'Paralel yapı'dan orduya da sızma var
"Adana olayı manidardır. Yargı mensubu, kendisiyle paslaşabilecek olanı bulmuş, onunla beraber bu adımı atmıştır"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iki günlük kritik Almanya ziyaretini tamamladı. Türkiye'ye dönüş yolunda, temaslarını takip eden gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, 'paralel yapı' ve AB ülkelerinin son gelişmelere bakışıyla ilgili çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Başbakan'ın açıklamaları özetle şöyle:Temaslarda 17 Aralık çokça soruldu mu?
Öyle detay şeyler olmadı. Zannediyorum ki bundan sonraki, 17 Aralık'ı patlatanlarla ilgili dünyada bugüne kadar bakılan gibi bir süreç olmayacak.
Bakış mı değişecek?
Evet. Yani, "yarın bizde de olmayacağı ne malum?" gibi. Bana göre bütün olay seçime endeksli. 30 Mart'ta neticeler ortaya çıktığı anda Avrupa'nın bakışı değişecek tamamen. Geçenlerde İngiliz yayın organlarından biri bize vuruyor, fakat seçim sonucu; "Yine Erdoğan kazanacak" diyor. Allah aşkına bu ahlaksızlık değil mi? Benim milletimin ferasetiyle böyle bir kararı vereceğini görüyorsun, yine bunları yapıyorsun. AK Parti seçimden güçlü çıkınca bu bakış değişecek.
Ülkemin içinde zaten sıkıntı yok. Gayet iyi gidiyoruz. Bizim son rahatsızlık duyduğumuz, döviz kurları vesaire bu tür konular. Ki onlarda da bize sürekli "Merkez Bankası'na müdahale ediyor" diyorlar. Merkez Bankası'na müdahale etsem bir kere faizi yükseltmem. Ben kesinlikle faize karşıyım.
Bu değişime Amerika da dahil mi?
Orada FBI olsun, onlar zaten bir şeyler yaptılar, orada da bir süreç başladı…
30 Mart'tan sonra içeride ne olacak peki?
Saflar netleşiyor. 30 Mart'tan sonra siyasette yeni bir dönüşüm olabilir. Yeni aktörler ortaya çıkabilir. Bu yerel seçim olduğu için cesaret edemeyebilirler. Ama seçimden sonra 2015 için birileri adımlar atabilir. Onun için 30 Mart milat.
"Paralel yapı", "darbe" dediniz. İdari ve yasal tasarruflar var. Soruşturma var mı?
Benim evimin dinlenmesi neyin girişimidir? Casusluktur bu. E tabii ki bunlarla ilgili atılması gereken adımlar da… Gizlilik kaydıyla Ankara Başsavcılığı'na bu verilmiştir. Bir gazeteci arkadaş kalktı "şöyle şöyle şöyle" dedi. Ya "senin bildiklerini ben bilmiyorum" dedim. Bunları anlat da ben de bilgi sahibi olayım. Gizlilik kaydıyla dosya Başsavcılığa gidiyor. Ve yine servis ediliyor. Başbakanlık Teftiş'ten çıkmıyor, Başsavcılığa gittikten sonra çıkıyor. Ne olduysa orada oluyor.
'Yolsuzluk' dosyasına bakan savcılar görevden alındı. Sonuçla ilgili endişe oluştu…
Onlar savcı da, bunlar değil mi? HSYK veya Adalet Bakanlığı bir tasarrufta bulundu. Ortada bir muvazaa var. Ondan hareketle 4 bakanla ilgili dosyaları iade etti. Bunlar yine incelenecek. Emniyet teşkilatındaki tutanaklarla yargıdaki tutanaklar arasında tutarsızlıklar var. Buna nasıl güvenebilirsiniz? Çok garip şeyler oluyor, yazık ettiler.
Hep "Yargı ve polis içinde yapılanmalar var diyordunuz. Şimdi "yargı ve güvenlik güçleri" dediniz. Acaba asker içinde de kastettiğiniz olay var mı?
Oraya da sızma gayretleri var tabii. Özellikle jandarma olayında, Adana konusu manidardır. Bunlar polis bölgesinde oldu. Farklı bazı hatalar olmuştur o ayrı. Ama polis bölgesinde olaya polis müdahale eder. Kaldı ki 'MİT mensubuyum' dediği zaman durması lazım. Kimliğine bakıyor inanmıyor… Sandıklar açılıyor ve medyaya servis yapılıyor. Bunların hepsi suç. İşte bu paralel yapının işbirliğidir. Oradaki yargı mensubu kimse, bu konuda kendisiyle paslaşabilecek olanı bulmuş, onunla beraber bu adımı atmıştır. Bunlarla ilgili , gerek HSYK'ya suç duyurusunda bulunuldu gerekse aynı şekilde Jandarma'ya… Şu anda da albay, iki üsteğmen bir yüzbaşı oradan alındı bildiğim kadarıyla. Tabii bunlar gecikmeli oluyor… Ama burada deliller karartılabilir. O nedenle bu adımların çok seri atılması gerekiyor.
DÜNYANIN BU YAPIYA BAKIŞI DEĞİŞECEK
Almanya'dan dönüş yolunda, Genel Yayın Yönetmenimiz Nuh Albayrak'ın da aralarında olduğu gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Erdoğan, "Bundan sonraki, 17 Aralık'ı patlatanlarla ilgili dünyada pek bugüne kadar bakılan gibi bir süreç olmayacak. AK Parti seçimden güçlü çıkınca bakış değişecek" dedi.
Normalleşme yoluna girdik
"Gezi'den sonra bu darbe teşebbüsünü de önledik" dediniz. Size göre bu saldırıların arkası gelebilir mi?
Hiçbir demokratik ülkede bu tür eylemlerin olmadığı zaman var mı? ABD'de neler yaşandığı ortada. Ve o süreçte ABD ciddi manada sarsıldı. Yunanistan, Ukrayna. Yani birileri bir yerleri ciddi manada karıştırmanın gayretinde. Türkiye'de de bizim alternatifimiz olanlar sandık yoluyla iktidara gelemeyeceklerini görünce bu defa bu yollara tevessül etmenin gayreti içine giriyorlar.
"Ne zaman normale döneceğiz?" soruları soruluyor.
Şu an bir yoluna girdik diyebilirim.
Bu işler çözüldükten sonra artık vatandaş şunu görecek; "Artık ben dinlenmiyorum."
Ağır ceza mahkemesi oy birliğiyle karar vermezse kimse dinlenemeyecek. Bunun dışında ne MİT'in ne de Emniyet İstihbarat'ın verdiği dinlemeler delil kabul edilmeyecek. Ama istihbarat bilgisiyle suçüstü yapabiliyorsan yaparsın.
Vatandaş bu konuda rahat hissedebilir mi kendini?
Bunu göreceksiniz. Örneğin adli kolluk diyoruz. Vali burada bir yardımcısını ya da emniyet müdürünü görevlendirebilir. Biz bunu geçici bir maddeyle yapmayı düşünüyoruz. Asıl yapmak istediğimiz şey ise başka. Adli Kolluk Kurumu Başkanlığı'nı kurmak. Tamamen müstakil bir kurum. Bu, ya İçişleri Bakanlığı'na veya Adalet Bakanlığı'na bağlı olacak. Bunun hazırlığını arkadaşlarımız yapıyor.
Avrupa ile uzaklaşma yok
AB'yle ilişkilerin artık daha olumlu bir istikamette seyredeceği kanaatinde olduğunu söyleyen Başbakan şöyle devam etti: "Artık Sarkozy anlayışı Fransa'da yok. Bölgemizde yaşanan olaylar, Türkiye'nin AB üyeliğinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Birileri "Hükümet her yerden kopuyor" diyordu. Brüksel ziyaretimiz gayet verimli, olumlu geçti. Ardından sayın Hollande'ın Türkiye ziyareti ve Almanya temaslarımız uzaklaşma olmadığını gösteriyor.
Türkiye'deki HSYK olayını, inanın halkımızın büyük çoğunluğu hiç bilmiyor. Nedir o; savcıların atanmasında hükümetin direkt etkisi var. Adalet Bakanlığı atıyor savcıları Almanya'da. Onay mercii de Parlamento. Mesela ben RTÜK modelini söyledim "Bizimki onun benzeri zaten" dediler. Yani Parlamento'daki güce dayalı bir şey. E biz ne teklif ettik ana muhalefete, "Parlamento'daki gücüne göre HSYK'da temsil yetkisi verelim." Kabul etmediler.
'ÇYDD'ye verilenleri neden görmüyor?'
Erdoğan, "CHP liderinin gündeme getirdiği ses kayıtlarıyla ilgili ne dersiniz?" sorusunu şöyle cevapladı: "Rahşan Affı'yla kurtulmuş bir adamsın. Önce bunların hesabını ver demek lazım. İktidarımız döneminde kızın Vakıfbank'a girdi. O dönem, arkadaşlar bunu bana sordu. "Çok farklı yerlere çekilir. Madem geliyor, hayırlı olsun" dedim. Adam yatıyor kalkıyor TÜRGEV. Niye çünkü Tayyip Erdoğan'ın oğlu, kızı orada. Bu vakıf, belediye başkanlığım dönemimde kurulmuş. Bunları söyleyen sen ÇYDD'ye verilen devlet arazilerini niye konuşmuyorsun. İstek Vakfı'na, Türk Eğitim Vakfı'na verilen yerleri niye konuşmuyorsun? Bunlar hep devletin, Milli Emlak'ın verdiği yerler.
NUH ALBAYRAK
Bizi Takip Edin
YORUMLAR
