Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'ndan birlik vurgusu: Türkiye bölge Kürtlerinden asla vazgeçmez
Terörsüz Türkiye sürecinde komisyon raporunu tamamlarken, gözler Meclis'in atacağı adımlara çevrildi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, süreci baltalamaya yönelik girişimlerin devam ettiğine dikkat çekerek birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Uçum, "Bölgedeki tüm Kürtler açısından geleceklerini güvence altına alacak imkanlar ilk kez bu kadar güçlü hale geldi. Türkiye bölgedeki tüm Kürtlerin en büyük dostudur. Türkiye bölge Kürtlerinden asla vazgeçmez." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, terörsüz Türkiye sürecinde bölgedeki savaşın etkilerini ve Kürtlerin geleceğini güvence altına alma imkanlarının arttığını belirterek, Türkiye'nin bölgedeki Kürtlerin en büyük dostu ve destekçisi olduğunu vurguladı.
- Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporunu tamamladığı ve TBMM'nin bu çerçevede adımlar atacağı belirtildi.
- Bölgedeki Kürtlerin geleceklerini güvence altına alacak imkanların ilk kez bu kadar güçlü hale geldiği ifade edildi.
- Türkiye'nin bölgedeki tüm Kürtlerin en büyük dostu ve en güçlü destekçisi olduğu ve bölgedeki Kürtlerden asla vazgeçmeyeceği vurgulandı.
- Süreci baltalamaya yönelik girişimlerin ve ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğini körükleme çabalarının devam ettiği belirtildi.
- Kürtlerin geleceğinin ayrılıkçı milliyetçi yaklaşımlar üzerinden değil, Milli Devletlerle bütünleşme üzerinden güvence altına alınacağı dile getirildi.
- Bölge Kürtlerinin anti-emperyalist ve anti-siyonist yaklaşımlarının tarihsel bir öneme sahip olduğu ifade edildi.
Terörsüz Türkiye sürecinde kritik günlerden geçilirken, bölgemizde yaşanan savaşın da süreci nasıl etkileyeceği merak ediliyor.
Konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından dikkat çeken bir paylaşımda bulundu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun süreçle ilgili raporunu geçtiğimiz ay tamamladığını hatırlatan Uçum, Meclis'in atacağı adımların gündemde olduğunu belirtti.
"TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ BÖLGEDEKİ KÜRTLERİN GELECEĞİYLE İÇ İÇEDİR"
Süreci baltalamaya yönelik girişimlerin sürdüğünün de altını çizen Uçum, birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Uçum, "Bölgedeki tüm Kürtler açısından geleceklerini güvence altına alacak imkanlar ilk kez bu kadar güçlü hale geldi. Bu imkanların doğru kullanılması halinde Kürtlerin gelecek kaygısı olmaz. Bunun sağlanmasında Türkiye temel dayanaktır. Türkiye bölgedeki tüm Kürtlerin en büyük dostu ve en güçlü destekçisidir ve bu devam edecektir. Çünkü Türkiye’nin geleceği bölgedeki Kürtlerin geleceğiyle iç içedir." ifadelerini kullandı.
Mehmet Uçum'un paylaşımının tamamı şu şekilde:
Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ülke liderliği, Sayın Bahçeli’nin bilgece ve tavizsiz öncülüğü, Cumhur İttifakının güçlü iradesi ve Devlet kurumlarının titiz çalışmalarıyla kararlı bir şekilde devam ediyor.
Sürecin niteliksel bir aşaması olan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 18 Şubat 2026 tarihinde raporunu bitirerek görevini tamamladı. Komisyon tarihsel bir sorumluluk üstlendi ve bunun gereğini de layıkıyla yerine getirdi.
Şimdi Komisyon raporunun önerdiği çerçevede tespit ve teyide bağlı olarak geçiş süreci hukukuna ilişkin TBMM’nin atacağı adımlar gündemde. Ayrıca raporda yer alan demokrasiyi güçlendirme perspektifine ilişkin imkanların artacağı da görülüyor.
Öcalan'ın çağrısına Kurtulmuş'tan ilk açıklama: Süreç siyasetin kontrolünde
"SÜRECİ İSTİSMAR EDEN YAKLAŞIMLAR HIZ KESMİYOR
Süreç güvenli bir şekilde devam ederken süreci istismar eden yaklaşımlar da hız kesmiyor. Bazı hususları bir kez daha ifade etmekte fayda var: Bir yandan Öcalan’ın deyimiyle süreci “baltalama girişimleri” zayıflasa bile halen devam ediyor. Öte yandan Ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğini körüklemek için tüm bölgede uygun ortam oluştuğunu düşünen dış ve iç odaklar yeni hamleler peşinde koşuyor.
Özellikle Suriye’deki gelişmeler üzerinden Kürtlerin geleceğine ilişkin karamsarlık yaymaya çalışan bir tartışma açılmıştı. Ancak Suriye’nin birliği üzerinden atılan adımlarla, bu tip fikri sabotajlardan medet umanların bekledikleri etki olmadı.
Çeşitli niyetlerle sanki bir felaket tablosu oluşmuş gibi Kürtlerin geleceği için ağıt yakanlar çıktı. Kürtlerin içindeki etnikçi kimi unsurlar bölücülüğün dilini; kah liberalizmle kah ümmetçilikle kah ayrılıkçı milliyetçiliğe sığınarak ve “bağımsız egemen millet” diyerek ihya etmeye çalışıyor. “Duygusal kopuş” aldatmasıyla vatandaş ulusçuluğu yerine etnik ulusçuluk yaklaşımına alan açma çabasına giriliyor.
Terörsüz Türkiye için hukuki süreç başlıyor: Örgüt üyeleri dört kategoriye ayrılacak
"KONUYU ETNİK KİMLİK SİYASETİNE İNDİRGİYORLAR"
Kürtlerin siyasi temsil ve eşitlik sorunu olduğunu, statü haklarının tanınması gerektiğini, egemen millet olduklarının kabul edilmesini iddia edenler konuyu kasten etnik kimlik siyasetine indirgiyor. Bunların derdi Kürtlerin varoluşlarını güvence altına almak değildir. Tam tersine Kürt etnik kimliğini istismar ederek ve Kürtleri riske atarak pro İsrail bir uydu devlet kurulması veya o yolda özerk bölgeler oluşturulması arayışı içindeler. Kürtleri bölgedeki güç savaşlarının malzemesi haline getirmek isteyen siyonist ve emperyalist projelerin daimi hizmetkarları bir kez daha Kürtleri istismar etmeye çalışıyor.
Oysa Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefi ve bu hedeflere yönelik Devlet politikaları Kürtlerin geleceğinin ayrılıkçı milliyetçi yaklaşımlar üzerinden değil içinde bulundukları Milli Devletlerle bütünleşme üzerinden güvence altına alacağını çok net ortaya koydu.
Erdoğan'dan kurmaylarına 'Terörsüz Türkiye' uyarısı: Savaşa rağmen tamamlanacak
"KÜRTLERİNİN GÖSTERDİĞİ ANTİ-EMPERYALİST VE ANTİ-SİYONİST YAKLAŞIMLAR TARİHSEL BİR ÖNEME SAHİP"
Elbette bölgeyi etkileyen İran’a yönelik siyonist-emperyalist saldırganlık terörsüz bölge hedefi açısından riskler oluşturdu. Bununla birlikte ABD-İsrail vahşetine dayanan saldırganlıkta bölge Kürtlerinin gösterdiği anti-emperyalist ve anti-siyonist yaklaşımlar tarihsel bir öneme sahiptir. Bu durum bölgenin geleceğine son derece olumlu etkiler yapacaktır. Bu nedenle bölgede halen daha risk olsa da terörsüz bölge hedefini akamete uğratacak bir sonuç doğmadı.
Daha önce de belirttiğimiz gibi bölgedeki tüm Kürtler açısından geleceklerini güvence altına alacak imkanlar ilk kez bu kadar güçlü hale geldi. Bu imkanların doğru kullanılması halinde Kürtlerin gelecek kaygısı olmaz. Bunun sağlanmasında Türkiye temel dayanaktır. Türkiye bölgedeki tüm Kürtlerin en büyük dostu ve en güçlü destekçisidir ve bu devam edecektir. Çünkü Türkiye’nin geleceği bölgedeki Kürtlerin geleceğiyle iç içedir. Türkiye bölge Kürtlerinden asla vazgeçmez. Hal böyleyken özellikle Türkiye içinde ayrılıkçı Kürt milliyetçiliği ateşini yakmaya çalışanların yaptığı tam bir fiili ve fikri sabotajdır. Bunun karşısında başta Milli Devletlerine sahip çıkan Kürtler durur. Devlet de Millet de bu tip yeni bölücülük mecralarına asla göz yummaz. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.
