Suyu engellendi, evsizlere yatak oldu! Tophane Çeşmesi'nin başına gelenler
Tophane Çeşmesi'nin kimliği belirsiz kişilerce yakılmasına sosyal medyada pek çok kişi tepki gösterdi. Kimlerin yaptığı henüz belirsizliğini korurken, geçmişte benzer şekilde saldırılara maruz kaldığı gazete arşivlerinde ortaya çıktı.
- İstanbul'un en kıymetli tarihi miraslarından Tophane Çeşmesi, yakın zamanda kimliği belirsiz kişilerce yakılarak ağır şekilde tahrip edildi.
- Bu, çeşmenin maruz kaldığı ilk tahribat değil; geçmişte de benzer saldırılar ve zararlar yaşandı.
- Osmanlı sonrası vakıfları satılan çeşme, uzun yıllar boyunca evsizlerin, madde bağımlılarının ve sarhoşların barınağı haline geldi.
- Evsizler, soğuktan korunmak için çeşme haznesinde ateş yakarak mermer kabartmalarının dökülmesine ve yapının islenmesine neden oldu.
- 2006 yılında onarılan çeşme, musluklarının çalınması ve sürekli tahribat gibi sorunlarla karşılaşmaya devam ediyor.
ALİ TÜFEKÇİ - Berlin Teknik Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Matthias Kramer'in, Pertevniyal Valide Sultan Camii hakkında “Böyle bir eser bizde olsa, yanından motosiklet bile geçirmeyiz” dediği rivayet edilir.
Osmanlıdan kalma camiler gibi tarihi çeşmeler de birer sanat eseridir.
İstanbul'da tarihi çeşme deninlince ilk akla gelen çeşmeler; Sultanahmet ve Üsküdar'daki Sultan III. Ahmed çeşmeleri, Beykoz Küçük Su'daki Mihrişah Sultan Çeşmesi ve Sultan I. Mahmud'un yaptırdığı Tophane Çeşmesi'dir. Bunlar için uzmanlar "cam fanus içinde korunacak değerde" olduğunu belirtir.
Ayrıca Azapkapı'daki Saliha Sultan Çeşmesi, Hekimoğlu Ali Paşa Çeşmesi, Sultan II. Mahmud Çeşmesi gibi nice su hayratı asırları aşarak günümüze ulaşabilen meşhur çeşmelerdir.
İstanbul’un göbeğindeki 300 yıllık Osmanlı mirası Tophane Çeşmesi'ni yaktılar!
TOPHANE ÇEŞMESİ'NİN BAŞINA GELENLER
İstanbul'un en kıymetli tarihi miraslarından olan Tophane Çeşmesi kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından yakıldı. Tahrip edilen çeşme is ve kurumla kaplanarak kapkara bir hale geldi.
Türkiye'nin üçüncü büyük meydan çeşmesi olarak bilinen bu tarihi eserin başına gelenler ilk değildi.
Gazete arşivlerine baktığımızda çeşmenin benzer saldırı ve tahriplere maruz kaldığı görülüyor.
Osmanlı sonrası vakıfları satılan çeşme, uzun yıllar sarhoşların, madde bağımlılarının, evsizlerin kullandığı bir alan haline geliyor.
EVSİZLERİN YATAĞI OLDU
Yıllarca akmayan çeşmenin mermer teknesi, 2018 yılına kadar evsizler tarafından yatak olarak kullanılıyor.
26 Kasım 2018 tarihli Türkiye gazetesi haberinde şu bilgilere yer veriliyor:
Çeşmenin çevresindeki taş teknelerin içinde yatan evsizler, üzerlerine serdikleri battaniye, halı ve naylonlarla soğuktan korunmaya çalışıyor.
Havaların soğumasıyla birlikte özellikle parklar, tarihî eserler ve terk edilmiş mahzenler dışarıda kalan evsizlerin uğrak yeri oluyor.
Tophane Çeşmesi de sokakta kalanların tercih ettiği yerlerden biri hâline geldi. Kılıç Ali Paşa Camii’nin hemen yanında, Meclis-i Mebusan Caddesi üzerinde bulunan tarihî çeşmenin çevresindeki taş teknelerde bazı evsizlerin yattığı görülüyor.
Çeşmenin çevresindeki taş teknelerin içinde yatan evsizler, üzerlerine serdikleri battaniye, halı ve naylonlarla soğuktan korunmaya çalışıyor.
7 YIL ÖNCE DE YAKILMIŞTI
Çeşmeyi kendine sığına edinenler, soğuk gecelerde ısınmak için dikkatsizce ateş yakıyor, çeşmeye zarar veriyordu.
16 Haziran 2019 yılında bu durum Türkiye gazetesinden şöyle haber oldu:
"TARİHÎ ÇEŞMEDE BÜYÜK TAHRİBAT"
"Çeşme haznesinde yakılan ateş sonucu İstanbul’un sembollerinden Tophane Çeşmesi’nin mermer kabartmaları döküldü, sütunlar ise isten dolayı simsiyah oldu.
I. Mahmud’un 1732 yılında yaptırdığı ve Türkiye’nin üçüncü büyük meydan çeşmesi olarak bilinen Tophane Çeşmesi, son olarak 2006 yılında özel bir şirket tarafından sosyal sorumluluk projesi kapsamında onarılmıştı.
Şebeke suyu da bağlanan çeşmenin önce muslukları çalındı. Zamanla evsizlerin meskeni hâline gelen çeşmenin haznesinde ateşler yakıldı. Sürekli ve yüksek ısılı ateş, çeşmenin tarihî mermer kabartmalarını büyük ölçüde tahrip etti. Çeşmenin elma, armut, ceviz gibi meyve kabartmalarının birçoğu tamamen yok oldu.
Osmanlı çeşme mimarisinin önemli örneklerinden biri olan yapıdaki tahribat hakkında bilgi veren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Gündüz, şunları söyledi:
“Bunları görünce mahvoluyoruz. Bu yapıların kimlikleri kayboluyor. Aslına uygun yapmak da tahribatı geri çevirmek de mümkün değil. Ama bunu bu şekilde korusak o da yeter. Şayet kimse bakmaz ve korumazsa tahribat iyice artacak.”
Aynı üniversitenin öğretim üyelerinden Rıza Aydan Turak ise şunları söyledi:
“Haznelerde sadece yatsalar yine de problem değil. Kış aylarında bir yerlerden lastik bulup yakıyorlar. Lastik yanınca ısısı 300–400 dereceye çıkar. Bu ısı mermerleri patlatır. Böyle giderse biz bu çeşmeyi kaybedeceğiz. Alt kısımların yüzde 40’ında hasar var. Ben ilk 2004 yılında fotoğraflamıştım. Bayağı bir kayıp oldu.”
