İskender'in tarihi seferi tescillendi! Granikos Savaşı sit alanı oldu
Büyük İskender’in Perslere karşı ilk büyük zaferini kazanarak Asya’ya uzanan seferinin kapılarını açtığı Granikos Savaş Alanı, Çanakkale’nin Biga ilçesinde yürütülen araştırmalar ve arkeolojik bulgular doğrultusunda “tarihi sit alanı” olarak tescillendi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy duyurdu.
Dünya tarihinin kritik askerî karşılaşmalarından biri olarak kabul edilen Granikos Savaşı’nın gerçekleştiği alanla ilgili önemli bir koruma kararı alındı.
Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından alınan kararla, Biga ilçesi sınırlarındaki savaş alanı ve çevresi resmen koruma statüsüne kavuşurken karar Bakan Ersoy’un sosyal medya paylaşımıyla kamuoyuna duyuruldu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, paylaşımına şu ifadelere yer verdi:
“Dünya tarihinin akışını değiştiren dönüm noktalarından biri olan Granikos Savaşı’nın gerçekleştiği alanı koruma altına aldık. Büyük İskender’in Perslere karşı ilk büyük zaferini kazandığı ve Asya’ya uzanan seferinin kapılarını açan Granikos Savaş Alanı artık ‘Tarihi Sit Alanı’ olarak tescillendi. Çanakkale’nin Biga ilçesinde yer alan bu eşsiz tarihî miras, arkeolojik bulgular ve bilimsel araştırmalar ışığında resmen koruma altına alınmış oldu. Çanakkale’mizin kültürel mirasına değer katacak bu önemli adımın tarih bilimine, kültür turizmine ve kültür rotalarımızın güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.”
GRANİKOS SAVAŞI
Granikos Savaşı’nın gerçekleştiği kabul edilen alan, yürütülen araştırmalarda elde edilen arkeolojik ve veriler ile antik kaynaklar doğrultusunda değerlendirildi.
Yapılan incelemeler neticesinde bölgenin tarihi sit alanı kriterlerini taşıdığı tespit edildi. Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun kararıyla alan, “Tarihi Sit Alanı” olarak tescillenerek koruma altına alındı.
Tarihçilere göre, milattan evvel 334 yılında gerçekleşen Granikos Savaşı, Makedonya Kralı Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’na karşı çıktığı Asya seferindeki ilk büyük meydan muharebesi olarak kabul ediliyor.
İskender’in bu savaşta elde ettiği zafer, Anadolu’daki Pers hâkimiyetinin sarsılmasına ve Makedon ordularının Asya içlerine ilerleyişinin önünün açılmasına zemin hazırladı.
Tarihçiler tarafından yalnızca askerî bir başarı değil, aynı zamanda Helenistik dönemin başlangıcına giden sürecin önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor. Savaş, dünya tarihinin seyrini etkileyen gelişmeler arasında gösteriliyor.
Uzmanlar, söz konusu bölgenin yalnızca Anadolu tarihi açısından değil, Doğu ile Batı arasındaki siyasi ve kültürel etkileşimin şekillenmesinde oynadığı rol bakımından da büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Koruma kararıyla birlikte bölgenin kültür turizmine kazandırılması, kültür rotaları içerisinde daha görünür hâle gelmesi ve ilerleyen süreçte gerçekleştirilecek çevre düzenlemeleriyle ziyaretçilere açılması hedefleniyor.
Böylece hem tarihî mirasın korunması hem de dünya tarihinin önemli dönüm noktalarından birine ev sahipliği yapan alanın gelecek nesillere aktarılması amaçlanıyor.
NASIL OLDU
Savaşa dair anlatılanlar arasında kaynaklarda farklı rivayetler olsa da nasıl olduğuyla alakalı anlatılan bilgiler şöyle:
İskender, Granikos Çayı’nın kıyısına ulaştığında Pers ordusunu nehrin karşı yakasındaki dik ve çamurlu yamaçlarda mevzilenmiş olarak buluyor.
Persler, taktik bir hata yaparak süvarilerini nehir kıyısının hemen önüne, piyadelerini (özellikle etkili olan Yunan paralı askerlerini) ise arkadaki tepelere yerleştiriyor. Bu, süvarilerin manevra kabiliyetini kısıtlayan bir hataydı. Bundan sonra yaşananlar şu şekilde gerçekleşti:
İskender'in tecrübeli generali Parmenion, nehrin bu dik noktasından gün ortasında geçmenin çok riskli olduğunu, geceyi bekleyip şafak vakti gizlice karşıya geçmeyi tavsiye etti. Ancak İskender, "Hellespont'u (Boğaz'ı) geçmiş bir ordunun bu küçük çay karşısında duraklamasını" bir gurur meselesi yaparak derhal saldırı emri verdi.
Savaş, İskender'in bizzat komuta ettiği sağ kanattaki elit süvari birliği olan "Seçkinler" (Companion/Hetairoi) süvarilerinin nehre dalmasıyla başladı.
Makedon süvarileri akıntıya ve çamurlu dik yamaçlara karşı savaşarak karşı kıyıya çıkmaya çalıştı. Persler tepeden mızrak ve oklarla sert bir savunma yaptı.
İSKENDER’E ÖLÜMCÜL DARBE
İskender, başında parlak beyaz tüylü miğferiyle Pers soylularının ve komutanlarının doğrudan hedefi oldu.
Savaşın en sert anında Pers soylusu Mithridates’i mızrağıyla öldüren İskender, arkasından gelen bir diğer Pers komutanı Spithridates’in savaş baltası darbesiyle miğferini kaybetti. Tam ölümcül darbeyi alacakken, İskender’in hayatını efsanevi komutanı "Kara" Kleitos Perslinin kolunu keserek kurtardı.
İskender ordusunun merkezindeki aşılmaz Makedon Falanjları (uzun mızraklı piyadeler) da nehre girip karşı kıyıya ulaşınca, Pers süvarilerinin hatları kırıldı. Komutanlarının çoğunu kaybeden Pers süvarileri bozguna uğrayarak kaçmaya başladı.
Pers süvarileri kaçtıktan sonra, tepede tek başlarına kalan ve savaşın başından beri neredeyse hiç hamle yapmamış olan Pers hizmetindeki Yunan paralı askerleri kuşatıldı.
Bu askerler teslim olmak istediler ancak İskender, Yunan şehir devletlerine bir ibret dersi vermek ve Perslerin yanında savaşmanın cezasını göstermek için teslimiyet çağrılarını reddetti.
Yaklaşık 20.000 kişiden oluşan bu birliğin büyük kısmı acımasızca kılıçtan geçirildi; sağ kalan 2.000 kişi ise zincire vurularak Makedonya'ya, madenlerde köle olarak çalıştırılmaya gönderildi.
