etkiler” sözlerine yer verdi.
ABD, HEDEFİNDEN VAZGEÇECEK Mİ?
Washington'ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen tanımasının onlarca yıllık ‘nükleer yayılmayı önleme politikasını’ çöpe atması, bölgeden tam çekilmesinin ise Körfez müttefiklerine verdiği güvenlik taahhütlerini fiilen sonlandırması anlamına geleceğini hatırlatan Toğa, “Gerçekçi olarak bakıldığında ise bu taleplerin toptan kabul edilmesi değil, müzakere sürecinde kademeli bir uzlaşı aranması daha olası bir senaryodur. Dolayısıyla Cuma günü İslamabad'da başlayacak müzakerelerde asıl mesele bu 10 maddenin hangilerinden ne kadar taviz verileceğidir. Sonuç ne olursa olsun, bu savaş bölgesel düzenin artık eski haline dönemeyeceğini göstermiştir” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’NİN YOL HARİTASI: TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK
Orta Doğu başta olmak üzere küresel sistemi kasıp kavuran bu savaşın, Türkiye'nin savunma sanayiindeki stratejik yöneliminin ne kadar isabetli olduğunu somut biçimde teyit ettiğini belirten Toğa, “Körfez ülkelerinin ithal hava savunma sistemlerine bağımlılığı savaş boyunca ciddi bir kırılganlık olarak ortaya çıktı; Patriot füze stoklarının yüzde 75-87 oranında tükenmesi, dışa bağımlı savunma mimarisinin sürdürülebilir olmadığını bölgesel ölçekte kanıtladı” sözleri ile savunma sanayiyi arka plana atan bölgesel güçlerin savaştaki çaresizliğine dikkat çekti.
Türkiye'nin caydırıcı gücü! Balistik füze TAYFUN ve seyir füzesi SOM'un seri üretimleri sürüyor
Türkiye’nin bölgesel ve küresel caydırıcı güç olma yolundaki ‘savunma sanayi’ hamlelerinin gerekliliğine işaret eden Oral Toğa “Türkiye'nin yıllardır yerli savunma sanayiine yaptığı yatırımlar ve bu alandaki kararlı tercihi, bu savaşın ışığında stratejik bir öngörü olarak değerlendirilmelidir. Hava savunma, elektronik harp, hassas mühimmat ve İHA teknolojilerinde elde edilen birikim, Türkiye'yi bölgede bu tür krizlere en hazırlıklı ülkelerden biri konumuna getirmektedir” dedi.
Savaş sonrası Türkiye adına çıkarılması gereken temel notu değerlendiren Toğa, “Mevcut projelerin hızlandırılması ve özellikle çok katmanlı hava savunma mimarisinin tamamlanması artık bir tercih değil zorunluluktur. Bu savaş, bölgesel krizlerin hızla sınır ötesine taşınabildiğini, Türk hava sahasına giren füzelerle bir kez daha göstermiştir. Ankara'nın NATO güvencesini kendi kapasitesiyle desteklemesi hem caydırıcılığını artıracak hem de bölgesel düzende artan ağırlığını kalıcı hale getirecektir” uyarısında bulundu.
