Suçla savaşta dijital kriz! AYM'nin 'bilgisayar kararı' tartışma doğurdu
Anayasa Mahkemesi (AYM), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 134. maddesinde yer alan "bilgisayar, bilgisayar programları ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma işlemlerine" ilişkin bazı düzenlemelerin iptaline karar verdi.
- Anayasa Mahkemesi, CMK 134. maddedeki düzenlemelerin kişisel verilerin işlenmesi sürecinin şeffaf olmaması ve sınırlamaların orantısız olması gerekçeleriyle iptaline karar verdi.
- Kararın 9 ay sonra yürürlüğe girecek olması, hukuk çevrelerinde dijital delillerin hukuki dayanağının ortadan kalkması ve suçla mücadelede ciddi sorunlar doğurabileceği yönünde tartışmalara neden oldu.
- Hukukçu Caner Yenidünya, yeni bir yasal düzenleme yapılmazsa dijital materyaller üzerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirlerinin kanuni dayanağının kalmayacağını belirtti.
- Yenidünya, cep telefonu, tablet, bilgisayar gibi cihazlardaki verilerin suçların aydınlatılmasında kritik rol oynadığını ve yasal düzenleme yapılmasının önemini vurguladı.
GAMZE ERDOĞAN - Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi, yargılamasına baktığı bir davada, CMK'nin 134. maddesindeki bazı düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek iptali için AYM'ye başvurmuştu. İptali istenen düzenlemenin suç işlenmesini önleme kapsamında meşru bir amacının bulunduğu ancak "kişisel verilerin işlenmesi sürecinin şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu" değerlendirmesine yer verilen AYM kararında, belirli haklara getirilen sınırlamaların orantılı olması gerektiği ifade edildi.
Düzenlemede, el koyulmasına karar verilen kişisel verilerin yargılamanın kesin bir hükümle sonuçlanmasından sonra saklanmasına, silinmesine, buna ilişkin süre ve usule yer verilmediğine işaret edilen kararda, ilgili kişinin bu verilerin silinmesine veya sınırlandırılmasına ilişkin sahip olduğu haklara dair de herhangi bir yasal çerçevenin çizilmediği kaydedildi. Kişisel verilerin saklanma süresi ve şartlarına ilişkin de iptali istenen CMK 134. maddenin güvenceler içermediği belirtilen kararda, "Bu itibarla kurallarla özel hayata saygı gösterilmesini ve kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına getirilen sınırlamanın orantısız olduğu sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralların Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir" değerlendirmesine yer verildi.
“HAYAT 112 Acil” ihbar hattı: Tüm acil numaralar tek uygulamayla artık el altında
“SUÇLA MÜCADELEDE CİDDİ SORUNLAR DOĞURABİLİR”
9 ay sonra yürürlüğe girecek karar hukuk çevrelerinde tartışmaları beraberinde getirdi. Gazetemize değerlendirmelerde bulunan hukukçu Caner Yenidünya, kararın suçla mücadeleyi sekteye uğratacağına dikkat çekti. Yenidünya, “Şayet tanınan 9 aylık süre içerisinde yeni bir yasal düzenleme yapılmazsa, dijital materyaller üzerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirlerinin kanuni dayanağı ortadan kalkmış olacağından, bu yolla elde edilen delillerin hukuka uygunluğu/aykırılığı yönünden ciddi tartışmalar ortaya çıkacak. Bu durum devam eden soruşturma ve kovuşturmalar bakımından dijital delillerin kullanılabilirliği yönünden önemli sorunlara yol açabilecek; suçla mücadele, örgütlü suçlar ve terörle mücadele bakımından uygulamada ciddi güçlükler doğurabilir” dedi.
Adres tarif etme devri kapandı! İçişleri Bakanlığı’ndan acil çağrılarda devrim gibi uygulama: Hayat 112 Acil Mobil
“CEZA YARGILAMALARINDA ÖNEMLİ BİR TEDBİRDİ”
134’üncü maddenin günümüz ceza yargılamasında önemli bir koruma tedbiri olduğunu ifade eden Yenidünya, “Günlük modern hayat büyük ölçüde bilişim sistemleri etrafında şekilleniyor. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin işaret ettiği süre içerisinde yasal düzenleme yapılması büyük öneme sahip. Zira sadece siber suçlarla ilgili değil, artık hemen her suç tipi yönünden cep telefonu, tablet, bilgisayar gibi cihazlar içerisinde saklanan veriler (örneğin geçmiş haberleşme kayıtları, yazışmalar, fotoğraflar konum bilgileri) pek çok suçun aydınlatılmasında kritik rol oynuyor” diye konuştu. Yenidünya, 9 ay sonra Meclis’te yeni düzenleme yapmazsa sorun olabileceğine dikkat çekerek, “Çünkü artık dijital delillerin kullanıldığı tüm soruşturma ve yargılamalarda bunun kanuna uygunluğu noktasında bir tartışma alanı ortaya çıkar. Çünkü dayanak hüküm iptalle ortadan kalkmış olur. Devam eden yargılamalarda bu ortadan kalkma delillerin hukuka uygunluğu noktasında tartışmalı bir alan oluşturur” ifadelerini kullandı.
