İstanbul’un fethine dair marş besteleyen Esat Kabaklı: Türk milletine tarihini hatırlatmak istiyorum
Halk müziğinin özel ismi Esat Kabaklı’nın en önemli özelliği Türk destanlarını ezgilere dönüştürmesi. İstanbul’un fethine dair “Fetih Müjdesi” isimli bir marş besteleyen usta sanatçı “Türk’e tarihini musiki ile yeniden hatırlatmak istiyorum” diyor.
- Esat Kabaklı, Türk tarihinin destanlarını ezgilere dönüştürmesiyle tanınan bir halk müziği sanatçısıdır.
- Yakın zamanda İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü için "Fetih Müjdesi" isimli bir marş bestelemiştir.
- Kabaklı, bu marşın Bestami Yazgan'ın bir şiirinden ilham alarak doğduğunu ve mehter takımlarının da bu besteden memnun olduğunu belirtmiştir.
- Sanatçı, mehterin Türk tarihi musikisi olduğunu ve mehter için yeni besteler üretmenin önemli olduğunu vurgulamıştır.
- Esat Kabaklı, savunma gücümüzün artmasının kendisini memnun ettiğini ve gençlikten umutlu olduğunu ifade etmiştir.
- Bayramların çocukluk anılarını hatırlattığını ve bayram ruhunun korunması gerektiğini, ancak otelde tatil yapmanın kendisine yatkın olmadığını belirtmiştir.
- Kurban Bayramları ile ilgili olarak, hayvanların incitilmeden kesilmesine çocukların şahitlik etmesinin uhrevi bir deneyim olduğunu ve bu ibadete katliam diyenlere karşı saygılı olmaları gerektiğini söylemiştir.
MURAT ÖZTEKİN - Esat Kabaklı, halk müziğinin nevi şahsına münhasır sanatçılarından biri… Onu diğerlerinden ayıran en büyük özellik ise Türk tarihinin destanlarını ezgilere dönüştürmesi… Bu yüzden Kabaklı’nın birçok eseri, mehter marşı hâline de geldi. Usta sanatçı, yakın zamanda İstanbul’un fethine dair “Fetih Müjdesi” isimli bir marş besteledi. Biz de bu vesileyle kendisiyle büyük fethi ve eserini konuştuk…
- Bugün idrak ettiğimiz İstanbul’un fethi, çok hususi bir hadise. Çağ açıp çağ kapatılıyor... Fetih, bir sanatçı olarak size ne düşündürüyor?
Fatih Sultan Mehmed ve ordusunun “Türklüğün zirvesi” denilecek bir zaferdir bu... Fetih, İslam’ın fethidir. Çağ açmış, çağ kapatmış bir zafer. Hakkında ne söylesek az kalacak.
İSLAM, TÜRKLÜĞÜN BAŞINDAKİ TAÇTIR
- Fetih denilince Peygamberimizin hadis-i şerifi de akla geliyor. Bu hadise, Türklerin maneviyatına duyduğu aşkı da gösteriyor sanırım…
Tabii, Osmanlı her şeyden önce İslam’ın sancaktarlığını yapmış bir imparatorluktur. Peygamber Efendimizin de İstanbul’un fethini müjdelediği hadis-i şerifi var: “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur!”. Türkler, diğer Müslüman topluluklar gibi bu emre uymuşlar. Fakat zafer onlara nasip olmuş. Türklüğü İslamsız düşünmek mümkün değil. İslam, Türklüğün başındaki taçtır.
- “Fetih Müjdesi” adıyla İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümüne has bir marş bestelediniz. Bu eser nasıl doğdu?
Ecdadımız bir sürü zafer kazanmış, destan yazmış. Ben de yıllardır bunlar için beste yaptım. Malazgirt ve Çanakkale gibi Türk’ün nerede bir kükremesi varsa onu zikretmeye çalıştım. Ancak İstanbul’un fethi için bir bestem yoktu. Bestami Yazgan’ın şiirine baktım, çok hoş. “Cennet-i âlâya uçmalı bugün” ve “Gönülleri süsler bir kutlu haber: İstanbul’u alan ne güzel asker” ifadeleri gönlüme dokundu. Bestekârın anı anına uymaz; bir gün ilham geldi ve fethe yakışan bir melodi ortaya çıktı. Severek yaptığım bir beste oldu. “Ölüm ne ki, bize korku vere hey! Haydi Ulubatlı, haydi bre hey!” derken ben de kendimden geçtim. Bestami Yazgan da bestemi çok beğendi, teşekkür etti. Aslında buna mehter takımları da sevindi.
- Niçin öyle oldu?
Mehter takımları, fetih marşının olmayışından yakınıyorlardı. Yıldırım Gürses’in Arif Nihat Asya’nın “Yelkenler Biçilecek” şiirinden hazırlanmış bir bestesi var ama çocukları telif haklarını koruyor. Mehteran mensupları “Çalamıyoruz, bize maaş lazım” diyorlardı. Mehteran ekipleri 9 tane eserimi çalıyorlar. Artık bununla 10 olacak.
- Mehter için yeni besteler üretmek de önemli sanırım… Neler söylersiniz?
Kesinlikle önemli. Mehter bizim tarihî musikimizdir. Mehter çaldığı zaman insanın bir ordunun üstüne tek başına gidesi geliyor. O kadar muazzam bir musiki. Zaten tarihte Avrupalılar mehterin sesini duyduğu zaman, “Türkler geliyor” diye titremeye başlardı. Ordunun kullandığı bir silah gibi.
- Siz bu besteyi yaparak biraz da yürekleri titretmek istediniz herhâlde?
İnsanlar tüylerinin diken diken olduğunu söylüyor. Bu da beni mutlu ediyor. Ben zaten belli bir misyon için yola çıkmış bir sanatçıyım. Halk müziği sanatçılarının hiçbiri kahramanlık destanlarını okumaz. Bense her fırsat bulduğumda zaferlerimize beste yapıyorum. Türk’e tarihini musiki ile yeniden hatırlatmak istiyorum.
ÖZ GÜVENİMİZ YERİNE GELİYOR
- Peki, Türkiye’de yaşanan gelişmeler bir sanatçı olarak size ne düşündürüyor?
Savunma gücümüz çok artıyor. Bundan çok memnunum. Artık binlerce kilometre menzile sahip füzelerimiz var. Fakat eskiden toplu iğne bile yapamıyoruz diyen kesim bunu görmezden geliyor. Ortalıkta gezinen ukalalara bakmayın; pırıl pırıl gençlerimiz de var. Ben her zaman gençlikten ümitvarım. Seksen doksan yıldır öz güvenimizi mahvettiler, biraz eksikliğimiz var. Lakin bu değişiyor. Öz güvenimiz yerine geliyor.
BAYRAM RUHUNU KORUMALIYIZ
- Şu an güzel bir iklimin içerisindeyiz. Bayramlar size neler hatırlatıyor?
Tabii ki aklıma çocukluk bayramlarım geliyor. Bizim bayramlarımız çok güzel geçerdi. Bayram namazları için hep eski Elâzığ olan Harput’taki Sara Hatun Camii’ne giderdik. Orada namaz kılmak bize ayrı bir maneviyat katardı. Orduda çalışan babam, askerleri kahvaltı için eve getirir, birlikte yemek yerdik. Elbiseler, şekerler, ev gezmeleri… Eminim bunlar şimdiki çocukları da mutlu eden şeyler. Büyüdükten sonra bu duygular azalabiliyor. “Vay benim çocukluğum!” diyorsunuz. Bu yüzden bayramın ruhunu korumak gerekiyor. Anne babanın yanında bayramları geçirmek çok güzel. Ancak bayram olunca otele gidip tatil yapmak benim aklıma yatmıyor.
- Peki ya Kurban Bayramları…
Benim çocukluğumda Kurban Bayramları da bir başkaydı. Hayvanlar kıbleye karşı konur, gözü kapatılarak incitmeden kesilirdi. Biz çocuklar da kurbanın Allah için kesilmesine şahitlik ederdik. Bence bunda bir sakınca yok, bu uhrevi hâli erken yaşta yaşamak gerekiyor. Öte yandan bazıları şimdi uhrevi şekilde yapılan kurban ibadetine katliam diyorlar. İnsaf edip inananlara saygı duysunlar.
