Değişen NATO doktrini fırsat mı risk mi? Boğazlarımız Süveyş olamaz
Trump’ın üyelikten çıkmakla tehdit ettiği NATO, Karadeniz ve Akdeniz’de iki hamle ile gündemde. Emekli asker ve diplomatlara göre NATO karargâh ve kolordusu Türkiye’yi merkeze taşırken bazı riskleri de barındırıyor.
- ABD Başkanı Donald Trump'ın İran savaşına ortak edemediği müttefiklerine NATO'dan çekilme tehdidi, birliğin sonunun gelip gelmeyeceği sorusunu akıllara getirmiştir.
- NATO, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren Karadeniz'de bir karargâh ve Adana'da Çok Uluslu Kolordu gibi stratejik hamleler yapmaktadır.
- Bu projelerin, Türkiye'yi birliğin güney ve doğu hattında komuta merkezi hâline getirebileceği ancak aynı zamanda risk de barındırdığı düşünülmektedir.
- İran savaşı tehdidi ve Orta Doğu'daki gelişmeler, NATO bileşenlerinin temel motivasyonunun İsrail'in güvenliği olabileceği ve Adana'da kurulacak Kolordu'nun önceliğinin sorgulanması gerektiği belirtilmiştir.
- Uzmanlara göre NATO'nun geleceğine dair soru işaretleri olsa da, bu süreçler Türkiye'ye büyük fırsat kapıları açacak ve Türkiye'nin jeopolitik önemi artacaktır.
- Karadeniz Birleşik Görev Kuvveti (CTF-Black) projesinin Moskova'da yakından izlendiği ve Türkiye'nin bu konuya millî çıkarlar perspektifinden bakma zorunluluğu olduğu vurgulanmıştır.
YILMAZ BİLGEN - İkinci Dünya Savaşından sonra kurulan NATO’nun sonu mu geliyor? ABD Başkanı Donald Trump’ın İran savaşına ortak edemediği müttefiklerine “NATO’dan çekiliriz” diyerek gözdağı vermesi herkesin aklına bu soruyu getirdi. 76 yıllık birliğin dağılacağı, yeni ittifakların kurulacağı konuşuluyor. Ancak öte yandan aynı NATO, Türkiye’yi de doğrudan ilgilendiren birbiri ardına stratejik hamleler yapıyor. Karadeniz’de bir NATO karargâhı ve Adana’da Çok Uluslu Kolordu planı bunlar arasında. 2023 yılında “NATO Güneydoğu Bölgesel Planı” çerçevesinde oluşturulan bu projeler, uzmanlara göre Türkiye’yi birliğin güney ve doğu hattında komuta merkezi hâline getirirken risk de barındırıyor.
İRAN SAVAŞI DENGEYİ SARSTI
Emekli Tuğgeneral Abdülkadir Akturan, mutlaka Karadeniz adımının arka planına odaklanmak zorunda olduğumuzu söyledi. Akturan şu değerlendirmelerde bulundu: NATO’nun Kara Kuvvetleri Karargâhı İzmir’de. İstanbul’da da karargâhları mevcut. Güvenliğimize ve Karadeniz’e yönelik 100 yıllık planları yaptıklarını biliyoruz. ABD’nin Gürcistan, Dedeağaç, Romanya, Bulgaristan yığınağı bize bir şeyler söylüyor. Buna ABD dahil NATO üyesi ülkelerin silah ambargolarını da eklememiz gerekiyor. Şimdiye kadar doğru politikalarla büyük kazanımlar elde eden Ankara’nın yine Türkiye merkezli projeksiyon dâhilinde hareket edeceğinden kimsenin şüphesi yok. Fakat Ukrayna’daki çatışma, Gazze katliamı ve İsrail saldırganlığının Lübnan ve Suriye’ye sıçramasıyla birlikte İran’a açılan savaş tüm denklemi sarstı. Türkiye Boğaz geçişlerini zımni dahi olsa başka güce ya da ittifaka devretmez. Fakat NATO bileşenlerinin temel motivasyonu İsrail’in güvenliği. Adana’da kurulacak Çok Uluslu Kolordunun da önceliği ne olacak? Bu soruyu sormamız lazım. Zira İran savaşı ile neredeyse tek enerji, ticaret nakil koridoru niteliği kazanan Basra-Türkiye hattı ve Fırat-Dicle Havzası bu kapsamda özel önem arz ediyor.
Emekli Tümgeneral Mehmet Okkan, Trump’ın NATO sözlerini değerlendirdi: Türkiye kendi önceliğine bakar
TÜRKİYE’NİN ÖNEMİ ARTAR
NATO bünyesinde uzun süre görev yapan Emekli Albay Ediz Ekinci de ABD’nin NATO’yu kullanarak Karadeniz’e girme hesapları yaptığını belirterek şunları söyledi: Ama NATO’nun varlığı, misyonu ve geleceğine dair ciddi soru işaretleri var. Bu süreçlerden ABD devlet aklı ile Trump’ın canlı ve ayakta çıkıp çıkamayacağı muğlak. Bununla birlikte NATO’yu parçalama ve farklı şemsiyeler oluşturma süreçleri Türkiye’ye çok büyük fırsat kapıları açacak. Her ne kadar bazı odaklar Türkiye’yi de yeni kurulacak yapının dışında tutma hesapları yapsa da jeopolitik buna izin vermez. Elbette biz de kendi planlarımızı yapıyoruz ve bölge, dünya gerçekliği Türkiye’nin stratejik önemini her geçen gün daha fazla pekiştiriyor.
Türkiye’nin NATO imtihanı
MOSKOVA YAKINDAN İZLİYOR
NATO’nun hamlelerini 2014’te başlayan ve 2023’te vizyona dönüşen kararlar eşliğinde okumak gerektiğini belirten Emekli Diplomat Aydın Sezer de “Karadeniz Birleşik Görev Kuvveti (CTF-Black) projesi Moskova’da yakından izleniyor. Bizim bu meseleye sadece millî çıkarlar perspektifinden bakma zorunluluğumuz var. Yıllardır sürdürdüğümüz denge politikası ile elde ettiğimiz kazanımları korumak zorundayız. Rusya, Romanya, Ukrayna ve Yunanistan dâhil kıyı ülkelerinin tamamı bu tartışmaların parçası. Bu nedenle hata lüksümüz yok. Bu konu yeni bir kara delik olmamalı. Şayet Montrö delinirse bunun riskleri çok ciddi olur. Yunanistan’la Semadirek ve Limni tartışması alevlenir. Çok daha büyük felaket Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin devreye girmesi olur ki bunu hiçbir biçimde tolere edemeyiz. Boğaz bir Panama ve Süveyş değil olmayacak da” diye konuştu.
