'Mesleki eğitimde OECD standardını yakaladık' diyen Bakan Tekin, sektöre seslendi: Devlet versin peki ya siz?
Bakan Tekin, teknik eleman ve gençlere iş yeri açma konusunda sağlanan teşviklere işaret ederek, kamu kadar sektörün de mesleki eğitime katkı vermesi gerektiğini vurguladı.
- Meslek liselerinin Türkiye'deki demokratikleşme süreci ve insan kaynağının yetiştirilmesi açısından önemine dikkat çekildi.
- Mesleki ve teknik eğitime yönelim artış göstererek uluslararası ortalamalara yaklaşıldı, öğrenci oranının yüzde 43'e ulaştığı belirtildi.
- Sektör içi okulların sayısının 6'ya çıktığı ve yeni bir model olarak başlatıldığı ifade edildi.
- Artık 'ara eleman' yerine 'aranan eleman' yetiştirildiği ve sektörlerle işbirliği içinde hareket edildiği vurgulandı.
- Yaklaşık 500 meslek lisesinden mezun olanların istihdamında sorun yaşanmadığı, bu okulların sektörle birlikte yetiştirme modeliyle çalıştığı belirtildi.
- Milli Eğitim Bakanı, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) ile ilgili eleştirilere yanıt vererek, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmadığı için 23 bine yakın işletmenin sözleşmesinin iptal edildiğini bildirdi.
Akif Bülbül / ANKARA - Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, 81 ilde mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında mayıs ayı boyunca 19 Mayıs ruhuna uygun olarak "Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik" temasıyla gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında ziyaret ettiği Teknopark Ankara İvedik OSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde medya temsilcilerine değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Tekin’le yaptığımız sohbette öne çıkan kısımlar özetle şöyle:
DEMOKRATİKLEŞME VE İNSAN KAYNAGI
"Meslek liseleri, Türkiye'deki demokratikleşme süreci açısından çok mağdur edilen bir kitle. 28 Şubat’ta, daha önce sınavla öğrenci alan meslek liseleri, katsayı engeli ile bir anda öğrenci bulamama riskiyle karşı karşıya kalmıştı. 2010 yılında katsayı mağduriyetinin giderilmiş olması, demokratikleşme göstergeleri açısından önemli. İnsan kaynaklarını doğru ve uygun standartlarda yetiştiren ülkelerin milli gelirleri, diğer ülkelere göre daha rasyonel bir zemine oturuyor. Biz de buradan hareketle hem bu demokratikleşme açısından hem de insan kaynağının doğru yetiştirilmesi açısından mesleki ve teknik eğitim veren ortaöğretim kurumlarına özel bir önem gösterdik. Bilhassa 2013 yılından itibaren attığımız adımlar, 2014'te dershanelere yönelik kanunla başlayan süreç mesleki ve teknik eğitimde bir kırılma. Çünkü orada mesleki ve teknik eğitimle ilgili olarak özellikle proje okul formatıyla meslek liselerinde çok farklı bir ivme yakalandı
Bakan Tekin'den 'okullarda güvenlik' açıklaması
YENİ MODEL SEKTÖR İÇİ OKULLAR
Uluslararası ortalamaları hemen hemen yakalamış durumdayız. Şu anda en kalabalık ortaöğretim birimiz mesleki ve teknik eğitim. Ortalaması yüzde 41. Yani 100 öğrenciden 41’i meslek lisesine gidiyor. Bu yıl bu oran yüzde 43. Yani mesleki ve teknik eğitime yönelim sürekli artıyor. Tabii mesleki ve teknik eğitime yönelen çocuklarımızın hepsi doğrudan sektörde istihdam edilmiyor. Yükseköğretime de devam edenler var. Bu yıl sektör içi okulların sayısı 6'ya çıktı. Çok ciddi şekilde talep var. Biz de biraz ince eleyip sık dokuyarak izin veriyoruz. Bu yeni bir model, 2025-2026 döneminde başlattık bunu.
‘ARA ELEMAN’ DEĞİL ‘ARANAN ELEMAN’
Biz ‘ara eleman’ demiyoruz artık, ‘aranan eleman’ diyoruz. Sektörler, hangi alanda nitelikli elemana ihtiyacı olduğunu bizimle paylaşırlarsa, ihtiyaç duydukları yetkinlikteki kişileri beraber yetiştiririz. TOBB’daki toplantılarda da illeri ziyaret ettiğimde ticaret sanayi odalarıyla yaptığımız toplantılarda da bunları söylüyorum. Gelin beraber yapalım. Biz bu programları yaparız, öğretim programlarını revize ederiz, çocukları yetiştiririz, okulu yaparız vs. Sizden bunun karşılığında istediğimiz şey çocuklarımızın hem istihdamında hem de iş yeri açmalarında kendilerine destek olun. Şu an sektörle epeyce işbirliği içerisindeyiz. Yüzde 43 rakamını yeterli görmüyorum ama iyi bir noktaya geldiğimizi söylemek istiyorum. Hemen hemen OECD standartlarındayız şu anda.
SEKTÖRLERDE İSTİHDAM DURUMU
3400 meslek lisemiz var. Bunun yaklaşık 500’ünden mezun olan çocukların istihdamıyla ilgili problemimiz yok. Onlar sektörde anında istihdam ediliyor. Çünkü sektörle beraber yetiştiriyoruz. Diğer okullarımızı da peyderpey bu şekilde dönüştürüyoruz.
İŞLETMELERLE İHTİYACA GÖRE İŞBİRLİĞİ
Sanayi odaları, ticaret odaları, MÜSİAD, TÜSİAD, vb. bunlarla protokol yaparken onlara ‘Sizin neye ihtiyacınız var, biz ona göre yetiştirelim. Siz de bu okullarımızdaki öğrencilerimizin hem staj eğitimlerini hem de istihdamlarını garanti altına alın’ diyoruz. Genel müdürlüğümüzün bu konuda sektörle yürüttüğü işler var. Teknik eleman, tekniker; iş yeri açma konusunda sağladığımız kolaylıklar söz konusu. Teşvikler de var. Gençlik ve Spor Bakanlığının, Aile Bakanlığının iş yeri açan gençlere verdiği teşvikler var. Arkadaşların beklentileri şu. Bütün her şeyi devlet yapsın, yetiştirsin, bize versin. Ben de diyorum ki öyle olmaz, siz ne veriyorsunuz? Siz, buradan mezun olan çocukları istihdam için, destek için, neler yapıyorsunuz? Onu da görmek lazım.
SEKTÖRLERDEN ÖĞRETİCİ TEMİNİ
Okullarımızda öğretmenlerimizin yeniliklerle, alanlarıyla ilgili bir problem varsa, sektörden yetişmiş eleman, mühendis ya da statüsüne uygun kişilerle takviye ediyoruz. Veya sektörle beraber çalışarak öğretmenlerimizin sektördeki yenilikleri takip etmeleri için hem ulusal hem uluslararası fonlarla desteklenen projeler yürütüyoruz. Mesleki ve teknik eğitim liselerimizde görev yapacak branş öğretmenlerimiz için İstanbul Haydarpaşa'daki akademimiz buna odaklanmış durumda. Onu da sektörle entegre bir biçimde yürütüyoruz.
PROGRAMLAR TALEBE GÖRE REVİZE EDİLİYOR
İllerde İl İstihdam Kurulları oluşturduk. Valinin veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında, İŞKUR müdürü, çalışma il müdürü vesaire toplanıyorlar ve diyorlar ki oradaki sektör temsilcileri, mesela Bilecik'te ‘Seramik sanayini geliştirmek istiyoruz. Sektör olarak buraya odaklanacağız. Dolayısıyla o alanda yetişmiş kişiye ihtiyacımız var.’ Biz de meslek liselerimizi bu kurulun bizi yönlendireceği programlara göre revize ediyoruz. Orada mesela ihtiyaç olmayan bir programı kapatıyoruz, onun yerine seramik programı açıyoruz. Meslek liselerimizin tamamı bu perspektifle gözden geçiriliyor.
28 ŞUBAT ÖNCESİ DURUM YAKALANDI
Şu an hem imam hatip okulları için hem meslek liseleri için 28 Şubat öncesindeki noktaya gelmiş durumdayız. Ama insanların hâlâ bu konuda tereddütleri var. Bence bizim çalışmalarımız kadar toplumun demokrasiye, insan haklarına, sivil siyasete sahip çıkma içgüdüsü de bu algının düzelmesi konusunda katkı sağlayacak. Herkes mesleki ve teknik eğitime ilişkin 28 Şubat travmasının yol açtığı bu olumsuz algıdan hareketle, çocuğunun akademik eğitim almasını istiyor. Mesleki ve teknik eğitimle ilgili oluşan olumsuz havanın dağılması lazım. Onu hep beraber dağıtacağız. Çocuklarımızın mesleki yönelimleriyle ilgili TÜBİTAK'la ortak hazırladığımız “Mesleki Eğilim Belirleme Bataryası” projesi var. Bu proje ile çocuklarımızın mesleki eğilimlerini görelim, rehberlik edelim. Veliler ortaöğretim tercihlerini buna göre yapsınlar. Uygulamaya başladık. 8. sınıflarda rehber öğretmenlerimiz çocuklarımızı ortaöğretim kurumlarına yönlendiriyor. Ama veli bunu ne kadar dikkate alacak, onu bilmiyoruz.”
BAKAN TEKİN, MUHALEFETİN MESEM ELEŞTİRİLERİNE CEVAP VERDİ:
23 bin işletmenin sözleşmesi iptal edildi
Muhalefetin, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) ile ilgili “Bakanlık çocukları ölüme gönderiyor” eleştirisine cevap veren Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, “Bu ithamı bize yöneltenlere aynen iade ediyorum” dedi.
Tekin şöyle konuştu: “223 bin işletmeye öğrenci gönderiyoruz. Bunların her birisiyle ilgili, eğitim öğretim döneminin başında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenen iş sağlığı ve iş güvenliği kriterlerine uygun olup olmadığı açısından komisyonumuz kararını veriyor, ‘uygundur’ diyor. Sonra oradaki kişilere iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili yine Çalışma Bakanlığının belirlediği eğitimler veriliyor. Sonra çocuğu gönderiyoruz, çocuğu gönderdikten sonra öğretmenimiz haftada bir mutlaka oraya gidiyor, çocuğun çalıştığı yeri görüyor. Şikayet üzerine müfettişlerimiz gittiğinde denetim yapıyor. Ya da iş sağlığı ve iş güvenliği ihmaliyle ilgili en küçük bir şikayet geldiğinde biz anında sözleşmeyi feshediyoruz ve çocuğu göndermekten vazgeçiyoruz. Kaza olma ihtimali var diye ‘mesleki eğitimden, çocuklarımızın kendini geliştirmesinden vazgeçelim’ demek, doğru değil. Çocuklarımız teorik olarak aldıkları eğitimin sahada bir karşılığı olmayınca nasıl o alanda yetişmiş olacaklar? Muhalefetin çözüm önerisi yok zaten. 23 bine yakın işletmenin bu yıl sözleşmesini iptal ettik. Bunlara tekrar öğrenci vermiyoruz. İş sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almadığı için veyahut da başka tür eksikliklerden dolayı o işletmeye artık öğrenci göndermiyoruz."
