Gülçin Avşar, 'Kimse çözümden geri adım atmaz'
'Benim için öldürme' kampanyasının mimarı Avukat Gülçin Avşar 'Eylülde kaos beklentisi boşa çıkacak' dedi.
PKK'nın çözüm sürecinin ilk aşaması olan geri çekilmeyi yavaşlatması ve örgüt yöneticilerinden gelen "tekrar savaşmaya hazırız" gibi açıklamalar belli kesimlerde tedirginliğe yol açtı. Geçmişteki kanlı çatışmalar gibi olmasa bile Eylülden itibaren yine bir kaos ve belirsizlik dönemi mi başlayacak sorusu gündemde. 2011'deki gibi çözüm sürecinin dondurucuya konup tekrar şiddet iklimine girilmesi herkesin endişesi. PKK'nın çözüm sürecini askıya alıp yeniden kanlı çatışmalara giriştiği 2011 yılında başlatılan ve büyük ses getiren "Benim için öldürme" kampanyasının mimarlarından Avukat Gülçin Avşar'a göre bu defa durum farklı. Eylül'de kaos beklentisi boşa çıkacak. Çözüm artık geri dönülemez bir yolda. Önümüzdeki günlerde Güneydoğu'da Gezi benzeri bir eylem beklentisi de yanlış.gt; Çözüm sürecine dair PKK liderlerinden gelen tehdit imalı açıklamalar çeşitli çevreleri endişelendirdi. Siz de endişeli misiniz?
Hayır, genel olarak endişeli değilim. Aksine, sürecin olması gerektiği gibi gittiğini düşünüyorum. Tarafların açıklamalarının sert olmasını da anlaşılır buluyorum. Cemil Bayık'ın açıklamalarının sert olmasını da anlaşılır buluyorum ama birkaç gün içerisinde bir nebze daha sertleşmesi bana enteresan geldi sadece.
gt; Yeniden silahlı mücadeleyi ihtimal dahilinde görüyor musunuz?
Görmüyorum. Zaten bununla ilgili Öcalan'ın 21 Mart mektubu da çok net.Daha sonra PKK ve BDP liderlerinden gelen açıklamalarda da hiç birisi bu ihtimalden bahsetmiyor.
gt; Eylül'den itibaren PKK'nın özellikle şehirlerde farklı bir eylemlilik içerisine gireceğinden bahsediliyor. Siz ne öngörüyorsunuz?
Ben açıkçası bu tarihlere bakarak bir ilerleme sağlanacağını düşünmüyorum. '1 Eylül'de şunlar olmazsa 15 Ekim'de bunlar olacak' diye tarihler vermenin doğru olduğunu da düşünmüyorum süreç bakımından. Türkiye halkı bakımından geri dönüşsüz bir noktaya geldik. Şu an itibariyle artık masa başında oturanların iradesini aşan bir noktadayız. O yüzden '1 Eylül'de eğer şu adımlar atılmazsa tekrar savaş gündemimize gelir' diye bir şey düşünmüyorum. Bence demokratik siyaset yolunda Kürtler daha aktif bir mücadeleye girecektir. Demokratikleşme paketiyle şu ana kadar açıklanan reform maddeleri tam anlamıyla hiç kimseyi tatmin etmese de bir anlamıyla siyasetin güçlendirileceğini de gösteriyor. Yani katılımcılık anlamında Kürtlerin daha fazla siyasette yer almasının da önü açılacak. Türkiye'nin demokratikleşmesi Kürtlerin siyasete katılmasının önünü açacak ve Kürtler şu anda belli haklar üzerinden ölmeden öldürmeden mücadele etmenin yolunu bulmuş gibiler. En azından bu 7-8 aydır hiçbir ölüm haberi yok.
gt; Örgütün Cizre'de silah dağıttığı, 1 Eylül'den itibaren günde 100 eylem yapacağı ve benzeri haberler çıktı medyada. Gezi sendromunun bundan sonraki süreçte Güneydoğu'da devam etme ihtimalini görüyor musunuz?
Bu haberler taraflarca yalanlandı. BDP'liler de bunların olmadığını söyledi. Bu iddiaların manipülasyon olduğunu düşünüyorum. İçerden her iki tarafa yönelik de böyle haberler çıkartılıyor ama iki taraf da bunları sahiplenmiyor. Silah dağıtımı ile ilgili ortada açıklanmış bir şey yok. Nitekim yalanlandı da. Gezi'nin bir şekilde Doğu-Güneydoğu ayağının olabileceğine inanmıyorum. Olsaydı, Lice'den sonra zaten denediler ama olmadı.
gt; Lice bir prova mıydı?
Lice'de de Gezi gibi eylemler silsilesi düzenlenebilir mi diye deneme yapıldı ama olmadı. Kürtler'in şu anda barış sürecini tehlikeye atabilecek derecede büyük bir eylemin içerisine girmeyeceğini düşünüyorum.
gt; BDP böyle bir süreçte daha farklı bir rol üstlenebilir mi?
Epeydir üstlenmiş durumda. İlk defa bu kadar fazla Kürt meselesinin çözümü ile ilgili aktör olmuş durumda. Oslo sürecinde hiç yoktu zaten, önceki görüşmelerde de yoktu. Ama şu anda hem tabanını idare etme açısından hem de dağla teması açısından çok ciddi bir aktör.
gt; Bunun silahların susması ile bağlantısı var mıdır?
Bence öyle. Şu anda Karayılan dahil olmak üzere herkes demokratik siyasi zeminde örgütlenmenin gideceğini ve taleplerin bunun üzerinden yürütüleceğini söylüyor.
gt; Tüm bunlara rağmen PKK'dan sürekli tehditler gelmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Her iki taraftan da geliyor. Netice de ortada bir müzakere var. Her iki taraf da o müzakere masasında elinin güçlü olmasını istiyor, taleplerini kabul ettirmek istiyor. Masada oturan taraf yenilen taraf değil. Her iki taraf da kazanan olduğunu göstermek zorunda ve tabanına da kazandığını anlatmak durumunda. Her iki cephede 'ne verdik' kaygısı da var. Bu kaygıları gidermenin yolu her iki tarafın da bir şey kaybedip kazanmadığını, aslında burada sadece yaşamı öncelediklerini gösterecek şeyler yapmaları.
gt; Ulusalcılar, solcuların bir kesimi ve bazı liberaller sürekli 'barış tehlikeye mi giriyor' sorusu üzerinden endişelerini dillendiriyorlar. Bu kaygı samimi mi, yoksa bu kesimler bir kozu kaybetmenin endişesini mi taşıyor?
Sadece kaygıyı dile getirmenin ciddiye alınacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. O kaygının giderilmesi için çalışan bir taraf olmak yerine, sadece kaygıyı dillendirmek samimi bir durum değil bence. Yani bunu ellerindeki bir oyuncağı kaybetmenin arzusuyla yapıyorlar demiyorum. Ama neticede barış dediğimiz şey bir iklim oluşturma, psikolojiyi yönetme işi. Ve topluma eğer siz kaygıyı inşa ederseniz herkesi kaygılandırmış olursunuz.
gt; Aynı zamanda "demokrasi olmadan barış olmaz" algısının bir yansıması mı?
Uzun bir süre 'demokrasi olmadan barış olmaz'ı bizim kafamıza yerleştirmeye çalıştılar. Sanki bunca yıldır PKK'nın yaptığı eylemler sayesinde tüm Türkiye demokratikleşmiş gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Bir kere bu yanlış başlı başına. İkincisi Kürtler sadece silahla siyaset yapmayı bilen insanlar değil. Demokratik yollarla, demokratik zeminde de siyaset yapabilecek insanlar. 'Eğer savaşı bırakırsanız, silahı bırakırsanız siz bir şey beceremezsiniz' söylemi, kibirli ve üstten bakan bir söylem. Kendileri siyasetlerini rahat rahat yazıp-çizerek yapabiliyorlar. Kürtler de yazabilirler.
"SİLAH DAĞITILIYOR" İDDİALARI MANİPÜLASYON
Gündemdeki sıcak gelişmelere dair arkadaşımız Melik Duvaklı'ya çarpıcı açıklamalarda bulunan Avukat Gülçin Avşar, medyada yer alan örgütün Cizre'de silah dağıttığı yönündeki haberlerin manipülasyon olduğunu ifade etti.
Medyanın tutumu için ne diyorsunuz?
gt; Habur dönemindeki gibi kötü bir sınav vermedi medya. Bazı çevreler çok ciddi anlamda eleştiren haberler yapıyor, PKK'nın aslında çekilmediğini, silahlandığını, şehirlerin PKK'lılarla dolduğunu yayınlıyor ama genel olarak baktığımızda bütün haberlere ulaşabiliyoruz.
Erbil'den nasıl bir karar çıkabilir?
gt; Habur dönemindeki gibi kötü bir sınav vermedi medya. Bazı çevreler çok ciddi anlamda eleştiren haberler yapıyor, PKK'nın aslında çekilmediğini, silahlandığını, şehirlerin PKK'lılarla dolduğunu yayınlıyor ama genel olarak baktığımızda bütün haberlere ulaşabiliyoruz.
Röportaj
Melik DUVAKLI
melik.duvaklı@tg.com.tr
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
